pendik escort kartal escort kurtkoy escort maltepe escort

istanbul escortkayseri evden eve nakliyat

bayan escort izmir

“Kadın cinayetleri toplumun yüz karasıdır” - Çukurova Press Gazetesi

Çukurova Press Twitter
ankara evden eve nakliyat
kayseri evden eve nakliyat

“Kadın cinayetleri toplumun yüz karasıdır”

Lagos Balık
27 Ağustos 2019 12 views 0

SABİT ÖZKESER / HABERİ

Kırıkkale’de 38 yaşındaki Emine Bulut’un eski eşi tarafından kızının önünde vahşice bıçaklanarak öldürülmesi Türkiye’yi yasa boğarken, olaya da tepkiler sürüyor.
“TOPLUMSAL TEPKİ ÇOK ÖNEMLİ”
Gazetemize özel açıklamalarda bulunan Adana Çocuk ve Kadın Hakları Derneği (ÇKHD) Başkanı Çiğdem Akça, toplumsal tepkinin çok önemli olduğunu vurgularken, “Emine Bulut cinayetinin toplumda yarattığı infiali çok önemsiyoruz. Kadın cinayetleri toplumun yüz karasıdır” dedi. Akça, bu tür acıların artık son bulması gerektiğini vurguladı.
“ÖNERİLERİMİZ DİKKATE ALINMALI”
Sahadaki kadın örgütlerinin önerilerinin de çok önemli olduğuna dikkat çeken Akça “ Toplumun tepkisi pek çok olayda karar aldırıcı nitelikte olur. Şu anda tüm ülkede karar almaya yetkili bürokratlar, siyasiler ve liderleri, halk, basın ve sosyal medya birlikte kadın cinayetleri için tek ses olup Emine Bulut un şahsında birleştiler” diye konuştu.
“EYLEM YAPALIM,DESTEK VERELİM”
ÇKHD Başkanı Çiğdem Akça, “Bizi Adana da pek çok şahıs arayarak ‘eylem yapalım, size destek verelim’ dedi.Aslında yaşananlar okadar korkunç ki, olay mahalinde birkaç kişi müdahale edebilse bu cihayet olmaya bilirdi.Çocuğun yaşadığı travma o kadar korkunç ki, yıllarca tedavi görse bile bu travma hayatı boyunca onunla olacak” dedi.
“NORMAL BİR HAYAT SÜREMEYECEK”
Adana Çocuk ve Kadın Hakları Derneği Baeşkanı Çiğdem Akça, “Normal bir hayat süremeyecek. Bu toplumda erkeklerin kafasına nasıl sokacağız bilemiyorum “ evlilik kadar, boşanmakta normaldir. Evlenince karınız ve çocuğunuz size ait bir mal olmaz. Onlar sadece hayatımıza eşlik eden kendi kararları olan değerlilerinizdir” şeklinde konuştu.
“CAYDIRICI AĞIR CEZALAR VERİLMELİ”
Boşanmak istediği eşi tarafından boğazı kesilerek öldürüldükten sonra bedeni parçalanarak saklanan Cemile Ertürkoğlu, Uzaklaştırma kararı olmasına karşın eski eşi tarafından çocuklarının gözü önünde 20 yerinden bıçaklanan Tuba Erkol, Boşandığı eşi tarafından 10 yaşındaki kızının gözü önünde önce bıçaklanıp ardından boğazı kesilerek öldürülen Emine Bulut ve daha binlercesi bulunduğunu anlatan Akça, şöyle devam etti:
“Her geçen gün başka bir acı haberle başlıyoruz güne. Haber kanallarında, gazetelerde, Internet’te ve kısacası her yerde, biri diğerinden daha korkunç ve giderek daha gözü dönmüşcesine kadın cinayetleri gündemde. Gündemde ancak yasalarda iyi hal indirimleri kalkmadıkça, caydırıcı ağır cezalar verilmedikçe, hükümet politikası halinde kamu spotları ile de desteklenerek üzerine gidilmedikçe bu zihniyet değiştirilemez.”

“ÇÖZÜM İÇİN NELER YAPILIYOR”
ÇKHD Başkanı Çiğdem Akça kadın örgütlerinin çözüm odaklı çalışmalarına dikkat çekerek,mutlaka dikkate alınması gerekliliği üzerinde durdu. Akça, sözlerini şöyle süardürdü:
“Kadın örgütleri, 2018 yılı Mart ayında Türkiye’nin kadına yönelik şiddetle mücadele politikalarını ve uygulamalarını masaya yatırdı. Bir gölge rapor hazırlayan kadın örgütleri, kadına yönelik şiddete karşı hemen alınması gereken 50 acil önlemi sıraladı. Bu rapor, kadına yönelik şiddetle karşı en kapsamlı uluslararası sözleşme olan İstanbul Sözleşmesi kapsamında değerlendirilecek. Önlemler arasında Kadın ve Eşitlik Bakanlığı kurulması da yer alıyor.
İşte kadın örgütlerinin sunduğu acil önlemlerden birkaçı:

1. Türkiye yasa yapım ve uygulama süreçlerinde kadınlar, Sözleşme hükümlerine uygun olarak, ailenin bir parçası gibi değil özerk bireyler olarak görülmeli, kadınların aile içerisindeki haklarının korunması ve şiddetin ortadan kaldırılması için gereken adımları ivedilikle atmalıdır.
2. Türkiye on yıllardır kadına yönelik şiddet ile mücadele konusunda deneyimi olan bağımsız kadın hareketini dışlamaktan, görmezden gelmekten ve üzerlerinde baskı oluşturmaktan vazgeçmelidir.
3. Toplumsal cinsiyet, yaş, sağlık durumu, azınlık olma durumu, engellilik, göçmen ya da sığınmacı olma, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği Anayasa’nın 10. maddesine ayrımcılık yapılamayacak koşullar olarak açık bir şekilde eklenmelidir.
4. Üst düzey siyasetçilerin söylemlerinin tüm devlet mekanizmasına yansıdığı unutulmamalı, hem üst düzey yetkililerin söylemlerinin hem de devletin tüm yetkililerinin söylem ve icraatlarının Sözleşme’nin hükümlerine uygun olması için gerekli çalışmalar yapılmalıdır. Kadına yönelik şiddeti önlemek ve gereken toplumsal dönüşümü sağlamak için, kadın ve erkeğin ayrıştırıldığı, kadınlığın aşağılandığı söylemlerden vazgeçmelidir.
5. Kadına yönelik şiddetin kaynağının toplumsal cinsiyet eşitsizliği olduğu bilgisinden yola çıkılarak, kadına yönelik şiddetle mücadele mekanizmaları toplumsal cinsiyete duyarlı bir bakış açısı ile tanımlanmalıdır. Kadına yönelik şiddetin çoğunlukla aile ve aile gibi yakın ilişkilerin içinde üretildiği bilgisini yok saymadan, aile kavramına karşı gerçekçi ve eleştirel bir tutum geliştirilmelidir. Çalışmanın merkezine muhafazakâr ve dini değerlerin yaygınlaştırılması değil, kadınların insan haklarından eşit bir biçimde yararlanabilmesi ve güçlenerek bağımsız bir hayata kavuşması amacı koyulmalıdır. Devletin kadına yönelik şiddet ile mücadelede bu prensipleri benimsemesi, bu doğrultuda bütüncül politikalar geliştirmesi gerekmektedir.
6. 2012-2015 eylem planı kapsamındaki faaliyetlerin nasıl sonuçlandığı, hangi hedeflere ulaşılıp hangilerine ulaşılmadığı ile ilgili bilgiler paylaşılmalı, eylem planı dahilinde çalışmaların nasıl bir yöntemle yürütüldüğü, hangi kamu kurumları ve sivil toplum örgütlerinin sürece dahil edildiğine dair sonuç raporu kamuyla acilen paylaşılmalıdır.
7. Hükümetin, kadın haklarını ve insan haklarını açıkça ihlal eden Boşanma Komisyonu ve raporu gibi komisyon toplantıları ve raporları oluşturmayı bırakarak, kadına yönelik şiddet ile mücadelede üstüne düşen görevleri İstanbul Sözleşmesi’nin getirdiği yükümlülüklerle uyumlu olarak bir an evvel hayata geçirmeye başlaması gerekmektedir.
8. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın bütçesinin kayda değer bölümü sosyal yardımlara aktarılmaktadır. Bu mevcut durum değiştirilerek, kadına yönelik şiddeti ortadan kaldırmaya yönelik uzun vadeli çalışmalara ve şiddete maruz bırakılan kadın ve çocukların hayatlarını iyileştirmeye yönelik genel ve uzman destek hizmetlerine aktarılan finansal kaynakların payı önemli ölçüde arttırılmalıdır. Toplumsal cinsiyete duyarlı bütçe sistemine geçilmeli; kaynaklar toplumsal cinsiyete duyarlı bir şekilde dağıtılmalı, bunun için de ihtiyaçlar belirlenirken kapsayıcı ve katılımcı bir yaklaşım benimsenmelidir.
9. Kadın ve Eşitlik Bakanlığı kurulmalıdır.

10. Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü’nün bütçesi ve insan kaynağı ile birlikte Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve diğer devlet kurumlarının politikaları ve uygulamaları üzerindeki koordinasyon ve izleme-değerlendirme yetkisi arttırılmalıdır.
11. İstanbul Sözleşmesi’ne uygun olarak mağdur ve fail hakkında kaydedilen veriler cinsiyet, yaş, şiddet tipi ve yaygınlığı ile failin mağdur ile ilişkisi, coğrafi mevki ve engellilik gibi bilgilere dayalı olarak ayrıştırılmış olmalı, olayların ve mahkumiyet oranlarının temel nedenlerini ve etkilerini kapsamalı, ve alınan tedbirleri ve tedbirlerin verimine ilişkin bilgileri içermelidir. Devlet, kadına yönelik şiddet ile mücadelede veri toplama ve bu verileri şiddetle mücadelenin bir aracı olarak kullanma yükümlülüğü doğrultusunda veri toplamaya dair bütüncül bir yaklaşım oluşturmalı ve belirli aralıklarla araştırmalar yürütmelidir. Toplanan tüm verilerin (polis verileri dahil) başvuran kadınların gizliliği ve güvenliği gözetilerek kamuya açık olması sağlanmalıdır.
12. Önleme faaliyetlerinin genel esası olan kadınlara yönelik ayrımcılığın ortadan kaldırılması için toplumsal cinsiyet temelli rollerin, ön yargıların ve gelenek göreneklerin dönüştürülmesi gerekmektedir. Hükümetin kadına yönelik şiddete yaklaşımını ve bu alandaki politikalarını bu bakış açısıyla değiştirmesi gerekmektedir.
13. Ulusal eylem planları ve il eylem planlarındaki faaliyetlerin planlanması ve gerçekleştirilmesine sivil toplumun etkin katılımı sağlanmalıdır. Ayrıca buralarda yer alan faaliyetlerin gerçekleşebilmesi için bütçe ayrılması ve mevzuatta gerekli değişikliklerin yapılması gerekmektedir. Faaliyetlerden sorumlu kurumlar net bir şekilde belirlenmeli ve faaliyetlerin gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği izlenerek takip edilmelidir.
14.Toplumsal cinsiyet ayrımcılığını oluşturan davranış kodlarının erken yaşlardan itibaren oluştuğu anlayışıyla hükümetin ilk kademeden başlayarak tüm yaygın ve örgün eğitim müfredatını toplumsal cinsiyet ayrımcılığı içeren ifadelerden arındırması ve müfredata kadına yönelik şiddete ilişkin kadınların insan hakları ve güçlendirilmesi odaklı bir anlayışla dersler koyması gerekmektedir.
15. Eğitim verilen profesyonellerin kadına yönelik şiddet mağdurlarıyla çalışacaklarını, tayin ve terfilerinde eğitim alanlarının dikkate alınacağını ve sonraki eğitimlere de katılacaklarını garanti altına alan bir düzenleme yapılmalıdır.
18. Medyanın, cinsiyetçi ve kadına yönelik şiddeti meşrulaştıran dilini dönüştürmesine yönelik kılavuz ve rehberler sivil toplum ve meslek örgütlerinin katılımıyla hazırlanmalıdır. Medyanın bu kılavuz ve rehberleri gözetip uygulaması sağlanmalıdır. RTÜK üyelerine bu konuda eğitim verilmeli ve RTÜK mevzuatında ve ilgili diğer mevzuatta gerekli değişiklikler yapılmalıdır.
19. Şiddete maruz kalan kadınlar, destek için başvurdukları tüm kurumlarda yasal haklarının bütünüyle ilgili etkili bir şekilde bilgilendirilmelidir.
20. Şiddete maruz kalan kadın ve çocuklar talep etmeseler dahi genel sağlık sigortasından yararlanmaları sağlanmalıdır.
21. Ücretsiz kreş hakkı ile ilgili mevzuat kadınların lehine, kreş desteğini yaygınlaştıracak, kotaları arttıracak şekilde iyileştirilmelidir ve mevzuatın
uygulanması için somut koşullar oluşturulmalıdır.
22. ŞÖNİM’ler, hizmet tanımına uygun olarak sığınaklara yönlendirmenin yanı sıra kadınlara sosyal, hukuki ve psikolojik alanda 7/24 destek ve danışmanlık da sağlamalıdır. ŞÖNİM’lerin sunduğu destekler konusunda bilgilendirme çalışmaları yapılmalıdır.
23. Türkiye’nin nüfusu düşük olan kırsal kesimlerinde yaşayan kadınların karşılaştığı sorunlara ilişkin kadından yana olabilecek bir denetim ve şikâyet mekanizması oluşturularak bu kadınların haklarından faydalanmalarının önündeki her türlü engel ortadan kaldırılmalıdır.
24. Kadınların şiddetten uzaklaşmak için başvurdukları kurumlarda fail ile arabuluculuk yapılması kati surette yasak olmalıdır.
25. Sığınak çalışmasında hem yaklaşım olarak hem de uygulamada güçlendirici, özgürleştirici, bağımsızlaştırıcı bir anlayış benimsenmelidir. Bunun için feminist sığınak hareketinden faydalanılarak sığınaklarda çalışanlara periyodik eğitimler ve hangi pozisyonda çalışırlarsa çalışsınlar süpervizyon desteği verilmelidir.

26. Sığınaklar erkek şiddetine maruz kalan her kadına ve her yaştan çocuğa açık olmalıdır. Yönetmeliğe uygun olarak 12 yaş üstü oğlan çocukları olan kadınların da sığınak çalışmasından faydalanması sağlanmalıdır. Sığınaklara kabul için yasal düzenlemelerde bulunmamasına rağmen, uygulamalarda görülen vatandaşlık kriteri aranmasından vazgeçilmelidir.
27. Özellikle kadına yönelik şiddet alanında uzmanlaşmış, gerekli donanıma sahip ve tercihen kadın personelin çalıştığı, 7/24, ücretsiz destek veren, ulusal bir acil yardım hattı kurulmalıdır.

28. İstanbul Sözleşmesi’nin öngördüğü standartlarda ve hem kırsal bölgelerin, hem kentlerin ihtiyacını karşılamayı esas alan yaygınlıkta ve sayıda cinsel şiddet kriz merkezi açılmalıdır. Bu merkezlerin, pek çok kamu hizmetine erişimi önünde engeller bulunan göçmenler, mülteciler, engelliler ve diğer özel ihtiyaçları olan kadınların ve çocukların erişimine açık olabilmesi için kurulması aşamasında gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.
29. Kadınların haklarını öne çıkaran, cesaretlendirici, sorumluluk almayı ve dayanışma anlayışını özendirecek, toplumdaki “şiddet aile içi bir meseledir ve aile içinde çözülebilir” anlayışını yıkmaya yönelik bir yaklaşımla kamuya yönelik bilgilendirme çalışmaları yapılmalıdır.

30. Çocukların şiddete maruz kaldıklarında kolay başvurabilecekleri, güvenilir bağımsız mekanizmalar oluşturulmalı ve yaygınlaştırılmalıdır. Çocukların yaşadığı şiddeti meşrulaştıran ya da görmezden gelen toplumun algısını hak temelli şekilde dönüştürecek çalışmalar yapılmalıdır.

31. Öğretmen, okul yöneticisi, sağlık personeli gibi çocuğa yakın çalışan kamu görevlilerinin çocuğun yaşadığı şiddeti ihbar etme yükümlülüklerini vurgulayan yasal düzenlemeler gözden geçirilmeli ve ihbar etmeme durumunda yaptırımlar gerçekten uygulanmalı, bu tür durumlarda ihbarı yapan kişinin korunması yasal güvence altına alınmalıdır.
32. İstismar sonucu oluşan gebeliklerde çocuğun kürtaj hakkından yararlanmak istemesi durumunda savcı izni beklenmeden kürtaj uygulanmalıdır. Bu kararın alınması aşamasında çocuğun baskı altında kalmaması için gerekli tüm tedbirler alınmalıdır.
33. Çocuk cinsel istismarı konusunda yapılacak düzenlemeler ile erken evlilikler engellenmeli, evlilik yaşı her koşulda reşit olma yaşı ile aynı olmalıdır. Çocuk evliliklerine mahkeme kararıyla verilen izinler iptal edilmelidir.
34. Şiddete maruz kalan kadın ve çocukların, velayet ve baba ile kişisel ilişki tesisi konularında hüküm verilirken şiddete uğrama ihtimalleri göz önüne alınarak karar verilmelidir.
35. Evlenme yaşı her iki cins için de Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde olduğu gibi 18’e yükseltilmelidir.
36. Israrlı takip, özelliği gereği ağır ve caydırıcı biçimde cezalandırılmak üzere ceza kanunlarında ayrı bir suç olarak tanımlanmalıdır.
37. Uzlaştırmacılık ve arabuluculuk eğitimlerinde kadına yönelik şiddet ve ev içi şiddet ayrı bir başlık olarak ele alınmalıdır. İsteğe bağlı alternatif uyuşmazlık çözümü usulleri kadınlara zarar vermeyecek biçimde işleme koyulmalıdır. Özellikle Adalet Bakanlığı arabuluculuk ve uzlaştırma dahil alternatif uyuşmazlık çözümü usullerinin doğru uygulanması için gerekli tedbirleri almalıdır.
38. Şiddete maruz kalan kadın ve çocukların çoğunlukla ilk birim olarak başvurduğu kolluk görevlilerinin kadına yönelik şiddet alanında başvuru alma ve yönlendirme yapma konusunda eğitimli, tecrübeli ve ayrıca toplumsal cinsiyete duyarlı ve tercihen kadın personel olması sağlanmalıdır.
39. Koruma ve uzaklaştırma kararlarının sürelerinin standart bir yaklaşımla değil risk analizinin ardından belirlenecek somut ihtiyaçlara göre belirlenmesi ve etkin koruma sağlanması için sürelerinin kısa tutulmaması gerekmektedir.

40. Koruma ve uzaklaştırma kararlarının ilgili kişilerin varsa cep telefonlarına kısa mesaj olarak veya kişinin derhal aranarak tutanak eşliğinde tebliğ edilmesi gibi süratli çözümler getirilmesi tedbir kararlarının etkin uygulamasına katkı sağlayacaktır.
41.Kadına yönelik erkek şiddeti ile en az beş yıldır tabanda çalışan hükümet dışı kadın kuruluşlarına ceza ve hukuk davalarında müdahil olma hakkı iç hukuk düzenlemeleri ile tanınmalı ve İstanbul Sözleşmesi mahkemelerce dikkate alınmalıdır.
42. Engelli kadının şiddet ortamından uzaklaştırılmasına yönelik mekanizmalar yaygın ve erişilebilir olmalı, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’da yer alan koruyucu ve önleyici tedbirler engelli kadınlar gözetilerek uygulanmalı, gereken özel önlemler alınmalıdır.
43. Ayrımcılık yasağına ilişkin düzenlemelerin LGBTİ+’ları ve onlara karşı işlenen nefret cinayetleri gibi hak ihlallerini de kapsayacak şekilde yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Bütün ayrımcılık biçimlerini kapsayacak şekilde ayrımcılıkla ilgili özel bir yasa çıkarılmalıdır.
Gördüğümüz üzre özellikle kadına yönelik şiddetle mücadele eden kadın örgütleri Türkiye de çok ciddi çalışmalar yapmakta ve çözüm önerileri hazırlamaktadır. Şuanda Gaziantep belediye başkanlığını yürüten, eski Bakan Sayın Fatma Şahin in döneminde konu ile ilgili STK lar ile sürekli ve düzenli bir araya geldiği Şiddet Önleme Komisyonu vardı. Konuya çok önem veriyor ve tüm Türkiye den STK larında desteğini alarak önemli adımlar atıyordu. ŞÖNİM ler, ALO 183 hattı o dönemde kuruldu ve sığınma evlerinin sayısı arttırıldı. Böyle çalışacak bürokratlarla sorunun temeline inebilir, hatta cinayetleri durdura biliriz.”

Lagos Balık
BENZER KONULAR
YORUM YAZ

MAGAZİN
Çukurova Press Twitter

kaçak iddaakaçak bahisgüvenilir bahis siteleriiddaa sitelerien iyi bahis siteleriillegal bahisen iyi canlı bahis sitelericasino sitelericanlı bahis siteleriensobet üyelikbonus veren siteler