Çukurova Press Twitter
Bu bölgedeki nakliyat konusunda uzmanlaşmış firmalara ulaşabilirsiniz.artvin evden eve nakliyatardahan evden eve nakliyataydın evden eve nakliyat

70 MİLYONLUK RÜYA VE…

Lagos Balık
02 Aralık 2018 33 views 0

İlk çağ insanı bilgisiz, günümüz insanı ise cahildir…

“Umut, şeytanın fahişesidir…”

Hiç kimse, yüreğindeki umudu fırına vererek bir ekmek alamaz.

Fırından ekmek alabilmek için para gerek, umut değil. Para yoksa yapılacak şey, umutlanmak değil, o parayı elde edecek, üretim, plan ve programdır.

*

Yılda, 500 piyango zengini, 1.200 Bin trafik kazası. Arkadaşlar, bu güzel insanlarımız, milyarlarda bir zenginlik ihtimali için, ceplerindeki ekmek parasını bile verirken, binde 20 kazaya uğrama riskleri için kılını kımıldatmıyor.

 

 

DÜŞ TÜCCARI…

“Düş tüccarıyım. / Düşler alır düşler satarım.

Kaybolmaya yüz tutmuş yaşam tablolarına pembe renkler aşılarım.

Kara renklerin arasında güneş gibi ısıtan renkler serperim.

Duygu fırtınasında salınan kayıklara düş göllerinin sakin kıyılarını anlatırım.

Düş tüccarıyım./ Düşleri toplar düş pazarlarım.

 

Sevinç dükkânı açtım kentin en işlek yerinde.

Gelen geçenlere tebessüm sattım.

Asık yüzleri depoya kaldırıp, vitrine şakayı koydum.

Tebessümden oluşan sermayemi, sevinç bankama yatırdım.

Kendi yaşantım bana kar kaldı.

Herkesten fazla kazandım./ Hayatım bana kaldı.

 

Tezgahlarımla umut işledim./ Biliyorum./ Ağır işçilik.

Kırılan  hayata,/ Yıkılan  yuvaya,

Uçurtmasını kaybetmiş çocuğa,

Ne zordur umut vermek biliyorum.

Üstelik umuda hiç inanmıyorum.

İnanmadığım işi yapıp, tezgahlarımda umut işliyorum.

 

Uzun yıllar duygu boyadım.

Dürüstlüğü cilalayıp parlattım.

Özverileri, alaca renkleriyle pazarladım.

Demirin pasını körlükle örttüm.

Pası saklayıp, kahramanlık türküleri söyledim.

İnceltici olarak türküleri karıştırdım ağdalı sorunlara.

Müşterisi çoktu bu işin.

Kimsenin türkülerimi bozmasına izin vermedim.

Ödünsüzlük alıp, ödünsüzlük sattım.

 

En fazla da yalan ticareti iş yaptı.

Dargın sevgililere söyledim yalanı.

Bana söylenmiş bütün yalanları, kendimce değiştirerek sattım.

Çantamdan savurduğum bir demet yalandan “en uygun olanını seçme özgürlüğü” tanıdım herkese.

Kapış kapış tüketildi yalanlarım.

Havada uçuşan yalanlardan, kimi bir düş oluşturdu kendine, kimi umut.

Kimi, istediği renkleri gördü, kimi de üzerine kattığı yalanlar beşiğinde avundu.

Ne kadar talep vardır avunmalara; inanamadım.

 

Düş tüccarı, sevinç taciriyim.

Umut imalatçısı, yalan mimarıyım.

Kentin en işlek yerinde,

Gerçeğin denetiminde işler kesat

İflasın eşiğindeyim…”(*)

 

Hiç kimse, yüreğindeki umudu fırıncıya vererek bir ekmek alamaz.

Fırından ekmek alabilmek için para lazam; para yoksa gerekli olan şey “umut” değil, o parayı elde etmek için gerekli plan ve programdır.

 

GÖLGE TÜCCARLARI

 

Eski insanların gölgeleri çok değerli idi. Gölgenin, bedenlerine yaşam enerjisi verdiğine inanırlardı. Bir insanın yaşadığı en büyük korkulardan biri gölgesini kaybetmesidir. Gölgesini kaybeden insan, yaşamdan kopuyor ve ölüler dünyasına çağrılıyor demektir.Bu nedenle eski insan, karanlıktan, bu günü insanından fazla korkar.

Güneş, aydınlık vermesinin yanı sıra, insana gölgesini de bağışladığı için kutsal sayılmış ve hatta tanrı diye tapılmıştır.

Daha o dönemlerde “gölge tüccarları” oluşmuştu…

İlginç değil mi, gölge alıp satan tüccarlar vardı. Hatta gölgesini kaybeden insanın gölgesini bulup getiren kimseler vardı. İşleri buydu. Genelde de günümüzün din adamlarının karşılığı olan inanç pazarlamacıları bu işi yapardı.

En yoğun iş de günün akşam saatlerinde başlardı. Çünkü güneş batmaya yüz tuttukça, gölgeler, önce uzar sonra da kaybolur.

Bu kazanç kapısı, “güneş”in ve “gölge”nin ne olduğunun bilinmesiyle sona erdi.

 

Eski insanlar bilgisizlikten dolayı bu tür inançlara sığınmışlardı. İnanç, çaresizliklerine karşı sığındıkları bir limandı. Bilgi kıt ve ellerine ulaşmıyordu.

Peki günümüz insanına ne oluyor? Bunca bilginin içinde cahil gezme yeteneğini nasıl gösteriyorlar, anlayamadım.

İnsanları soyma düzeninin imarları, insanları bilinen bitkisel ve kimyasal uyuşturuculardan daha etkin zehirleyen bir uyuşturucu buldular: “Umut”

Nazilerin Propaganda Bakanı Joseph Goebbels: “İnsanların ruhlarını doyurmak, karınlarını doyurmaktan daha kolaydır. İnanların ruhlarını doyurmalıyız” derdi. Gerçeten de Alman Halkını öylesine uyutmuştu ki, Almanya’nın savaştığını ancak üç beş ay sonra öğrenebildiler.

Yani Alman halkı umut içinde şarklar söylerken, sınırlarında kardeşleri ölüyordu.

 

UMUT; ŞEYTANIN FAHİŞESİDİR…

Yılbaşı biletinin ikramiyesi 70 Milyon lira. Eski para ile 70 Trilyon lira… Şimdi herkes bu hayalin peşine düşecek. Rakamlarla ilgili kafasında hiç bir boyut olmayan insan, 70 trilyonu hayal edecek…

Hayal kurmasını bilmeyen bir insana umut vermek, onu etkisiz hale getirmekle eş anlamlıdır. Hayal kurmasını bilenler, hayallerine umutla değil, plan ve program ile ulaşacaklarını bilirler.

Günümüzde At Yarışları dışında ( 5 Kez, sayılarla ilgili) piyango düzenlenmektedir. Bazı haftalar, bilen çıkmadığı için büyük ikramiye öteki haftaya devrediyor. Ciddi bir araştırma yapılsa her yıl ortalama 500 kişinin zengin olduğu anlaşılır.

Bir insanın lotodan zengin olması, milyarlarda bir ihtimaldir. Yani, dünyamızdan yıldızlara kadar olan uzaklıktadır. Hatta bazı cahiller, çok oynamak ile ihtimallerin çoğalacağını düşünürler. Oysa soru şu: 5 katlı binanın zemini mi yıldızlara daha yakındır, beşinci katının balkonu mu? İhtimal bu kadar zayıf.

Ama bir yılda (2017 yılında) Ülkemizde 1.200 binden fazla trafik kazası olmuş, maalesef 8.000’e yakın yurttaşımız hayatını kaybederken, 300 binden fazla kişi yaralanmış.

Yani sabah evinden çıkan insanın akşama zengin olma ihtimali (Allengirli ilişkileri yoksa) milyarda bir bile değilken, trafik kazası ile karşılaşma ihtimali binde 15’tir. Hele bu sayıya, iş cinayetleri ve ihmalden ölenleri de kattığımız zaman binde 20’ye ulaşırız.

Arkadaşlar, bu güzel insanlarımız, milyarlarda bir zenginlik ihtimali için, ceplerindeki ekmek parasını bile verirken, binde 20 kazaya uğrama riskleri için kılını kımıldatmıyor.

Ne diyor Nietzsche: “Umut, şeytanın fahişesidir…”

İşte bu Şaytan’ın Fahişesi olan umut, insanları soymak isteyenlerin kullandığı en etkili silahtır.

 

“Düş tüccarı, sevinç taciriyim. / Umut imalatçısı, yalan mimarıyım.

Kentin en işlek yerinde,/ Gerçeğin denetiminde işler kesat

İflasın eşiğindeyim…”

 

(*) Bu yazım, 18.02.2008 tarihinde Yeni Adana Gazetesi’nde yayınlamıştır.

 

 

Lagos Balık
SEDAT MEMİLİ
SEDAT MEMİLİDiğer Yazıları
BENZER KONULAR
YORUM YAZ

MAGAZİN
Çukurova Press Twitter

porno izle porno indir türk porno yerli porno türbanlı pornoümraniye escort kadıköy escort ataşehir escort antalya escort

escort bodrumbodrum escort bayan

antalya escort istanbul escort ataköy escort istanbul escort beylikdüzü escort escort istanbul ataşehir escort şişli escort ataşehir escortkadıköy escortescort beylikdüzü escort kadıköy

ataköy escortnisantasi escort