Çukurova Press Twitter

İmar affı mı, imar barışı mıdır? Kanun tanımaza ödül müdür?

Lagos Balık
02 Mayıs 2018 86 views 0

Gazetelerde imar affı, kaçak inşaat vurguncusuna ödül şehrin görüntüsünü bozmaya teşvik mi, gibi tartışmaları okurken, başımdan geçen bir kaçak inşaat komedisini hatırladım….

1955-56 yıllarıydı ve lisede öğrenciydim. Pazarlar Caddesi üzerindeki evimize göre liseye daha yakın Hurmalı Mahallesi’ndeki dede hatırası evimize taşınmıştık. Lise yolumuz yarı yarıya kısalmıştı…

Marangoz ve inşaat ustası olan babam, biraz tamirattan sonra, zemin katta bulunan işyerinin iç kısmına gerekli olan yere biraz tuğla örmek için çalışırken, ben de ona yardımcı oluyordum…

O da ne? Başımıza bir belediye zabıta memuru geldi ve işyerinin içerisine bakarak “İnşaat ruhsatınız var mıdır” falan derken, “Buna inşaat mı denir. Önce şu kaçak dökülen betonarmelere bak v.b” diyerek, memurun yanına yaklaşırken, karşımızdaki kışlık Havuz Pavyonun köşesindeki, ayakta duran bir zabıta memurunu göstererek, “Bana değil de ona bir ufak rakı parası ver” derken babam “En büyük cezanızı yazın lan. Devlete canım kurban. Size beş kuruş bile vermem” derken, araya girdim ve o yıl 5 TL fiyatı olan rakı parasını vermeyip makbuzu aldım…

Babam çabuk parlardı, sinirliydi ve de eli açıktı. O gün Pazar günüydü. Ertesi gün, ödediği 50 TL ceza karşılığı makbuzu bana uzattı… Ve bana “Devlete canım kurban” demişti… Rahmetli babam bize her zaman “Devlete hainlik eden iflah olmaz” sözünü yinelerdi… “Devletin malı deniz, yemeyen domuz” diyenlere kızar ve “Domuzların uydurduğu söz” derdi…

BABAM “ALDIĞIM KİRA BANA YETER” DEDİ EMEKLİLİK DİLEKÇESİNİ VERMEDİ….

Babam böyle gani gönüllü bir insandı. Pazarlar Caddesi’ndeki evimizin altında marangoz atölyesi evimin altındaydı. Yıllarca atölyenin talaşlarını ve tahta parçalarını, torbalarına, leğenlerine dolduran komşuların hiç birinden beş kuruş almadı.. “Dükkanın zekatıdır” derdi ya onbir çocuğun hepsi kendisine benzemedi…

1997 Mayıs ayında emekli olduğumda, Adana Kızılay İşhanı’ndaki 59 numaralı yazıhanenin boşaldığını duyunca, bişiğindeki bürosu olan Av. Mustafa beye “Seninle komşu olalım” dedim ve kiraladım. Kızılay görevlisi Kamil Bey ile mukavele yapıp, yıllık kira ve masrafı olan 65 milyon TL’yi ödedim ve Mustafa Bey’e “Bir süre düşüneyim, belki cayarım” dedim…

Vede öyle oldu. Bir süre düşündüm? Büroya bir sandalye bile koymadan “Mustafacağım. Yirmi beş yıl önce bir süre avukatlık yapmıştım ya, insanlar çok değişmişler. Ben vazgeçtim. Verdiğim kiradan da vazgeçtim. Kızılay’a bağışlıyorum” dedim. Arkadaşlarım şaşırdılar ve “Kira için talipli çok alsana v.b” diyenlere de gülümsedim… Kamil Beye de “Anahtarı komşuma bıraktım. Kirayı da Kızılay’a bağış işlemini yap” dediğimde şaşırdı ve “İyi ki bağış yapmışım” diye düşündüm ya, başarılı gazeteci Uğur Dündar’ın Tv’lerde gösterdiği Kızılay çöplüğünü görünce “Yanlış mı yapmışım?” diye kendime sordum.

Yumurtalık C.Savcılığı yaptığım yıllarda, bizi ziyarete gelen Adalet Bakanlığı Müsteşarı Sabahittin Okutan Bey’e “Burası küçük bir yer. Makam arabasının gereği yok. Milli servete yazıktır. Alınız v.b” deyince masamızda oturanlar da şaşırmışlardı. Kaymakam Erol Okyay, Hakim Nazmi Çelik ve bana “Siz delimisiniz v.b” demişlerdi… Konya –Karaman Savcılığına gönderdim…

Beyt-ül malı her zaman korumuştum…

 

Lagos Balık
GALİP SALMAN
GALİP SALMANDiğer Yazıları
BENZER KONULAR
YORUM YAZ

MAGAZİN
Çukurova Press Twitter
ümraniye escort ümraniye escort göztepe escort kadıköy escort kadıköy escort ataşehir escort antalya escort