Emrah Blkn Google fock you Skype hakanakdan@outlook.com ulaş bana.Emrah Blkn Google fock you Skype hakanakdan@outlook.com ulaş bana.Emrah Blkn Google fock you Skype hakanakdan@outlook.com ulaş bana.AKIL KARIŞTIRAN YAZI - Çukurova Press Gazetesi, Adana Haber

Çukurova Press Twitter
Bu bölgedeki nakliyat konusunda uzmanlaşmış firmalara ulaşabilirsiniz.artvin evden eve nakliyatardahan evden eve nakliyataydın evden eve nakliyat

AKIL KARIŞTIRAN YAZI

Lagos Balık
02 Ocak 2019 55 views 0

Aklına güvenmeyen bu yazıyı okumasın.

Her şeyden şüphe eden biz, İnç, denince neden İngiliz Kraliçesinin parmak boğumu uzunluğunu temel aldığımızı düşünmüyoruz? “Feet” belirlenirken, bir çift öküzün dinlenmeden sürdüğü tarla olduğunu neden kabul ediyoruz? Sahi bir üçgenin iç açılarının toplamı neden 180 derecedir?. Siz bunları boş verin; ittifak var mı? Ondan haber verin.

Başlayan ve biten şey var mıdır? Bu soru zihnimi çok kurcalamıştır.

Bana göre başlayan hiç bir şey olmadığı gibi; biten bir şey de yoktur. Genel anlamda her şey ilksiz ve sonsuzdur. Başlama ve bitiş sadece zihnimizde oluşan bir algıdır.

ZAMANIN NERESİNDEYİZ

Şöyle bir ilan okuyalım: “5 Ocak 2019 Cumartesi Günü, Saat 13.00’te, Adana’nın Kurtuluş törenleri kapsamında, Atatürk Heykeli önünde başlayıp, Kuruköprü’de biten bir 2 Km’lik yürüyüş yapılacaktır…”

İlk bakışta gayet açık bir duyuru. Ama gerçek öyle mi? Biraz akıl merceği kullanalım.

Verdiğimiz tarih, miladi takvime göre verilmiş bir tarihtir. Buna göre, Hz. İsa’nın doğum tarihi esas alınarak saptanmış bir rakamlar bütünüdür. Ama Hz. Muhammed’in Hicretini esas alan inanışlar için bu tarih “29 Rebiul-Ahir 1440″tır.

Hatta Çin Takvimi, yılbaşını 24 Ocak kabul eder ve tarihleri ona göre saptar.

Hangisi doğru?

Esasında hiç biri doğru değildir. İnsanlık ortak anlayış için kendine ortak bir değer oluşturmuştur ve bunu ortak kabul etmiştir. Herkesin ortak olarak inandığı bir yalan, yalan olarak algılanmaz.

Dolayısıyla bir şeyin herkes tarafından ortak kabul edilmesi, o şeyin gerçek olduğunu kanıtlamaz.

5 Ocak 2019 tarihi dediğimiz zaman, esasında gerçekte var olmayan ama gerçek olduğu tartışılmayan bir zaman diliminden söz etmekteyiz.

ZAMAN ALGI, VAKİT İSE GERÇEKTİR

Zamanı parçalara bölmek çok ayrı bir konudur. Sanki sabitmiş gibi bir gün 24 saate ve bir saatte 60 dakikaya bölünmüştür. (Detayına girmiyorum, bunu Sümerler keşfetmiştir ve hala aynı ölçüleri kullanmaktayız. Bu nedenle beynimiz daha doğarken bu olayı peşinen gerçek kabul etmiştir.)

Bir gün neden 24 saat ve bir saat neden 60 dakika olmuştur bunu pek merak etmeyiz. Ama doğru kabul ederiz.

Peki “zaman” ile “vakit” arasında bir fark var mıdır?

Mesela o ilanda saat 13.00 yerine “öğle namazını müteaakip” deseydik ne anlaşılacaktı. Zaman bir algı, vakit ise gerçektir.

Namaz vakti tamamen doğal ölçüler alınarak tespit edilmiştir. Gün ağarırken sabah ezanı, gün kararırken akşam ezanı okunur. Ölçüler, ayın ve dünyanın hareketleri esas alınarak saptanmıştır. Bu vakittir. Bu vakti, zaman çevirdiğimiz anda, algı başlamış olur.

Ama o ilanı gördüğümüz anda, aklımıza gelen vakit değil, zamandır.

Günlük yaşamda bu iki kavramı eş anlamlı kullanmak gibi de bir hatamız vardır.

“SİLAH’A SİLAH; EKONOMİYE EKONOMİ…”

İlanı okumaya devam ediyoruz. “Adana’nın Kurtuluş Törenleri kapsamında…”

Soru şu, Adana gerçekten kurtuldu mu?

Takvim ve zaman konularında evrensel verileri değerlendirdim. Şimdi de yerel anlayışla bir değerlendirme yapalım.

Biz 5 Ocak tarihinde neyi kutlayacağız? Adana’nın düşman (Fransız) işgalinden kurtuluşunu.

Düşman, Adana’yı işgal etseydi ne yapacaktı? Adana’yı ekonomik olarak sömürecekti.

İşgali silahla yapmaya kalkınca başarılı olamadı. Şimdi ekonomik olarak yaptı ve yine sömürüyor…

Özgürüz, bayrağımız dalgalanıyor, ezanımız okunuyor ama sömürülüyoruz.

Bağımsız olmayan tpraklarda ibadetin bile bağımsız olamayacağını görmüştük. O zaman, “Kurtuluş Törenleri” bence yapılması gereken yeniden kurtuluş için olmalıdır.

Adana’nın yeniden kurtuluşa ihtiyacı vardır. Silahlı işgale nasıl silahla karşılık verdiysek, ekonomik işgale de ekonomik olarak karşılık vermeliyiz.

Ara not: Sınırlarımızda TSK ve Emniyet Güçleri bu ülke için canlarını veriyor. Biz onların şahadetlerini anlamlandırmadıktan sonra neye yarar? (Gelecek hafta bu konuyu işleyeceğim)

Yani anlayacağınız, ekonomik kurtuluş yoksa siyasal kurtuluş ta yoktur.

 

SABİT YER VAR MIDIR?

Biz ilanı okumaya devam ediyoruz: “Atatürk Heykeli’nin önünden”

Değerli arkadaşlar, Atatürk heykeli’nin önü bize göre sabit bir yerdir. Oysa, Atatürk heykeli, dünyanın dışından bakan insan için sabit bir yerde değil, ortalama 1.666 Km. hızla hareket eden bir yerdedir. Ben de aynı hızla hareket ettiğim için Heykeli sabit olarak görmekteyim. Burada uzun uzadıya “İzafiyet teorisini” anlatmayacağım. İnsanlar çoğu okumaz. Çünkü onlar için, dünyanın ve kendilerinin sorunları önemli değil, önemli olan yapılacak seçimlerde kimin belediye başkanı olacağı veya olmayacağıdır.

Konumuz başlama ve bitiş var mıdır? sorusunun cevabını aramaktı. Benim, ilanı okuduğum andaki Atatürk heykeli’nin yeri ile okumayı bitirdiğim andaki yeri değişmiştir. Hatta rakam vereyim. Okuma bir dakika sürerse heykelin yeri yaklaşık 69 Km değişir.

VE ÖLÇÜLER

İlanda diyoruz ki, “2 Km’lik yürüyüş”

Kilometre’nin uzunluğunu kim bulmuş? Böyle bir sabit var mıdır? Biz doğru kabul ediyoruz ama bu bir gerçek midir.

Arkadaşlar son söyleyeceğimi başta söyleyeceğim: Ölçüler için kabul ettiğimiz bütün değerler uydurmadır. Sadece hiç kimse itiraz etmediği ve ortak kabul ettiği için biz gerçek zannediyoruz.

Buyurun beraber bakalım.

İNGİLİZ KRALİÇESİNİN VÜCUT ÖLÇÜLERİ

İnç: İngiliz Ölçü Birimidir. Bilgisayar veya televizyonun boyutunu belirtirken kullandığımız ölçü birimidir. 31 Ekran, 40 ekran diyoruz ya işte o.

Peki bu nedir? Kiliselerini (Anglikan), arabanın direksiyonlarını (Sağda) ayıran İngilizler, kendilerine göre bir ölçü birimi tespit ettiler. Yalakalık bölgesel değil, evrenseldir. İngiltere’de de yalaka bilim insanları vardır. İşte onlardan biri İngiliz Kraliçesi’nin yanına gidip – Kim bilir nasıl dil döktüyse – parmak boğumunu ölçer. Kraliçenin işaret parmağı boğumunu santimetre cinsinden 2.54 olarak ölçer. Sanki cet motoru icat etmişçesine: “Buldum! Buldum!” diye çığlık atar ve parmak boğumuna gelen ölçü temel kabul edilir.

Aynı yalaka heyet, kraliçenin ayaklarını da ölçer ona da “foot” der, adımının ölçüsüne de “yarda” adını verir.

Pilot havada bilmem kaç feet yükseklikten uçtuğunu söylerken, esasında kraliçenin bir ayağının yerde bıraktığı izin uzunluğunu söylemektedir.

Kara Mili: 1 Kara Mili 1.609 metredir. Mil’de ayak uzunluğundan gelir. Romalılar dönemindeki orijinal adı “Mille Passum” dur. Yani “Bin adım”.

Gelin görün ki siyahi ırkın ayağı ile pigmelerin ayağı aynı boyutta değil. Romalılar bin adımı 4.850 olarak kabul etmişken, İngilizler yeniden değerlendirip 5.280 olarak kabul etmişlerdir.

Eğer çinliler veya pigmelerin ayak ölçüleri esas alınsaydı bu rakam, 6 binleri geçerdi.

Akıllılar bana şunu sorar. Kardeşim ayak uzunluğu diyorsun ve hemen feet’e geçtin. Bir milin 5.280 feet olması nasıl hesap edilmiş. 5000 ayak, nasıl 5.280 feet oluveriyor?

Benim de yeni öğrendiğim “defurlong” denilen bir uzaklık ölçüsü var. Defurlong, bir çift öküzün dinlenmeden sürebileceği tarla uzunluğu. 1592 yılında İngiliz Parlamentosu toplanıp, 1 milin uzunluğunu belirlemeye karar veriyor. Hesaplama yapıyorlar (1 Mil 8 Furlong) olarak karar alıyorlar. E, bir furlong’ta 660 feet olduğuna göre, 1 mil, 8 furlong x 660 = 5.280.

Hayret etmeyin, feet dediğimizde öküzlerin sürdüğü tarla aklınıza gelsin.

Daha, uzunluk, ağırlık, hacim ve para değeri ölçülerine sıra gelmedi.

Pırlantaya verilen değerler ile nasıl soyulduğumuzu; Doların veya hisse senetlerinin inen ve yükselen değerleri ile kimlerin fakirleşip zenginleştiğini de ileriki günlerde anlatırız.

Kimse bir şeye başlamıyor ve kimse bir şeyi bitirmiyor…

 

Lagos Balık
SEDAT MEMİLİ
SEDAT MEMİLİDiğer Yazıları
BENZER KONULAR
YORUM YAZ

MAGAZİN
Çukurova Press Twitter