Çukurova Press Twitter

“Ambalajlı içme suyu tüketimine mahkum ediliyoruz”

Lagos Balık
17 Temmuz 2018 20 views 0

 

Türk Mühendis ve Mimar Odaları (TMMOB) Kimya Mühendisleri Odası Güney Bölge Şubesi Yönetim Kurulu Adına Başkan Ümit Türkmen, “Suyu yönetemeyenler ülkeyi ambalajlı içme suyu tüketimine mahkum etmektedirler” dedi.

“AMBALAJLI SU TÜKETİMİ HIZLA ARTIYOR”

Yazılı açıklama yapan Türkmen, su yönetiminin başta büyük kentler olmak üzere başarısızlığa uğramasının dışında temiz su kaynaklarının değişik nedenlerle hızla azalmasına yol açtığını vurgulayarak, “Sağlıklı yaşam konusundaki bilinçlenme ve mevsimsel etkiler su tüketim tercihlerini değiştirerek ambalajlı su tüketimini hızla arttırmaktadır. Sektörün cirosu yaklaşık 6 milyar liraya ulaşmıştır. Sektörel büyüklük olarak Türkiye dünyanın 7. büyük ambalajlı su ülkesi haline gelmiştir” görüşlerine yer verdi.

KMO Güney Bölge Şubesi Yönetim Kurulu Adına Başkan Ümit Türkmen, açıklamasında daha sonra şöyle devam etti:

“AYNI ZAMANDA BİR HAKTIR”

“İnsanlık için vazgeçilemez bir yaşam kaynağı olan suya duyulan ihtiyaç aynı zamanda bir haktır. Bu hakkın kullanılması hiçbir amaç ya da düşünce doğrultusunda ticarileştirilemez. Çok değil, bundan yaklaşık on yıl kadar önce özellikle ambalajlı su tüketiminin yoğun olduğu büyük kentlerimizde musluktan kana kana içilen sular henüz hafızamızdan silinmemişken; bu gün hem konutlarımıza belediye şebekesi yoluyla hem de ambalajlı su olarak tükettiğimiz suya ödediğimiz para önemli bir meblağ olarak karşımızda durmaktadır. Özellikle AKP`li dönemle birlikte su yönetiminin birincil kurumu DSİ teşkilatının yetişmiş elamanlarının görevden alınarak ya da sürgün yoluyla kurumdan uzaklaştırılarak içinin boşaltılması sonucu hafızasının silinmesi bu günü yaratan zafiyetlerin başlangıcı olmuştur. Zaman içerisinde bu kuruma alternatif Su Yönetimi Genel Müdürlüğünün kurularak DSİ görevlerinin bazılarının paylaştırılması, EİEİ`sinin kapatılması, İller Banka`sının işlevsiz atıl bir duruma indirgenmesi sonucu başta büyük kentlerde su yönetimini zafiyete uğramıştır. Ülke nüfusunun yaklaşık beşte birine sahip İstanbul ve Ankara`daki Su Yönetimi Master Planı dahilindeki Büyük Melen ve Gerede –Işıklı sistemlerinin iki katını aşan bitiş süreleri bu kentlerde yaşayan yaklaşık 20 milyon kişiyi ambalajlı su tüketmeye mahkûm etmiştir.

“AKAN SUYUN İÇMENİN İMKANI KALMADI”

Son yıllarda yaşanan plansız ve çevresel etkileri dikkate almayan sanayileşme içme suyu kaynaklarımız olan, nehirlerimizi, göllerimizi ve yer altı sularını fütursuzca kirletmiş ve bu nedenle kentlere temiz su temini her geçen gün daha da zorlaşmıştır. Öyle ki Doğu ve Güneydoğu Anadolu`daki bazı havzalar ile Karadeniz`deki bazı havzalar dışında bütün su kaynakları bu plansız sanayileşme nedeniyle kirlenmiştir. Ergene, Sakarya, Kızılırmak ve Menderes nehirlerindeki kirlenme tarif edilemez bir duruma gelmiştir. Eskiden bu nehirlerin suyu ile içme suyu temin edilen birçok ilde artık musluklardan akan suyu içmenin imkânı kalmamıştır. Suyun musluklardan içilebilir olduğu zamanlarda sadece şebeke suyuna para ödenirken artık hem şebeke yolu ile eve gelen suya hem de ambalajlı olarak tüketilen suya yüzlerce lira para ödenmektedir. Öyle ki ambalajlı su sektörü her yıl yaklaşık % 10 civarında büyümektedir.

“SEKTÖRÜN ÇOK CİDDİ SORUNLARI VAR”

2015 yılı verilerine göre tüketilen ambalajlı su 10,98 milyar litreye ulaşmıştır. Tonaj olarak sektörün % 57 sini damacana % 43`ünü ise ambalajlı pet sular oluşturmaktadır. Kişi başına yıllık tüketim ise 143 litredir.Sektörün çok ciddi sorunları vardır. Öyle ki; kimyasal, biyolojik ve radyoaktif kirlilik içeren sular dahi pazar da satılmakta, kuyu suları kaynak suları gibi pazarlanmakta, “içme suyu” adı altında kuyu suları, işlenmiş ya da rafine sular piyasaya sürülmekte, ticari firmalar başka kaynaklarda dolum yapmakta, su; içerisine konulması riskli ambalajlarda tüketiciye sunulmakta, ciddi olarak hijyen sorunları yaşanmaktadır. İnsan için hayati bir önem taşıyan, bir gereksinim ve hak olduğu kabul edilen suyun insanlara temiz, uygun ve bedelsiz olarak temin edilmesi ve onlara ulaştırılması sosyal bir sorumluluktan öte aynı zamanda bir insanlık görevidir de. Bu görevin yerine getirilmesinde ortaya çıkan ve giderek bir meta ticaretine indirgenen kabul edilemez bu durum yurttaşlarımızı sahip olmaları gereken bu gerçeklikten başka bir duruma asla sürüklememelidir.” (Haber Merkezi)

 

 

 

Lagos Balık
BENZER KONULAR
YORUM YAZ

MAGAZİN
Çukurova Press Twitter