Çukurova Press Twitter

AĞAM GÖNDERDİĞİN MEKTUBU OKUDUK

Lagos Balık
11 Temmuz 2018 16 views 0

 

            Bu mektup 1960’lı yıllarda üniversitede okuyan Adanalı öğrenciye mahalle arkadaşından gönderilmişti. “YALÇIN ÖCAL’ ın Adanası KİTABINDAN ALARAK BU GÜNKÜ GAZETEMİZDE YAYINLIYORUM. İnanıyorum ki zevkle okuyacaksınız:

Ağam gönderdiğin mektubu aldık, bir Dakka’da da okuduk. Evvela mahsuz selam eder iki yanağından öperik. Adana’daki mahalledeki bütün arkadaşların, yakınların, hısım ve akrabaların ve de Naciye’nin bakışlarını sana gönderrik. Lan efendi, İstanbul nasıl eyi mi? Oraya geldiğimde beni gezdirecen mi? Aman eyi öğren İstanbul’u. Enini, boyunu, soyunu, sopunu, suyunu ve de güzel hatunlarını…

Boşuna gelmiyeyim lan İstanbul’a. Arkadaşların nasıl keklik gibiler mi? Hepsine selam gönderirim.

Lan ollum, onlara söz verdiğim içli köfteleri gönderemedim. İçerleme lan, hele bir sor bakalım?

Birincisi komşumuz Rasim Ağabey’in otobusunun İstanbul’a gelmesini bekliyorduk. İkincisi anamın o sene eve alıp beslediği manık (kedi) yok mu? Giden gün ne yaptı biliyon mu? Anamın içli köfte hazırladığı ve tel kafese koymak için bir kenarda beklettiği eti görmüş: Takanın gındırığından içeri dalıp eti cındırığından gapmış gaçmış.

Miyavlamamış, arkasına bakmamış bile. İki sokak ilerde midesine indirmiş, afiyetle zıkkımlanmış. Abov len böyle bir manık daha görmedim. Yani demem o ki içli köfteler on beş yirmi gün sonraya kaldı. Lan efendi başımıza gelen işe bak lan. Asarık, keserik dedik, Adanalıyık dedik, sözü verdik mi yaparık dedik, yapamadık, mahcup olduk.

 

Adana’da her şey bildiğin gibi, Büyük Saat, Küçük Saat aynen yerlerinde duruyor, ayarları da aynı. Taşköprü, Irmak Hamamı da Büyük Saat’te yerli yerinde duruyor…

Yağmurlar bol bizim buralarda. Derler ya “Kozan’ı yel, Adana’yı sel alır”. Bu yağmurlardan kurtuluş yok lan. Hangimize baksan bocit’nen ıslanmış gibi sırılsıklamık. Lan şeye gitmeden şey oluyoruk be. Adını sen söyle. Velhasıl Adana aynı tas aynı hamam. Aksırık, öksürük, unsuruk, ossuruk…

 

Hele bak gardaş o gün Adana’ya bir bakan gelmiş, belediye başkanına sohbet içinde demiş ki:

“Başkan Bey, nedir bu sizin buralarda bir kelimeyi tekrarlayıp, adam madam, çaput maput, sana mana, sini mini gibi ikinci tekrarların başına “m” getiriyorsunuz? Bizim başkan demesin mi:?

“Aman bre Bakan Bey, o konuşmaları bizim buralarda çocuk mocuk söyler. Boş ver!” Lan efendi, başkan da bunu yaparsa ben ne deyim ki.

 

Adana’ya ne zaman gelecen lan? Seni özledik. Seni özlediğimiz kadar o burunsuz tayyare gibi otoboslarla sizleri karşılayıp, yolcu etmeyi de özledik.

Bağa bak kirlenen çamaşırlarını da ayda bir gönder, Adana’da yıkansın. Kirli pasaklı gezme. Ellerin dışarlıklı oğlanları cin gibi, sen de onlara uy ollum çaktırma Adanalı olduğunu. Şalgamını da gönderdik, idareli, mısmıl iç. Herkese bolca ikram etme! Bağa bak ağam be, senin okuduğun mektepten mezun olanlar vali mali oluyormuş. Aman gardaş vali mali olmadan Adana’ya gelme.

Ele güne rezil etme len efendi bizi. İki eline ekmeğini alınca, fotoğrafını çektir bize gönder ha. Biz de bilek efendi, kimnen oturup kalktığımızı. Zaar (zahir) biz de bir vali mali gardaşı oluruk ilerde.

Gardaşın Hımık Mamut

 

Lagos Balık
YALÇIN ÖCAL
YALÇIN ÖCALDiğer Yazıları
BENZER KONULAR
YORUM YAZ

MAGAZİN
Çukurova Press Twitter
ümraniye escort ümraniye escort göztepe escort kadıköy escort kadıköy escort ataşehir escort antalya escort