EROL YILDIZ: "ATATÜRK ASRIN LİDERİDİR" - Çukurova Press Gazetesi
Çukurova Press Twitter
bursa escortescort bursaeskişehir escortgörükle escort

EROL YILDIZ: “ATATÜRK ASRIN LİDERİDİR”

Lagos Balık
09 Ocak 2019 27 views 0

 

 

Atatürk’ü anlatan kuruluşlar devlet destekli olmalıdır…

Erol Yıldız

 

 

Erol Yıldız: “Gıda maddelerimiz Genetiği bozulunca,aydınlarımızın, solcularımızın ve milliyetçilerimizin de genetiği bozuldu…”

 

Cumhuriyet Kadınları Derneği Çukurova ve Seyhan Şubelerinin birlikte düzenlemiş oldukları söyleşide Yazar Erol Yıldız ile birlikte konuşmacıydım.

Ziraat Mühendisleri Odası Adana Şube’sinde Akın Özdemir toplantı salonunda düzenlenen söyleşiye çok sayıda seçkin davetli katıldı.

5 Ocak sabahı yağmurluydu.

Ben öncesinde Çukurova Üniversitesi Ramazanoğlu Konağı Kültür Merkezi’ndeki anma törenlerine katılmıştım. Sayın Gözde Ramazanoğlu (Artık Profesör) çok güzel bir etkinlik organize etmişti. Katılımcılar, Adana’nın kurtuluşu ile ilgili olarak istedikleri şiirden bir dörtlük okuyorlardı.

Konakta benim gibi yaşlı insanlar katılmış olan küçük öğrenciler gibi şendik.

Adana’nın Kurtuluşu ile ilgili olarak, Ahmet Karataş – M. Fatih Sansar ve Hüseyin Batar’la birlikte ekip olarak hazırladığımız “5 Ocak Şiirleri Antolojisini” armağan ettim.

Bir dörtlük okumam istendiğinde de “Tufan Alpat”a ait bir şiiri okudum.

Kurtuluş Coşkusunu görünce “şen” olmamak mümkün değil.

Ziraat Mühendisleri Odası’nda söyleşi saat 14.00’te başlıyordu. Erken gitmeyi düşündüm ama dostum Jeofizik Mühendisleri Odası Adana Şube Eski / Eskimeyen Başkanı Melih Baki benden önce gelmişti.

Kendisi ile sohbet ederken, Ziraat Mühendisleri Odası Adana Şubesi’nin eski ve yeni başkanları ile üyeler bir arada sohbet ediyorlardı.

Söyleşiyi birlikte gerçekleştireceğimiz Erol Yıldız gelince bir tanışma muhabbeti başladı.

Bolu’lu olduğunu söyleyen Sayın Yıldız, yazma hayatına erken başlamış. Biyografisinde, sağlık sektöründen 2000 yılında emekli olduğu notu var. Ayrıca şu not da gözüme çarptı: Toplamda 8000 makale ve 2000’den fazla şiiri var. Bu şiirlerin 4 tanesi de bestelenmiştir. Udi olan yazarın, basılı olarak 6, basıma hazır 5 kitabı bulunmaktadır.

 

Dernek Başkanı Sayın Ayşe Soylu, kısa bir sunum yaptıktan sonra ilk konuşma bana verildi. Ben kendi konuşmamı gelecek hafta paylaşacağım, bu gün Erol Yıldız’ın konuşmalarını sizlerle paylaşmak istiyorum.

Dile getirdiği düşüncelerinin hepsine katılmış olmam mümkün değil… Elbette katılmadığım düşünceleri de vardır. Konuşmalarını bire bir aktarmam mümkün değil, ancak edindiğim izlenimlere göre aktarım yapacağım.

Şimdi söz tamamen Erol Yıldız’ın… (Sadece ara başlıklar bana aittir)

 

DEVLET DESTEKLEMELİ

 

“Öncelikle burada olmaktan mutluyum. Kadını dışlayan hiç bir düşünce ayakta kalamaz ve Atatürk devrimlerinin en temel niteliği kadına hak ettiği değeri vermesidir…”

“Bana soruyorlar, bu kadar sivil toplum kuruluşuna ne gerek var? Cumhuriyet Kadınları Derneği’ne, Atatürkçü Düşünce Derneği’ne, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ne ne gerek var? Söylüyorum, kadınlarımız bu kadar aşağılanmışken, kendi haklarını bilmekten uzaklaştırılmışken, değersizleştirilmişken, ve kadınlarımız hala Atatürk’ün ilke ve devrimlerini bilmiyorlarsa, evet bu derneklere ihtiyaç var. Yetmez, daha da fazla kurulması ve yaygınlaştırılması gerekir.

Ve hatta öneriyorum, bu tür dernekler, ekonomik olarak finans zorlukları çekmektedirler. Bu zorluklar nedeniyle, tüzüklerinde yazılı amaçlarını gerçekleştirme konusunda verimli olamıyorlar. Daha fazla insana ulaşabilmeleri ve amaçlarını yerine getirebilmeleri için finans sorunlarının devletin karşılaması gerekmektedir. Devlet, Atatürk ile ve devrimlerini yaygınlaştıran kurumların karşısında değil yanında olmalı ve onların ekonomik ihtiyaçlarını karşılamalıdır…”

 

ATATÜRK’ÜN ÜÇ HİTABI

“Arkadaşlar, Atatürk genelde üç hitap kullanmıştır. Bunlar, Çocuk, Efendi ve Dost’tur.

1.Çocuk: İnsanlığın en masum, en temiz, en içten hali çocukluktur. Bu nedenle her türlü günah ve yasaktan muaf tutulmuştur. Bir çocuk davranışı, her türlü hile entrika ve gizli ajandalardan müstesnadır. Bu masumiyeti çok iyi bilen Atatürk, çevresinde bulunanlara “çocuk” diye hitap eder.

2.Efendi: tarihin çeşitli dönemlerinde “efendi” kelimesi çok değişik anlamlara gelmekteydi. Osmanlı döneminde, ağa, bey, paşa gibi devlet memurlarına efendi denmiştir. Hattaa Osmanlı padişahlarına “efendi” olarak hitap edildiği olmuştur. Oysa efendi çağdaş anlamıyla,”bey” ünvanından farklı olarak, özel adlardan sonra kullanılan bir unvan yerini almıştır. Buyruğu yürüyen, sözü geçen kimse: “Köylü milletin efendisidir” gibi. Atatürk bu anlamıyla halka hitap ederken, “sizin buyruğunuz ve sizin sözünüz geçer” anlamında “efendiler” hitabını kullanmıştır.

3.Dost: Türk dil kurumunda dost’un iki anlamı vardır: 1. Sevilen, güvenilen, yakın arkadaş. Sıkı fıkı görüşülen kimse. 2. anlamı ise: Aralarında iyi ilişkiler bulunan, iyi geçinen. Bu anlamlara baktığınız zaman dost, aileden sonra en güvenilen kişidir. Ülkeler arkadaşlık ilişkilerine değil, dostluk ilişkilerine bakılır. Biz yakın çevremiz ve komşularımız ile arkadaşlık veya tanışıklık ilişkileri değil, dostluk ilişkileri geliştirmekteyiz. Dost derken, benden asla zarar gelmez ve çevremde de zarar vermeyeceklerle ilişki içinde olmak istiyorum mesajı vermektedir. Bu açıdan bakıldığında Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesi daha yerinde bir anlam kazanır.

O, kibar, naif, halkını kırmayan bir liderdi….”

 

GENETİĞİ BOZULMUŞ

“Dinin söz ettiği üç harflilerden korkmuyorum. Eğitim sistemimizdeki üç harfliler bir canavar gibi… Onlardan korkuyorum: SBS, YKS’den başlayın sonu gelene kadar…

Bir de GBA, GBS ve GBM vardır. Bunları da ilk defa benden duyacaksınız:

Genetiği Bozulmuş Aydınlar, Genetiği Bozulmuş Solcular ve Genetiği Bozulmuş Milliyetçiler…”

 

TÜRKÜLER DOĞRU SÖYLER

“Cumhuriyet kuruluktan sonra, hızla üretim yapan bir millete dönüştük. Hiç bir şey üretilmeyen Anadolu topraklarında Atatürk ilke ve devrimleri ile bir üretim seferberliği başladı. Ama Atatürk’ten sonra bize: “Siz üretmeyin biz size daha ucuza veririz” dediler. Hatta türkülere bile geçti:

“Zeytinyağlı yiyemem aman, / Basma da fistan giyemem aman

Senin gibi cahile / Ben efendim diyemem aman…”

Böylelikle halis zeytinyağımız, Sümerbanktan üretilen basmamızın sonu geldi. Daha sonra şeker fabrikalarımızın sonu gelecek ve biz mısır şurubuna kalacağız.

Gıda maddelerimiz GDO’lu olunca, aydınlarımızın, solcularımızın ve milliyetçilerimizin de genetiği bozuldu…”

 

KIRILMA NOKTALARI

“Bunlara neden olan neydi? Bugünlerde neden ağır bedeller ödemek zorunda kaldık. Bana göre bunun nedeni beş kırılma noktasıyla özetlenebilir.

 

1 – Atatürk’ün erken ölümü: Mustafa Kemal Atatürk, dünyayı kökten değiştiren 2. Dünya Savaşı başlamadan vefat etmişti. Savaşı dönemi ve savaştan sonraki süreçte yine Türkiye Cumhuriyetinin başında olsaydı, durum çok farklı olurdu.

2 – Halkevleri ve Köy Enstitülerinin Kapanması: Halkımızı aydınlatan ve ülkemizi refah seviyesine yükselten bu iki kurumun – özellikle köy enstitüsü – kapatılması çok ağır sonuçlar doğurmuştur.

3- Çok Parili Sisteme Erken Geçtik: Henüz demokrasi bilinci oluşmadan çok partili sisteme geçmiş olmamız, hem ülkemizin gelişmesini durdurmuş hem de demokrasinin bu günlere kadar aksak işlemesine neden olmuştur.

4- NATO’ya Erken Girdik: Ülkemizin stratejik olarak bulunduğu coğrafya tam değerlendirilmeden NATO’ya girmiş olmamız, olumsuz sonuçlar doğurmuştur.

5- 12 Eylül !980 Anayasasının %92 oy ile Kabul edilmesi: En son ve çok tahrip edici kırılma, 12 Eylül Anayasasının %92 gibi bir oyla kabul edilmesidir. 12 Eylül’e bu destek ile birlikte Türkiye maalesef bu günkü noktalara gelmiştir. Ama kırılma o tarihlerde yaşanmıştır…”

 

Not: Sayın Yıldız’ın katılmadığım görüşleri olmuştur. Nitekim salonda bunun tartışmaları oldu. Her halükarda, kimse kimsenin görüşlerine katılmak zorunda değil, kendisini Adana’da görmekten ve tanışmaktan mutlu oldum.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Lagos Balık
SEDAT MEMİLİ
SEDAT MEMİLİDiğer Yazıları
BENZER KONULAR
YORUM YAZ

MAGAZİN
Çukurova Press Twitter