pendik escort kartal escort kurtkoy escort maltepe escort

istanbul escortkayseri evden eve nakliyat

bayan escort izmir

KENDİME ACAYİP SORULAR - Çukurova Press Gazetesi

Çukurova Press Twitter
ankara evden eve nakliyat
kayseri evden eve nakliyat

KENDİME ACAYİP SORULAR

Lagos Balık
13 Mart 2019 45 views 0

 

 

Özgürlük, zincirleri seçme hakkı değildir.

 

Demokrasi, Özgürlük, Güç, Beka Nedir?

Küffar erkeklerle yatan Müslüman bir kadın cennetlik olur mu?

Doğrularla eğrilerin muhteşem uyumu…

Güce ne zaman ihtiyaç duyulur: Yenilirken mi? Zafere giderken mi?

 

 

DEMOKRASİ NEDİR?

“Sayın Tırtıl, demokrasi nedir? Bana demokrasiyi anlat.”

“Bak Çekirge, bisikleti bile olmayanların, özel uçakları ve gemileri olanlar arasından kendini yönetecek olanları seçme özgürlüğüne demokrasi denir…”

“Böyle demokrasi mi olur Tırtıl?

“Yersen Çekirge…”

*

ÖZGÜRLÜK NEDİR?

Demokrasiyi anladım Tırtıl, bana bir de özgürlüğü anlatır mısın?”

Dşnle Çekirge: Kapitalist sistem insanın boynuna zincir geçirir.

İnsanlar zincirleriyle övünç duyar.

Bu zincirlerin kimi demir, kimi bakırdır.

İnsanlar kendi seçtikleri yöneticiler ve zincirleri ile mutlu mesut yaşasınlar diye seçimler yapılır.

Seçimler zincirlerini seçme özgürlüğüdür…

Başka bir deyişle: İnsanların kendi iradeleri ile zincirlerini seçmesine, özgürlük denir.

*

GÜÇ NEDİR?

“İktidar ya da güç nedir Tırtıl? Bu konuda aydınlanmak istiyorum?”

Gücün kudreti, en zayıf halkanın direnci kadardır Çekirge.

Güç, zayıflığın ve s-zaafının bilinmesiyle son bulur. Dede Korkut da obayı titreten Tepegöz’ün, gözlerindeki zaaf bilinince gücü sona ermiştir.

“Anladım Tırtıl. Peki güç insana ne zaman gereklidir?”

Zaferi hazmetmek için ne denli güç isterse, yenilgiyi kabullenmek o denli güç ister.

Zaferleri ve yenilgileri aynı oranda vakur karşılamak, erdemli gücün adıdır.

Güçlü insan zafere giderken zalim olmaz; yenilirken de…”

*

BANA AHLAKI ANLAT

Günlerdir kafama bir soru takıldı; daha doğrusu bir sorular dizisi… Bu konuda ben de bilgi sahibi olmadığım için, kendi mantığımla yanıtlar bulmaya çalıştım ama başaramadım. Soruya başlarken bulduğum yanıtla, soru dizisinin sonunda bulduğun yanıt, siyahla beyaz kadar farklı oldu.

Kendi sorumun yanıtını dinsel, hukuksak ve etik açıdan yanıtlamaya çalıştım. Ama uğraşım boşunaymış.

Soru şu? Bir kadın, onlarca erkekle ilişkiye girse ne olur?

Dinin vereceği yanıtla, hukuk ve etiğin vereceği yanıt şüphesiz aynı olmayacaktır. Dine göre recmedilmesi gereken bir suç. Hukuk’a göre ortada zarar gören taraf yoksa ve şikayetçi de bulunmuyorsa suç fiili de gerçekleşmemiştir. Etik için verilen yanıt kısa; kötü ve ayıp. (Lütfen bağışlayın, eğer kadın vesikalı ise, ne kadar çok erkekle yatarsa o kadar başarılı, çalışkan ve iyi sayılır etik açıdan)

Dinin rec’m edecek kadar suç saydığı bu eylem için sorulara devam edelim.

Kadın bir Müslüman ve yattığı erkeklerinde küffar olduğunu düşünürsek sorunun yanıtı ne olur?

Hele hele, bu Müslüman kadının, köylerini işgal etmiş ve zulüm saçan küffar askerleri ile oynaştığını düşünün. Aman tanrım! Felaketin büyüklüğüne bakın? Bu sorunun yanıtını bir köşeye yazalım orada kalsın.

Olacak şey mi? Bir kadın, üstelik Müslüman, köylerini işgal eden askerlerle yatıyor.

Pes doğrusu!

Pekala bu kadın ya bulaşıcı ve öldürücü bir hastalık taşıyorsa?

Ve hasta olduğunu bilerek, mahsus gidip işgalcilerle yatmışsa?

Onlara bulaştırdığı hastalık sonucunda, askerleri güçsüz ve zayıf duruma düşürüp, onları gafil avlamışsa?

Hatta bu eyleminin sonunda, köyünü ve bütün köylüsünü, esaret ve zulümden kurtarmışsa… Bu eylemi ile onların yaşamasına sebep olmuşsa? Yanıt ne olacak?

İşte bunun da yanıtını bir kenara yazın.

İki yanıtı karşılaştırırsak aynı sonucu vermediğini görebiliriz.

Bilmiyorum belki de yanıtlar birbirine benzeyecektir. Ama mantığıma göre, ilk sorunun yanıtında recmedilmeyi hakketmiş, ikinci sorunun yanıtında da cennetlik bir kadından söz edilecektir.

Oysa kadın aynı kadın, yattığı erkekler aynı erkekler. Köy aynı köy, yargılayanlar aynı insanlar…

Peki ne fark oluştu da birincisini rezilce bir ölüm beklerken, diğerini cennet?

İşin garibi, dini açıdan cennetlik diye nitelenen kadının bu davranışı ayıp da sayılabilir? Örneğin etik şöyle bir sav ileri sürebilir; “Onlarca insan (Küffar askerleri) kadına güvenmiş, sevmiş (?) ve onunla yatmıştır. Ama kadın kendine olan güveni suiistimal ederek onlara hastalık bulaştırmış ve ayıp etmiştir. Kendisini insanlık adına kınamalıyız.” Etik, böyle düşünebilir.

Bendenizin bu soruları yanıtlamaya gücü yetmedi.

Toplum kurallarını belirleyen her müessese, aynı davranışa farklı açıdan yanıt verirse; okumayan, araştırmayan, çevresindeki nesnel koşulları yorumlayıp, koşulları insan yaşamını kolaylaştırıcı şekilde değiştiremeyen insan ne yapsın?

*

Bu olayda doğrular ve eğriler birbirine karışmıştır.

Buna kim cevap verecektir; Dinsel açıdan Diyanet İşleri Başkanlığı, Hukuk açısında konusunda uzman bir yargı mensubu, etik açıdan ise en azından bir sosyolog.

Bu yanıtlara cevap verilmediği zaman her kafadan bir ses çıkar, herkes kendi anlayışını doğru sayar. Bunun adı kaostur.

 

DOĞRULARLA EĞRİLERİN MUHTEŞEM UYUMU

Bir milletvekili dedi ki: “Bana oy veren öteki dünyada sorgulanmaz..”

Bir siyasetçi, dini açıdan bir yargı koydu.

yargı mensupları buna ses çıkarmadılar, ki takdir ediyorum, böyle saçma bir düşünce yargı mensubunun muhatabı olamaz, olmamalı.

Buna ancak bir siyasetçi veya din adamı cevap verir.

Siyaset cevap verdi: “Böyle saçma şey olur mu?”

Öteki, doğrusu ve eğrisinin iç içe geçtiği tarihi bir cevap verdi.

“Ne var bunda. Ben dini kullanıyorum. Din benim tekelimde mi? Sen de kullan!”

Şimdi, bu bir kaostur.

 

HAKKIMI HELAL ETMİYORUM

İşte bu bir milletin, küçümsenerek, kandırılarak, alay edilerek yönetilmesinin bir itirafıdır.

Bu yargıya nereden ulaşıyorum?

Eğer bu münferit bir olay olsaydı, ne konuştuğunu bilmeyen, bir adamın hezeyanları derdim.

Ama bu söyleme, milletvekilinin mensubu bulunduğu partiden hiç bir itiraz gelmedi.

Ayrıca, hiç bir din adamı: “Bu adam saçmalıyor, biz dini kullanmıyoruz” demedi…

Ve Diyanet İşleri Başkanı, ağzını açıp tek kelime etmiyor.

Türkiye’de milyonlarca insanın parasıyla, milyonluk arabalarla saltanat süren bir organizasyondan en azından şunu beklerdim.

“Bu adamın söylediklerini paylaşmıyorum… Din siyasete alet edilecek inançlar bütünü değildir”

Diyanet İşleri Başkanlığı bir ihmalden dolayı cevap vermiyorsa: Hakkımı helal etmiyorum.

Eğer kabul ettiği için cevap vermiyorsa: Hakkımı helal etmiyorum.

Korktuğu için susuyor ve sineye çekiyorsa: Yine hakkımı helal etmiyorum.

 

BEKAA

Her denilene inanan ve kendisine sunulan bilgiyi bir hap gibi yutup, üç gün sonra da unutan insanın kafasını karıştırmaktan kolay ne var?

Sağolsun anlı şanlı küçük büyüklerimiz, insan kafasını karıştırma konusunda o kadar uzmanlar ki…

Beka’dan söz ediliyor. Eyvallah, kimsenin itirazı yok. İtirazı olan alçaktır.

Ama sorun, Beka’da değil, Beka’ya ulaşma yöntemidir.

Hangi yöntem bekayı tehdit eder, hangisi bekayı sağlar…

İşte bütün mesele bu…

Beka, sadece sınırlarla sınırlı değil. Tarlada, köyde, büroda, tarımsal ürünlerde, tükettiğimiz mallarda…

Beka, ürettiklerimiz ve üretmediklerimiz ile sağlanır.

Üretim yapan fabrikaları yıkıp yerine AVM dikmek, Bekayı tehdit eder…

İthal tohumlara muhtaç isek belamız tehdit altındadır.

Bankalar, sigorta şirketleri, telekomünikasyon şirketleri kendi sermayemiz değilse bekadan ödün verdik demektir.

Beka, silah fabrikalarımızın yabancılara satışı ile asla korunamaz…

Bunlar gibi işte…

 

Lagos Balık
SEDAT MEMİLİ
SEDAT MEMİLİDiğer Yazıları
BENZER KONULAR
YORUM YAZ

MAGAZİN
Çukurova Press Twitter

kaçak iddaakaçak bahisgüvenilir bahis siteleriiddaa sitelerien iyi bahis siteleriillegal bahisen iyi canlı bahis sitelericasino sitelericanlı bahis siteleriensobet üyelikbonus veren siteler