Çukurova Press Twitter

AKADEMİSYEN YAYINLARI VE SEVİNÇLİ KİTAPLAR

Lagos Balık
27 Mayıs 2018 40 views 0

İnsanların gözlerindeki o sevinci çoğaltmak

neredeyse en öncelikle amacıma dönüştü.

Yasin Dilmen

Bu raflarda, sonsuzluğa gönderilen bilimin ışıkları vardı.

Tahmin ettiğim gibi çoğu tıp konusundaydı… Her kitap, paylaşıldıkça çoğalan bilimsel bir verinin sevinciyle parlıyordu.

Evet… Yanlış Okumadınız… “Sevinçli” kitaplar diyorum. Sevinç yayıyorlardı.

KİTAP, SONSUZLUĞA SELAMDIR.

Kitap yazmak, insanın, sonsuzluğa gönderdiği bir selamdır.

İnsan tek başınadır ama sonsuzlukta insanlık durmaktadır.

Kitap yazmak, yalnız insanın kalabalıklaşması ve insanlığa karışması anlamı taşır.

Okuduğumuz her kitap, bize gönderilmiş selamın kalben alınmasıdır.

*

Kutsal kitabımız Kuran-ı kerim “Ikra” (Oku) diye başlar.

Âlimlere göre bu emirden kasıt: “Oku, anla, öğren, düşün ve güzel şeyleri insanlığa öğret…” Peki, nasıl öğreteceğiz. Kitap yazmak bunun en güzel yollarından biridir.

*

Kitap yayınlamak isteyen insanların çoğu birçok sıkıntı ile karşılaşmaktadırlar. Kalben verecekleri selamın alt yapısı her şekilde hazır oluyor ama bunu gönderecek vasıta bulamıyorlar. Bu konuda ülkemizde bir türlü kırılamayan bir tekelcilik vardır.

Kendini kitap yazacak kadar donatmış bir insan için en büyük orun o kitabı yazmak değil, bastırırp duyurmaktır.

Yani, selamı vermek için zihni, yüreği ve kalbi hazır ama selamı nasıl vereceği konusunda sürekli engelle karşılaştığı için; “Ben onlardan uzağım / Hep birlikte onlar benden uzak…” sosyolojisi doğuyor.

Ben ilk kez kitap yazdığım zaman, bunun basımına yardımcı olan matbaadaki kıza bile şiddetli minnet duymuştum. O matbaacıya, kurtarıcı gibi bakıyordum… Ne de olsa, çaresiz kaldığımda bana uzatılmış bir eldi o matbaa…

KİTAPLARI GÖRÜNCE…

Akademisyen Yayınevi’ni yıllardır duyarım. Nasıl bir ön yargı oluşmuşsa hep Tıp dalında kitapları pazarlayan bir kitapevi olarak aklımda kalmış.

Yeri de Çukurova Üniversite öğrencilerinin yoğun olarak bulunduğu İller Bankası kavşağından Eski Baraj’a giden caddenin üzerinde. Adnan Kahveci Bulvarı üzerinde…

Geçen ay bir vesile ile oraya gittiğimde sıcak, samimi giriş kapısının ardında devasa bir kitap dünyasının olabileceği aklıma hiç gelmemişti.

Benim gibi kitaplardan nefes alan bir insanın, böyle bir zenginliğin içine düşmesini varın siz hayal edin.

Yasin Dilmen ile görüşmek için gitmiştim; ama onunla görüşme isteğim önceliğini kaybetti ve tek tek kitaplara daldım.

SEVİNÇ YAYAN KİTAPLAR

Bir kitabı rafında gördüğüm zaman, oturup düşünürüm: Kim bilir, hangi umut ve beklentiyle yola çıkılmış ve kim bilir feda edilmiş kaç gece uykusunun bedelini seyrediyorum.

Her kitap, ödenmiş bir bedelin karşılığı olarak raflarda durur.

Kimi, yaşamını, kimi özgürlüğünü, kimi, gecelerini ve umutlarını bedel olarak ödeyerek o kitabı oluşturmuştur.

Burada gördüklerim, çok daha farklı.

Bu raflarda, sonsuzluğa gönderilen bilimin ışıkları vardı.

Tahmin ettiğim gibi çoğu tıp konusundaydı… Her kitap, paylaşıldıkça çoğalan bilimsel bir verinin sevinciyle parlıyordu.

Evet… Yanlış Okumadınız… “Sevinçli” kitaplar diyorum.

Kitaplar sevinçliydi ve gülüyordu. Hepsinin de bu sevincin nasıl oluştuğuna dair bir öyküsü olduğunu zannediyorum.

Sayın Dilmen, bana bir kitap gösterdi: “Bu kendi tarzında hemen hemen yazılmış ilk kitaptır…” diye cümleye başladı ve hem yayınevinin hem de bazı kitapların öyküsünü anlattı.

“İş yerimizin esas merkezi Ankara’dır. 1995 yılından beri hem ulusal hem de uluslar arası ölçekte hizmet veriyoruz. O zaman Çukurova Tıp Fakültesi’nin öğrencileri kitap ihtiyaçları için büyük sıkıntı çekerlerdi. Bir şekilde kendilerinin bu ihtiyaçlarını temin etmeye çalışırdık.

Ancak bu konudan daha vahim bir sıkıntının olduğunu fark ettik. Öğrencilerin kitap bulamaması elbette bir sıkıntı, ama bilgi ve birikime ulaşmış bir Akademisyen’in bilgilerini kitap haline getiremeyişi daha büyük sıkıntıdır.

Düşünün, bir doktor, bir Doçent veya Profesör ömrünü verdiği bir konuda, birikimlerini kitap haline getiremiyor. Bu büyük bir moral bozukluğudur. Bir ülkeyi zenginleştiren madenler neyse, o ülkenin bilim insanlarının bilgileri de bence o değerdedir.

Yazdıklarını yayınlayamayan kişileri gördükçe, “nasılsa ben de yayınlayamam” diye kitaba başlamayan insanların var olduğunu gördük.

Bu iş Ankara’dan olmaz dedik ve Adana’ya geldik.”

 

KENDİ KÖYÜNDE BAŞARMAK…

Burada ben araya giriyorum. Yasin Dilmen Bey ile paylaşmadığım bir görüşümü söylüyorum. Abartılı bir teşbihimiz vardır: Derler ki “insan kendi köyünde peygamber olmaz” ben kesinlikle aynı görüşte değilim; İnsan kendi köyünde peygamber olamıyorsa, hiçbir yerde olmaz. (Elbette haşa peygamberlikten, sonuçta abartılı bir teşbih)

Tabiri caiz ise, kendi mahallesinde, sevilen, saygı duyulan ve başarılı olamayan insanın başka yerde başarılı olmasına şüpheyle bakmak gerekir.

Yasin Dilmen, kendi köyü olan Adana’da başarılı, hem de çok başarılı olmuştur.

Demek ki, yaptığınız bir şey, kendi köyünüzde büyük bir ihtiyacı karşılıyorsa veya halkın beklentilerine cevap oluyorsa, kişi neden kendi köyünde başarılı olmasın?

ÜRETENE UMUT OLMAK

Evet, Sayın Dilmen’i dinlemeye devam ediyoruz. “Adana’ya geldik” de kalmıştık.

“Biz burada Çukurova Üniversitesinin öğrencilerine hizmet vermeye başladık. Bu arada Akademisyenlerin yazdığı kitapları yayınlamaya başladık.

Gün geçtikçe Adana’da ne denli büyük bir boşluğu doldurduğumuzu daha çok farkına vardık.

Akademisyenler arasında bir kitaplarımızı bastıramayız korkusu yıkıldı. Yayınlanan kitap sayısı her yıl artmaya devam etti.

İstanbul hegemonyasının yıkılması ile bilimsel çalışmalar büyük bir hız kazandı.

Biz sadece Türkçe değil, yabancı dillerde de yayınlar basıyoruz…”

Elinde bulunan kitabı tekrar gösterdi:

“Bu türünde yayınlanmış ilk kitaptır. İlk kitap derken yanlış olmasın… Hemşirelik başlı başına özel bilgiler gerektiren bir iştir. Doktor başarılıdır, hastane tam donanımlıdır, operasyon başarılı olmuştur ama son aşamada hastanın bakımı vardır. İşte burada hemşireler devreye girer. Bilgi bakımından donanımsız bir hemşire, sağlık konusundaki bütün başarıları sıfırlamaya yeter.

“Adı Dahili ve Cerrahi Hastalıklarda Bakım” olan bu kitap, teksleren derlenip oluşturulmuştur. Bu yönüyle Türkiye’de bir ilk…”

Sayın Dilmen, öylesine güzel çalışmalardan söz etti ki, elbette konusu gereği teknik bilgi ve detaylar da verdi. Kendisini dikkatle dinlememe karşın eğer bir ifadeyi hatalı yazmışsam o bana aittir. Bu notu da geçelim.

Konusu tıp olduğu için içerikleri hakkında söz söylemeye hakkım yok. Ancak görsel olarak, kitapların basımı, mizanpajı, dizaynı öylesine güzeldi ki… Sonuçta baskı tekniği bir bütün olarak okuma kolaylığı sağlıyordu.

KONULAR… KONULAR…

Hem kitapevini gezdim hem de daha sonra mevcut internet sitelerinden edindiğim bilgilere göre çok geniş alanda yayın yaptıklarını gördüm. Bu alanlar:

Türkçe Tıp Kitapları / İngilizce Tıp Kitapları / Diş Hekimliği / DUS / TUS / Hemşirelik, Ebelik / Sağlık Bilimleri / Eğitim / İletişim / İşletme / İktisat, Ekonomi, Maliye / Mimarlık, Sanat / Mühendislik, Teknik / Bilim Teknik / Fen Bilimleri / Beşeri Sosyal Bilimler / Çevre, Yer Bilimleri / Gıda Tarım Hayvancılık / Biyomedikal Mühendisliği / psikoloji / Seyahat, Turizm / Sosyal Çalışmalar / Spor, Beden Eğitimi / Yönetim, Siyaset, Uluslar arası ilişkiler.”

MUTLU ETME TİRYAKİLİĞİ

Ben zaten kitap konusunda ön yargılıyım, bir de bu mekana girince kendimi kaybettim. Son olarak, Sayın Yasin Dilmen’in şu sözü aklımda kaldı:

“Bir insan düşünün, yıllarca çalışmış, birikim edinmiş ve bir kitap yazma hayali kurmuş. Basılmış o kitabı matbaadan getirdiğimde, hemen birini eline alıyor ve sevinçle kitaba dokunuyor. İşte o an gözlerinde olan sevinç ışıkları ve yüzündeki mutluluğu görüyorum.

Ben o sevinç ve mutluluğun tiryakisi oldum. Sosyal hayatta yaptığım hiçbir şeyden bu kadar mutlu olmuyorum. İnsanların gözlerindeki o sevinci çoğaltmak neredeyse en öncelikle amacıma dönüştü…”

Umarım bu memlekette “Yasin Dilmen”ler çoğalır…

 

Lagos Balık
SEDAT MEMİLİ
SEDAT MEMİLİDiğer Yazıları
BENZER KONULAR
YORUM YAZ

MAGAZİN
Çukurova Press Twitter