pendik escort kartal escort kurtkoy escort maltepe escort

istanbul escortkayseri evden eve nakliyat

bayan escort izmir

BODİ! BODİ! NEDEN OLDU? BİR KISACIK SUDAN OLDU! - Çukurova Press Gazetesi

Çukurova Press Twitter
ankara evden eve nakliyat
kayseri evden eve nakliyat

BODİ! BODİ! NEDEN OLDU? BİR KISACIK SUDAN OLDU!

Lagos Balık
24 Ocak 2018 173 views 0

Tabiatın kanunlarına karşı dua bereketi ile değil,

 insan iradesi ile karşı konulan bir zamanda yaşıyoruz. (Nevzat Güven)

 

 

İnsan, önceleri kendini doğayla bir tutardı. Hatta bir tutmanın ötesinde, doğayı denetleyen, ona yön veren, güneşi doğmasına neden olan, yağmurları yağdıranın kendisi olduğunu zannederdi.

Kişi, bir hareketiyle şimşek çaktırır, fırtınalar oluşturur, seller yaratırdı.

Doğaya bu denli etkili olduğunu düşünen insan, doğadaki iyilik ve kötülükten kendisini sorumlu tutardı.

Selin meydana gelip köyün yıkılmasını, günah işleyen kişilere bağlamak onun için zor değildi. Bu kişiler için, işlenmiş bir günah, doğanın öfkesini uyandırmaya yeterdi.

 

“GÜNAHKÂR” BULMAK KOLAY

 

Bu dönemin kendine özgü alışkanlıkları oluştu. Toplumlar bu düşüncelere göre örf ve adetler edindi. Törenlerini ona göre yapmaya başladı.

Kötülükleri kovuyor, iyilikleri çağırıyor, kötü ruhların evine girmesini önlemeye çalışıyor veya evine bereket girmesi için farklı törenler yapmaya başlıyor.

Her inancın töreni kendine bir simge buluyor. Nar, bereketi; sarımsak kokusu ile kötü ruhları korumayı; Buğday, bolluğu; Asa, güç ve kudreti vb. simgeliyor.

Kötü ruh gürültüden korkar, Afrika ormanlarının tam tamı ile davulumuzun düşünce anası budur. Neşeli ve mutlu günlerimizde hızla çaldığımız davul, esasında gürültüsü ile kötülüğü kovan bir araç olarak düşünülmüştür.

(Esasında bu inanç biçimleri çok tanrılı dinlere ait dönemlerden kalmadır. Semavi dinler bu tür inançları, hurafe olarak niteler. Ancak “Dinci” diye tabir ettiğim her dinin yobazları bu inançları paraya veya kendi çıkarlarına kullanmayı becermişlerdir. Katolik piskoposları yüzyıllarca bu inançları ileri sürerek, kralları ve imparatorları etkilemişler ve halkın karanlıkta kalmasına neden olmuşlardır.

“Falanca ile evlenme veba hastalığı olur”, “Filanca devletle barış yapma, Allah çiçek felaketi gönderir” gibi verilecek yüzlerce örnekle devlet politikalarını bile etkilemişlerdir.)

 

ADANA’DA HURAFELER

 

Elbette Adana bir dünya kentidir. Dünya’nın inançlarından etkilenecektir.Aydınlıktan nasibini alan Adana, karanlıktan da nasibini almıştır. Adana’da bazı inançlar hala yaşamaktadır:

Kiriş bağlamak: Hastanın iyileşmesi için el ve ayağına birkaç düğümle kiriş bağlanır.

Köz Sayımı: Çocuk hastalığında nazardan kuşku duyulursa, bir kaba maşa ile közler atılır.Bu sırada nazarı değdiği düşünülen kişilerin adları söylenir. Suda en çok fokurdayan köz km,n adına rastlarsa, o kişinin nazarı değdiğine inanılır, ona göre nazar muskası yapılır. İşte görüyorsunuz, bir insanı uğursuz ilan etmek ne kadar kolay!

Ansızın rahatsızlanıp baygınlık geçirenlerin ilk rahatsızlandıkları yer saptanarak, eritilmiş sıcak yağ ya da sıcak bulamaç döküldüğünde ,  hastayı çarpan cin ve perilerin onu iyi edeceklerine inanılır.

Bundan sonra uzun uzun düğün, nişan, doğum ve ölüm ile ilgili inanç ve hurafeleri yazmayacağım. Bu gün hepimizin hatırladığı bir “yağmur duası” töreninden söz edeceğim.

 

“YAĞMUR YAĞIYOR / BELEDİYE CAMDAN BAKIYOR”

Yağmur sadece coğrafyamıza değil, bütün dünyada halkın yaşamını, kültürünü, folklorünü etkileyen bir doğa olayıdır.

“Yağ yağ yağmur / Tarlada çamur / Teknede hamur

Ver Allahım ver / Sulu sulu yağmur…”

Belki de çocuklarımızın en çok söylediği tekerlemedir. Biz de ıslanarak, annelerimizden terlik yiyerek bu tekerleme ile coşmadık mı?

Yağmur yağdığı zaman sokaklara dökülüp:

“sokaklara dökülüp:

“Yağmur Yağıyor / Seller akıyor…

Arap kızı camdan bakıyor…” diye tekerleme söylemeyen çocuk var mı?

Şimdi bu söylem değişti:

“Yağmur yağıyor / Seller akıyor…

Belediyeler camdan bakıyor…”

 

NEVZAT GÜVEN’İN YAZISI

Tüksözü Gazetesi’nin 28 Mart 1937 tarihli ve 3787 sayılı  nüshasında Nevzat Güven’in durumu özetleyen bir yazısını paylaşalım.

 

Anlaşılıyor ki kurak bir mevsim geçiyor. Bu kurak mevsimin geçişinde yapılan törenler ve sokak eğlencelerini temel alan Nevzat Güven, hurafeleri eleştirmiştir.

BODİ! BODİ!,

“Bodi! Bodi!

Dün kulaklarımızın alışık olduğu bu sesi Adana sokaklarında ine işittik.

Bu ses, Adana çiftçisinin mütemadiyen gök yüzünü gözetleyen gözlerinin suya karşı duyduğu  hasretin sesidir. Çukurovalıların öteden beri kuraklığa karşı bu çeşit, yani sihirli tedbirleri vardır!

Ya elinde bahçe korkuluğuna benzeyen ne ifade ettiğini kimsenin bilmediği acayip bir nesne, pencerelerden üzerine dökülen kova kova sulardan sırılsıklam olmuş bir insan, titrek bir sesle sokakları dolaşır ve Çukurova Çiftçisi namına Allahtan yağmur dilenir; Yahut da büyük Taş Köprü’nün yanına bir teneşir ıslatır, su ilahının merhametine delalet edilir.

*

Evvelâ nereden geldiğini bilmediğimiz bu ananeler, hiç şüphe yok ki, ziraat politikamızda alınması lazım gelen büyük tedbirlerin birer canlı ihtarıdır. Çukurova köylüsünün en büyük derdi, felaketi sudan gelir. ‘Bol yağmur yağar, nehirler taşar, ekilmiş topraklar su altında kalır. Mevsiminde yağmur yağmaz ekilmiş topraklar yanar, içindekileri, üstündekileri kavurur, kurutur.

Sık sık yenilenen bu felaketler bizi, bir an evvel sularımızı bir rejime tabi tutmağa, topraklarımızı tabiatın merhametine terk etmemeye mecbur etmektedir. Bu işin ehemmiyetini çok iyi anlamış bulunan hükümetimiz alınması lazım gelen tedbirleri tespit etmiş ve işe de başlamak üzeredir. Bizim burada söylemek istediğimiz şey işin başka tarafıdır.

Bodi!Bodi!

Neden Oldu?

Bir kaşıcık sudan oldu!

Cümlelerini titreyen dişleri arasında zorla telaffuz eden bu zavallı insanın hali ve onu sokaklara düşüren zihniyetin hala aramızda yaşaması içimizi sızlattı. Bu adamcağızı çırıl çıplak sokaklara düşüren şey, bize, evlerimizi kapılarımızın üzerine yazdırdığımız (Ya Hafız!)  cümlesi ile sigorta ettiren zihniyetten başka bir şey değildir.

DUA’NIN BEREKETİ Mİ? İNSAN İRADESİ Mİ?

Tabiatın kanunlarına karşı dua bereketi ile değil, insan iradesi ile karşı konulan bir zamanda yaşıyoruz. Paratoner denen birkaç metrelik demir parçasını başımızın üzerine koymazsak Allah, bütün yıldırımlarını başımıza yağdırmakta tereddüt etmez. En keskin duaların bile buna mani olmasına imkan yoktur.

Medeni insan, hiçbir işi için Allah’ı rahatsız etmeyen ve her derde dimağının, bileğinin kuvvetiyle çare bulan insandır.

Üç günden beri sokaklarda ‘Bobi! Bodi!’ dolaştığı halde bir damla yağmurun düştüğünü görmedik.  Seksen bir nüfuslu Adana şehri soyunup sokağa düşse bile, bir tek damla yağmurun düşeceği de yoktur.

Medenileşmeye, insan gibi düşünüp insan gibi yaşamaya çalıştığımız bir zamanda gök yüzündeki bulutları dua ve tılsım kuvveti ile eritmeye kalkmak gülünçtür. Ve bizim için medeni bir yüz kızartısıdır.

Dünkü, Bodibodi’lerin bir tek tesiri bir tek neticesi olacaktır. Sabahtan akşama kadar çırılçıplak ve su altında dolaşan zavallının şiddetli bir saplıcana yakalanması.

Lagos Balık
SEDAT MEMİLİ
SEDAT MEMİLİDiğer Yazıları
BENZER KONULAR
YORUM YAZ

MAGAZİN
Çukurova Press Twitter

kaçak iddaakaçak bahisgüvenilir bahis siteleriiddaa sitelerien iyi bahis siteleriillegal bahisen iyi canlı bahis sitelericasino sitelericanlı bahis siteleriensobet üyelikbonus veren siteler