Çukurova Press Twitter

BSTP Genel Başkanlığından: Seçim Bildirisi

Lagos Balık
03 Ekim 2018 45 views 0

ÖNERİLEN SLOGANLAR

 

İçinde “ben” ve “benim çıkarımı” temel almayan bütün sistemler batıldır…

 

Gerçeği mi duymak istiyorsunuz; Sürüden ayrılma… Partim için en değerli meziyet, sürünün parçası olmakla kendini mutlu eden ufuksuz kimselerdir. Siz düşünme zahmetine katlanmayın; ben sizin yerinize düşünür, sizin yerinize sonuç üretirim. Siz zengin olmayı bile beceremezsiniz )Kazara zengin olsanız da onu korumayı beceremezsiniz) Ben sizin yerinize zengin olurum.

Yeter ki…

 

 

Sever göründüğüm ve bir gülücüğe tav olan saf seçmenlerim.

Sizin en fazla saf ve alık oluşunuzu seviyorum.

EVRENİN YARISI BEN DİĞER YARISI TASARIMDIR

Şimdi size “Evren neden oluşur?” diye sorsam apışıp kalırsınız. Oysa bunun cevabı çok basittir. Evren “Ben” ve “Benden Olmayandan” oluşur…

İster teknik, ister otantik; ister miyop isterseniz hipermetrop gözle bakın, evren ben ve benim dışımdakilerin toplamıdır.

Hatta daha da ileri giderek söyleyebilirim ki benim dışımda olanlar da varlığını bana borçludur.

Ben olmasam benim dışımdakiler de olmaz.

Ben varsam şu karşıki dağlar var. Ben olduğum için, gökyüzü, araba, çayırlar, ormanlar vardır. Gözümü kapattığım veya ben olmadığım zaman bunların hiç biri yoktur.

Ben olmasaydım, ormanlar olmayacağına göre, ormanın varlığı benim varlığıma bağlıdır.

Aynı şekilde, bir ölü için kamu kaynakları ne ifade eder?

Ölünün canlı fonksiyonları olmadığı için, ona canlılık kazandıracak kaynaklar da yok hükmündedir.

Değerli düşünür Gottlieb Fichte’e göre (Lan danışman bu da kim? Boğ ver başkanım bilmesen de olur, zaten sana oy verenler de bilmez. Salla gitsin) “Ben, saltık yaratıcı ilkedir. Tüm evren ben ve ben olmayandan oluşur. Ben olmasam ben olmayan da olmazdı. Beni kaldırınız evren de yok olur. Ben’den başka her şey benim tasarımdır…”

 

EFENDİSİZ DÜNYA CEHENNEMDİR

Sevgili kuzucuklarım ve Zimbabveli seçmenlerim!

Demek ki ben olmasaydım, kuklalar icat edilmezdi.

Beni ben yapan dışımdaki nesnelerin varlığı değil, dışımdaki nesneleri var yapan benim varlığımdır.

Ben ürettim rakamları, “tutsağı” oldum sonra / Para benim buluşum, “efendi” yaptım kendime

İçine düşmek için tuzaklar kurdum. Tuzağa düşmeyi başardım da… Tuzaktan kurtulmak için Metefizik Felsefeyi de ben buldum… İçine düştüğüm tuzaktan kurtulmak için başka bir tuzağın gerekliliğini de ben savundum.

Uğruna ölmek için “izm”leri ben akıl ettim. Sonra da bu “izm”ler uğruna nice ocaklar yıktım, nice felaketlere neden oldum.

Bu ilahi bir kısır döngüdür / Kukla ile efendisi arasında süregelen

“Kuklalar kullanır efendiyi; efendi çaresiz / Savunur bir Latin Amerika şiirinde..

“Şeytan Canımı alsın çocuklar, ben yarattıysam eğer bu aldatma düzenini…”

Sağırlar için frekans / Körler için renk / Ölüler için duyular ne kadar anlamsızsa,

Bensiz varlık o denli anlamsızdır

Boşluk hiçlikle dolar / Ancak varlığın ona anlam yükler…”

Bu şiirimin siyasi açıklaması: İçinde ben ve benim çıkarımı temel almayan sistemlerin tamamı batıldır.

 

DEMOKRASİ SALATASI

Bu arada güzel şeyler de yaptım; Özgürlik gibi, adalet, haki hukuk eşitlik gibi… Bazılarının tuzunu fazla kaçırdım bazısının da ölçüsünü.

Özgürlüğü başıboşlukla karıştırıp, adaleti vicdandan soyutladım…

Hepsini birbirine karıştırıp, “demokrasiyi yaptım…

Kullanış biçimi olarak bunların tutsağı olmak için fazla gecikmedim.

Çünkü insanlık efendisiz olamazdı.

Beni özgürleştirmek için keşfettiğim demokrasi, tutsaklığınız için iyi bir zincire dönüştü.

Artık herkes, kuyruğunda “izm” olan düşüncenin her hangi birini kendine zincir olarak seçme özgürlüğüne sahip oldu.

 

 

EFENDİ ÜRETİM ARAÇLARI

İnsanlık tarihinin üretilen en eski kavramının “kişisel çıkar duygusu” olduğunu söylemiştik. İkinci üretilen kavram ise “Efendi”dir.

Esasında bunlar birbirine bağlıdır; çıkar duygusu ile efendi üretme birbirine doğru orantılıdır. Çıkar duygusu ne kadar çoğalırsa, efendi ihtiyacı o denli yoğunlaşır.

Bu nedenle insanlar, efendiye tabi olmayı, orak ve sabandan evvel keşfetmişlerdir. Orak ve saban ile bir şeyler üretim kazanmak için emek gerekir… Efendiye tabi olmak ise cehalet ve yalakalık… Eh, insanlık her zaman kolay yolu seçmiştir.

Partimin sosyolojik tespitine göre: En makbul insan efendisiz olamayan ve sürekli kendine efendi üreten insandır. Uygarlık tarihi, üretilmiş efendilerin geçirdiği ilerlemenin tarihidir.

Başta güneş, fırtına, kış, bahar gibi doğa olayları olan efendiler, zamanla yeryüzüne inerek, efendi, kral, padişah olmuştur. Belediye başkanları bu evrensel efendilerin yereldeki temsilcileridir.

Ben, parti ve belediye başkanı olarak sizin efendisizlik felaketine karşı bir çözümüm.

Bir efendiye tabi olma, ekmek, su, hava kadar büyük bir ihtiyaçtır. Siz bu ihtiyacınızı benle gidereceksiniz ve ben de size en değerli yaşam gücü olan ekmek, su ve havayı vereceğim.

Ben efendi olacağım ve sizler de hava ve su ile yetineceksiniz…

Sizler için, efendi olmanın dayanılmaz ağırlığına katlanacağım… Düşünebilir musunuz? (Ki, hiç sanmıyorum)

Dizler için, size bile katlanacağım…

Benim sevgili kuzucuklarım, velinimetlerim, bön bön bakıp alkışlayanlarım…

Kalbi kötülük dolu olan dayanaklarım, gözlerimi kapatırsam dünya sonsuz bir karanlıktan başka bir şey değildir. Gözümü kapattığım zaman, ovalar, akarsular, yer altı kaynakları, çalışan fabrikalar, vadiler ve alabildiğine uzanan bu toprak yoktur. Siz onları var zannediyorsunuz, hayır! Asla! Kat’a! Onlar yoktur, onlar sadece benim tasarılarımdır. Ben gözlerimi kapatırsam ne yoksulluk görülür ne de insanları vahşice birbirini boğazlamaları…

Ben varsam onlar vardır. Dolayısıyla esasında sizin, malınız, mülkünüz, doğal kaynaklarınız, limanlarınız, hisse senetleriniz, sendikal hak ve özgürlükleriniz, demokrasiniz yoktur; onlar benim tasarılarımdır.

Ben olmasam benim dışımdakiler de olmayacağına göre benim dışında olan bütün bu haklarınızın varlığı, benim varlığıma bağlıdır.

Benim varlığını koruyun ki, ben de sizin haklarınızı tasarlayayım.

Yaşasın ben ve benim gibi olanlar.

“Netekim”, her şey düşüncede var ise, ve düşündüklerimin dışında nesnel gerçeklik yok ise, evrende var olan sadece “kendim”im demekten başka yol yoktur.

Siyasetin ve bütün anlayışların merkezinde “ben” ve “benim çıkarlarım” olmalıdır.

ÖNERİLEN SLOGANLAR

Bu açıdan seçimlere katılacak olan partimin belediye başkan adaylarına kullanacakları sloganları veriyorum:

Hayatta en hakiki mürşit; Ben’im…

Sakla beni, alırsın hisseni.

Bana verdiğin her oy size rüşvet ve iltimas olarak geri dönecektir.

Ne mutlu Ben’im diyene…

Damlaya damlaya cebim dolar

Ne ekersen bana verirsin

Ayağını bana göre uzat…

Ben, benden üstündür…

Gemisini kurtaran kaptan, beni kurtaran sizsiniz.

Hacı, hacı olmaZ gitmekle Mekke’ye, adam olmaz seçilmekle belediyeye…

Hatasız kul, çıkarsız seçim olmaz.

 

Esasında ben, varlığımın farkında değildim; altta kalanın canının çıktığı Liberal sistemin çocuğu olan Siyasi Partiler Yasası ve Belediyeler Yasası bana kendi varlığı fark ettirdi.

Bugün, varlığım, kendi varlığının farkında olmayan insanların beklentileri üzerine oluşmuştur.

Onların beklentileri oldukça zirvelerin fatihiyim…

Yaşasın ben!

(*) 1999 yılında yayınlanmış olan “Benden Sonra Tufan Partisi” adlı kitaptan esinlenerek bu satırları paylaşmaktayım.)

 

 

Lagos Balık
SEDAT MEMİLİ
SEDAT MEMİLİDiğer Yazıları
BENZER KONULAR
YORUM YAZ

MAGAZİN
Çukurova Press Twitter
ümraniye escort ümraniye escort göztepe escort kadıköy escort kadıköy escort ataşehir escort antalya escort