Çukurova Press Twitter

İngiltere’den Adana’ya uzanan casusluk serüveni

Lagos Balık
02 Nisan 2018 72 views 0

Bu yıl 20. Yapılan Devlet Tiyatroları Sabancı Uluslararası Adana Tiyatro Festivali kapsamında seyirciyle buluşan oyunlardan biri Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları yapımı olan “39 Basamak” adlı oyundu.

Oyunun başkahramanı Richard Hannay; başta James Bond olmak üzere birçok ironik sinema, polisiye ve çizgi roman kahramanının atası olmuş. Bu karakter ilk kez 1915 yılında John Buchan’ın romanı “39 Basamak” ile okuyucunun karşısına çıktı. Kazara casusluk olayına karışan masum bir adamın serüveni olan bu ilk romandan sonra seri romanlarla dünyada tanınmaya devam etti.

Yabancı bir yazar tarafından yazılmış bir metin olmasına rağmen oyun neredeyse tamamen ülkemize uyarlanmış. İçinde radyo cıngıllarından Türk filmi klişelerine, Yiğit Özgür karikatürlerinden Hitchcock filmlerine kadar birçok ögeye göndermeler, esinlenmeler olan oyunu izlemek bir o kadar da dikkat istiyordu.

Oyun İngiltere’de başlayıp İskoçya’ya uzanan bir coğrafyada geçecek şekilde yazılmış. Bizim izlediğimiz yorumu ise İstanbul’da başlayıp Konya üzerinden Adana’ya uzanıyor. Hatta öylesine bir hal alıyor ki sanki Adana üzerine kurgulanmış izlenimi bırakıyor izleyicide.

Oyunun festivaldeki iki gösterimini de izleme şansım oldu. Bu yüzden seyircilerin gösterdiği ilgiyi ve oyun sırasındaki tepkilerini gözlemleyebildim. Oyun sonunda dakikalarca ayakta alkış aldılar. Konuştuğum kişiler beklediklerinden daha güzel ve eğlenceli bir oyun izlediklerini belirtti.

“39 Basamak” oyunu ekibinden oyuncu Mehmet Alp Sunaoğlu ile oyun ve tiyatro üzerine kısa bir sohbet yaptık.

Kendisi de Adanalı olan, birçok televizyon dizisi, reklam ve filmde rol alan oyuncumuz sorularımızı cevapladı.

-Öncelikle festivalimize hoş geldiniz diyorum. Mehmet Alp Sunaoğlu’nu kendi cümleleriyle tanıyabilir miyiz?

-1980 Adana doğumluyum. Kendimi bildim bileli resim ve müzik yapmaktan, oyun oynamaktan çok zevk aldım. Çok sevdiğim bir eşim ve 5 yaşında bir de oğlum var. Ve geleceğe dair hiç bitmeyen umutlarım..

-Özellik ilk şunu sormak istiyorum. Orijinalinde İngiltere’den İskoçya’ya devam eden oyunun, sahnelediğiniz yorumunda Konya üzerinden Adana’ya gelmesinde sizin Adanalı olmanızın etkisi oldu mu?

-Adanalı olmamın şöyle bir etkisi var; Hannay doğal olarak bir İngiliz kökenli ama bir tarafını da Anadolu’dan bir yere bağlamak istedik. Açıkçası bir grup çalışması halinde gittik. Ekibin uyumu ve birbiriyle olan diyaloğu çok güçlü olunca, onlar kendi yörelerinden bir şeyler kattılar, bir oyuncunun kapacağı tüm dillere, şivelere, hareketlere vakıf oldukları için hepsi kendinden bir şey kattı. Zaten hepsi birbirinden yetenekli oyuncu arkadaşlar.

Adana’yı es geçmek olmazdı. Ben adanalı olduğum için oranın dilini yöresini olduğu şekilde vermek istedim. Ayrıca Güney (Anadolu) Ekspresi’ni baz aldık. Tam olarak bu güzergâhtan gitmese de,seyirciye şu anki durumuyla bir bağlantı kurdurabilirsek, kendinden hissedecekti ve bir Anadolu oyunu olacaktı.

Ben oyunu ilk kez Kenter Tiyatrosunda izlemiştim ve çok etkilenmiştim. Yıllardır oynanan bir oyundu. Çeşitli özel ve devlet tiyatroları tarafından bir çok kez sahnelenmişti. Ama Türkiye’de ilk defa, bunun bir benzeri daha yok.Bu metni alıp tamamen bir Anadolu yorumuyla, bize has tiplemelerle sunmak ilk defa yapılan bir şey.

Orijinal metinde hikâye İngiltere’de başlayıp İskoçya’ya doğru ilerlerken, bizim maceramız İstanbul’dan başlar Konya üzerinden güneye Adana’ya dek varan bir yol izler. Ve bizler bu yol boyunca çeşitli gelenekler görenekler, yöresel ağızlar, maniler ve türkülerle bezeli bir Anadolu hikâyesine tanıklık ederiz. Kendinizi bir an “Selvi boylum al yazmalım” izlerken, hemen ardından Hitchcock un “Sapık” filminde bulabileceğiniz, türlerin iç içe geçtiği hem zihnen hem bedensel olarak oldukça zorlayıcı ve bir o kadar da oyuncuyu diri tutan bir Anadolu polisiyesi “39 basamak”.

Yönetmenimiz Oğuz Utku, sahneleri her gün yeniden yazarak yepyeni bir oyun yarattı. Zekâsına güvendiğim çalışmaktan çok zevk aldığım değerli bir yönetmen. Birbirinden maharetli oyuncu arkadaşlarımla kendimizi işe öylesine verdik ki, her yeni gün bir öncekini daha ileriye taşıdı.

Hannay normalde bir karakter. Diğerleri ise çeşitli tiplemeler. Bu yüzden onun değişmemesi gerekiyordu. Zaten romanda görülen durum da bu. Bir karakterin casusluk hikâyesi. Olay bunun üzerinden şekilleniyor. Ancak biz böyle bir çalışma yapınca, Adanalı’ya bağlayıp bu sefer onun bir casusun kılık değiştirme numaralarını da ekleyerek oyunun içine bir anlatıcıdan daha çok ciddi anlamda oyunun içine giren diğer insanlar gibi yaşayan bir canlı haline getirdik.

-Oyunu ilk izlediğimde; sanki Adana’da oynadığınız için özellikle Adana’ya uyarladığınızı düşünmüştüm. Diğer şehirlere gittiğinizde bu olabilir ama Eskişehir’de nasıl bağlıyorsunuz konuyu? (Burada neyi öğrenmek istediğimi açıkça yazamıyorum çünkü oyunun kritik bir yeri hakkında açıklama yapmak gerekiyor.)

-Aynı şekilde yapıyoruz ama burası Adana şeklinde yapmıyoruz. Zaten bu bizim ilk turnemiz. “39 Basamak” ilk kez Eskişehir dışında sahnelendi.

-Yeri gelmişken şunu da sormak istiyorum. Profesyonel oyunculuk hayatınızda Adana’da ilk kez mi sahneye çıktınız?

-Evet, profesyonel olarak ilk oyunum. 19 yıl önce bir üniversite öğrencisiyken  (Çukurova Üniversitesi İ.İ.B.F.)  1999’da üniversitenin sosyal aktivite topluluğundaydım. Bir kere oyun sahneledik. İki temsil yaptık üniversitede amfide. Ondan 19 yıl sonra ilk defa Adana’ya oyuna geliyorum.

-Oyunda Nasrettin Hoca üzerinden yapılan bir kurgu var. Hocanın nereli olduğu Eskişehir ve Konya arasında bir çekişme konusudur yıllardır. Eskişehirliler Hocanın Sivrihisarlı, Konyalılar ise Akşehirli olduğunu iddia ederler. Sizin oyunda “Nasrettin Hoca’nın memleketi Akşehir’e gidiyoruz” denilerek açıkça Konyalı ilan ediliyor. Eskişehir ekibi olarak şehrinizde bir tepki aldınız mı?

-Eskişehir’in kemikleşmiş bir tiyatro seyircisi var. Bu eğer beşte birse geri kalanı ise oraya okumaya gelen üniversite öğrencilerinden oluşuyor. Dolayısıyla çok hızlı bir devir daim yaptığı için bu bilgiler ne karşılık görüyor ne tepki alıyor.

-Bu oyunda siz hariç diğer oyuncular birden çok tipi canlandırıyor. Siz de Eskişehir Belediye Tiyatrosu’nda ilk olarak Haldun Dormen yönetiminde “Oyunun Oyunu”nda oynamışsınız. O oyunda da oyuncular 3-4 farklı karakteri canlandırmış. Çok oyuncuya para vermemek için mi böyle bir yöntem izliyor belediye (Gülüyor..)?

-Bu bizim şansımız. Böyle oyunlar denk geldi. Yoksa belediyenin bu yönde bir tasarrufu yok.

-Festivalimize katılıp yaptığınız katkıdan dolayı sizin nezdinizde tüm ekip arkadaşlarınıza ve Eskişehir Büyükşehir Belediyesine teşekkür ederiz. Seyirciniz çok, alkışınız bol, sahneniz daim olsun. Bize vakit ayırdığınız için ayrıca teşekkür ederiz.

 

(Kutu)

OYUN NE ANLATIYOR?

Serin, sıcak, ılık, soğuk bir gecede Richard Hannay, esrarengiz bir kadının ölü olarak kucağına düşmesi sonucu uluslararası bir polisiyenin içinde bulur kendini.

Kimlikten kimliğe giren casusların, adamı çıldırttığı bu patolojik serüvende Hannay, masumiyetini kanıtlamak için kalbinin ve dünyanın ortasına doğru hızla yol alırken hayatının kadınlarıyla karşılaşacak, tüm bunlar olurken ay gökte bazlama gibi parlayacaktır.

RÖPORTAJ: DOĞAN GÜLBASAR

Lagos Balık
BENZER KONULAR
YORUM YAZ

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir
MAGAZİN
Çukurova Press Twitter

kaçak iddaakaçak bahisgüvenilir bahis siteleriiddaa sitelerien iyi bahis siteleriillegal bahisen iyi canlı bahis sitelericasino sitelericanlı bahis siteleriensobet üyelikbonus veren siteler

pornohd pornobrazzers pornogrup porno
olgun milf pornopornoporno