pendik escort kartal escort kurtkoy escort maltepe escort

istanbul escortkayseri evden eve nakliyat

bayan escort izmir

ACI OLAN GERÇEK DEĞİL; YALANDIR… - Çukurova Press Gazetesi

Çukurova Press Twitter
ankara evden eve nakliyat
kayseri evden eve nakliyat

ACI OLAN GERÇEK DEĞİL; YALANDIR…

Lagos Balık
23 Nisan 2018 104 views 0

Bir asansörde iki kişi varsa ve ikisinden biri yellenmişse,

Kimin yellendiğini ikisi de bilir…

 

Kavramların içeriğini sonraya bırakarak, içinde  hem “Milli Egemenlik” hem de “Çocuk” olan bu bayramı kutlayalım…

Bize “yalan makinesi” değil, “Doğru makinesi” gerek.

 

SEVGİSİZLİK NEDEN DEĞİL, SONUÇTUR

Yalanların tarihini hep merak etmişimdir; yalan olmasın ama birkaç kez, yalanların dünyanın geleceğini ne denli etkilediğini yazmayı denedim. Bu amaçla söylenmiş yalanları derlemek istedim. Başlangıçta malzeme bulamayacağımdan çekindim. Ancak malzemesi en bol konunun “tarihteki yalanlar” olduğunu gördüm.

Gerçekte siyasi ve ekonomik bir sistem olarak emperyalizm ve felsefe olarak idealizm, yalanlar tarihinden başka bir şey değildir.

Sistem yalan olunca, sistemin alt fonksiyonları da yalanlara dayanmak zorunda kalıyor.

Örneğin böyle bir sistemin psikolojik verileri de yalandan beslenir. Televizyon programında bir psikolog anlatıyor. Diyor ki; “insanlar sevgiyi kaybettikleri için felaketlerle karşılaşıyorlar.” Oysa bunun doğrusu ; “insanlık felaketlerle karşılaştığı için, sevgiyi kaybetmiştir.”

Öyle olması gerek. Ama psikololoji felaketleri sevgisizliğin kaynağı olarak görürse, bu sefer felaketlerin nedenini araştırmak gibi bir görev üstlenecektir. Bu görev de onu, bağlı bulunduğu emperyalist sistemin yalanlarına götürecektir. Böyle bir zahmete girmektense, felaket nedenlerinin, “insanın kendinden kaynaklandığı” yalanını pişirip pişirip pazarlamak zorundadır.

“Sosyalistlerin zeka düzeyi düşük ve hastalıklı bir ruh hali taşıyorlarmış” kim saptamış bunu. Emperyalizmin hizmetinde olan sözde bilim adamları…

Kendilerini çok zekalı görenlere şunu anımsatıyorum; Ermeni Soykırımı var mıydı yok muydu?

YALAN ÇIKARINDA BİRLEŞENLER

Ermenistan’ın ilk başbakanı ve Taşnaksutyun Partisi’nin kurucularından olan Ovannes Kaçaznuni 1923 yılında bir rapor sunuyor. O zaman ki bütün tarihi gerçekleri resmi bir rapor olarak sunuyor. Ermenistan Başbakanı “Türkler Soykırım yapmamıştır” diyor, bizim bazı Türk Tarihçilerimiz Soykırımdan söz ediyorlar.

Bir yalanın en büyük destekçisi, o yalanla çıkarlarını birleştirenlerdir. Böyle bir yalana cankurtaran simidi gibi sarılanlar, gerçeği kabul etmemek için direnmektedirler. Diderot “Hoşumuza giden yalanları avuç dolusu yutarız da, acı gerçekleri yudum yudum içeriz” diyor.

Bazıları da gerçekler acı diyor. Gerçek neden acı olsun? Eğer, yalanlar üzerine bir sistem kurmuşsanız, gerçekleri kabullenmek zor gelebilir. Ama yaşamı gerçek üzerine kurmuş olanlar için yalan daha acıdır.

ACI OLAN GERÇEK DEĞİL, YALANDIR

Acı olan gerçek değil, yalandır.

Yaşamı yalan olarak değerlendirenler, ölüm gerçeğinden korkarlar. Oysa yaşam bir gerçektir; ölüm gibi. Sistem, yaşamın yalan olduğu üzerine kurulunca, uygulanan soygun düzeni kadere bağlanır. Oysa bu soygun düzeninin mimarları, bunun bir kader değil, sistemin gereği olduğunu bilirler.

Yeryüzünün maddi olanaklarını paylaşmak için cimrilik gösterenler, Tanrının lütuflarını harcama konusundaki cömertlikleri sonsuzdur.

Bir gerçek beslenmek için başka bir gerçekliğe ihtiyaç duymaz. Ama bir yalan asla tek başına kalmaz ve başka yalanlarla beslenmek zorundadır. Bir mikrobun, kendi ürettiği başka mikroplarla beslendiği gibi…

Türkiye Cumhuriyeti, yalanlar rüzgârıyla yönetilmeye çalışılmaktadır. Bu rüzgârı üfürenlerin avurtları yorulunca başka yalancılar otomatik olarak devreye girmektedir. Ama her şeyin sonu vardır. Özellikle yalanların. Gerçek geldiği zaman yalan bir daha doğmamak üzere ölmüş sayılır.

Yer çekimi kanununu kim değiştirebildi ki?

 

GERÇEK, BEDEL İSTER

Gerçek, egemen olması için bir bedel istiyor.

AB, bir soygun örgütüdür. Gümrük Birliği bu soygunun yöntemlerinden biridir.

Özelleştirme, bankacılık sistemi, sigortacılık sistemi, borsa, telekomünikasyon sistemi, Türkiye’yi ve halkını soyan, fakirleştiren ve güçsüzleştiren sistemlerdir.

Gerçek ortaya çıkmak için bedel bekler: Donunuza (afedersiniz) kadar borçlu iken, çalışacak her yüz kişiden yirmisi işsiz iken, Asgari ücret 1.500 lira civarında dolanırken sizin 3 – 5 bin liralık telefonlarla gezmeniz, gerçek için bedel ödemek istemediğinizi gösteriyor.

Tek umudum, bu yalanlar içinde nasıl soyulduğunuzu bilmiyor olmanızdır; bilseniz belki reddedersiniz diye bir heyecan içindeyim.

 

ADANA’YA YALAN MAKİNESİ

Bunları neden anlattım: 1986 yılının 6 Şubat tarihinde  Türkiye’ye 10 Adet Yalan makinesi gönderiliyor. Ve bu makinelerden biri de Adana’ya düşüyor.

İşin ironisi, makineleri yeryüzünün en yalancı yöneticilerinden biri olan Amerika’nın göndermiş olmasıdır. (İkincisi de İngiltere’dir).

Haber şöyle devam ediyor:

“Ağır ve ciddi olayların sorgulanmasında yardımcı olarak kullanılan “Yalan Makinesi” dün Adana’da basın mensuplarına tanıtıldı. Türkiye’ye 10 tane gönderilen yalan makinesi Ankara’da 3 tane, İstanbul, Samsun, Van, İzmir, Diyarbakır ve Tunceli’de 1’er tane bulunuyor…”

Haber öyle diyor. Yalan Makinesi’nden 3’ünin Ankara’da olması dikkatimi çekti. Acaba TBMM’nin girişine konmuş mudur diye? Mutlaka değildir.

Zaten, milletvekili seçimlerinden sonra “Cumhuriyet ve Değerlerine, Atatürk ilke ve inkılaplarına” bağlılık yemini edilirken, kürsüye bir makine konsa:

Ya makine patlardı, ya milletvekilleri patlar veya harbiden Cumhuriyet ve değerleri bu günkü noktada olmazdı.

 

Biz yine haberimizi okumaya devam edelim:

“Amerikan Malı yalan makinesinin piyasa değerinin 2 milyon yedi yüz bin lira (paramızın o zamanki değeri ile düşünün; hani 6 sıfır atmadan önce!!!) olduğunu söyleyen Emniyet Müdür yetkilileri, yalan makinesine sanığın yalan söylediğini ortaya çıkarmak için göğse, parmaklara ve kola takılıyor. 10 Ohm’luk bir elektrik veriliyor, sanığa 13 soruluk bir test uygulanarak yalan söylediği anda kişide, yüz kızarma, terleme oluyor. “

Hayret değil mi? Esasında yalan söylediği zaman yüzün kızarması, insanın doğal halidir. İnsanın bu doğallığını kim, nasıl, hangi sistem bozdu acaba?

 

Yalan makinesi Amerika’da delil olarak kullanılıyormuş. ( O zaman) Türkiye’de ise yargı sistemi değişik olduğundan delil olarak kabul edilmiyor. Emniyet Müdürümüz Naci parmaksız makinelerin kullanılması için Emniyet genel Müdürlüğünden emir geldiğini de açıklamıştır.

 

Sakın bana şu soruyu sormayın: Bu yalan makinesi neden yargı organlarına değil de Emniyet Müdürlüğü’ne teslim edilmiştir?

 

YETER DÜŞÜNDÜK; AZICIK GÜLELİM

 

Adına Facebook denilen Yüz Kitabı’nda Saray Foto Cem Yıldırım’ın bir paylaşımından not almışım. Bizim milli yalanlar…

“Kazanmak önemli değil, mühim olan katılmak”, “Dünya ahret bacımsın”, “Şu an 70 milyon bizi izliyor” , “Seni düşünmekten geceleri gözüme uyku girmiyor”, “Aldığım en güzel hediye”, “İşim bitsin ben ararım”, “Kilolarımla barışığım”, “Gerçek aşkı sende buldum”, “Arkasından değil, burada olsaydı yüzüne söylerdim”, “Benim için önemli olan ruh güzelliği”, “Daha önce kimseyi böyle sevmedim”, “Lotodan para çıkarsa, kimsesiz çocuklara…”, “CV’nizi bırakın, sizi ararız”, “İşçi, memur ve emeklilerimizi enflasyona ezdirmeyeceğiz”, “Failler en kısa zamanda yakalanacak..

Esasında bu listeye çok şey ekleyeceğinizi biliyorum…

 

Koşullar gerektirdiği zaman “cennet” ödülüne layık görülen yalan, nasıl oluyor da aynı zamanda cehennem ateşi ile cezalandırılıyor?

Bu gün 23 Nisan Milli Egemenlik ve Çocuk bayramı.

Biz yine de içinde hem “Milli Egemenlik” hem de “çocuk” kayramı geçen bu bayramı kutlayalım.

Kavramların içeriğini düşünmeyi sonraya bırakalım.

Bize yalan değil, doğru makinesi lazım.

Ve son söz:

Siyasal özgürlüğü olmayanın gerçekleri bile yalandır.

 

Lagos Balık
SEDAT MEMİLİ
SEDAT MEMİLİDiğer Yazıları
BENZER KONULAR
YORUM YAZ

MAGAZİN
Çukurova Press Twitter

kaçak iddaakaçak bahisgüvenilir bahis siteleriiddaa sitelerien iyi bahis siteleriillegal bahisen iyi canlı bahis sitelericasino sitelericanlı bahis siteleriensobet üyelikbonus veren siteler