pendik escort kartal escort kurtkoy escort maltepe escort

istanbul escortkayseri evden eve nakliyat

bayan escort izmir

KRİZE KESİN ÇÖZÜM: “İT AYAĞI” - Çukurova Press Gazetesi

Çukurova Press Twitter
ankara evden eve nakliyat
kayseri evden eve nakliyat

KRİZE KESİN ÇÖZÜM: “İT AYAĞI”

Lagos Balık
18 Nisan 2018 98 views 0

Hiç şüpheniz olmasın, beyin yemek zekâ geliştirseydi,

sistem onu yasak ederdi; hem de demokratik yolla…

 Beyni işletmemenin şöyle bir faydası var; yıpranmıyor.

Çünkü beynini yıpratmayan insanlar, kendileri yerine düşünenlerin peşlerinden gidiyor. Tabi hepsi arka arkaya ve tek sıra halinde gidince, herkesin ufuk mesafesi önündekinin kıçının uzaklığı kadar oluyor.

BEYİN HERKESE GEREKMEZ

Beyin gerekli mi? Kesinlikle herkes için değil.

Bazı insanlarda beyin, taşınmaması gereken ağır bir yüktük.

Hele o beyin akıl üretiyor ise, vay geldi taşıyanın başına!

Akıl üreten beyin, her şeyden düşünmeye neden olur; düşünce ise kaygının beşiğidir.

Biz Angut Kuşu’nu aptal zannederiz ama o, kaygılarından dolayı “angutlaşmıştır?”

Bazı insanlar “angut” bile değildir.

Neden? Çünkü angut olmak için önce kaygılanmak, kaygılanmak için düşünmek, düşünmek için ise işler bir beyne sahip olmak gerekir.

ANGUT AKILLIDIR

Mesela, toplu taşıma araçlarında, bağıra çağıra konuşmaya başlayıp, bütün özelini yolculara dinleten bir angut yoktur; ancak insan vardır.

Akşama kadar, din, iman söylevleri veren akrep yuvalarının çevresindeki mahalleye bakın, sokakları, evlerinin önü, kağıt ve çöp doludur. Fiziken temiz olmayan bir insanın, ruhen temiz olacağını düşünen bir anguta rastlamadım.

Bu kadar, ipe sapa sapa gelmez şeyler öğreteceklerine bari temiz olmayı, çöpleri sokağa atmamayı, balkondan sofra çırpmamayı öğretseler.

Günümüzde bunun öğrenilecek bir konu olması bile düşündürücü. Yani azıcık işler bir beyin gerek.

Bir beyin üretim merkezi olsa, klakson çalmayı üstünlük zanneden angut bile olamamış insanlara hediye ederdim.

*

YIPRATILMAMIŞ BEYİNLER

Beyni işletmemenin şöyle bir faydası var; yıpranmıyor.

Çünkü, beynini yıpratmayan insanlar, kendileri yerine düşünenlerin peşlerinden gidiyor. Tabi hepsi arka arkaya ve tek sıra halinde gidince, herkesin ufuk mesafesi önündekinin kıçının uzaklığı kadar oluyor.

Bildiğiniz hikayedir; bir müzede ölmüş insanların beyinleri sergileniyor. Hepsinin de üzerinde fiyatları yazılı…

Bilim adamları, ülkelere yön vermiş siyasetçiler, tarihi yazan devlet adamlarının beyninin üzerindeki etiketlerde fiyat 100 lirayı geçmiyor.

Ama orada ayrı bir bölümde muhafaza edilen bir beyin var; fiyatı 10.000 lira.

Herkes bu beynin sahibini merak ediyor. Müze yetkilisinden bu beynin sahibini öğrenek istiyorlar. O cevap veriyor:

“O simgeseldir. Şimdiki eğitim sisteminin yetiştirdiği gruplardır. Pahalıdır, çünkü hiç kullanılmamış ve kullanmaya da ihtiyaç duyulmamıştır…”

Ben bunu attım mı? Attım var sayın.

Çevrenizi şöyle analitik olarak gözlediğinizde bu varsayımı doğrulayacak yüzlerce, binlerce örmek bulabilirsiniz.

Evi, otomobili, cep telefonunu ve bilgilerini “Terafim” olarak gören bir toplum için ne diyebilirim?

Terafim ne mi? Her ailenin kendine ait putu. (Şimdi cahili cühela ayağa kalkmasın, Hz. İbrahim ve Hz. Yakup’un bile putu vardı. Rica ediyorum, Tevrat’ı okumamış olanlar bu cümleye tepki göstermesinler.)

 DÜNYA KRİZİNE “İT AYAĞI” ÇÖZÜMÜ

Neyse konu neden açıldı: İzah edeyim.

1932 yılında dünya büyük bir ekonomik kriz yaşadı. O krize çok değişik çözümler öneren yazılar yayınlandı. Bazı okuyucular da “parlak” fikirlerini gazetelere gönderdiler.

İşte onlardan biri:

9 Ekim 1932 tarihli Türk Sözü Gazetesi’nde “Günün Yaprağı” Köşesinde “Minnun” yazıyor:

“Aslı varsa; işkembe yiyenin midesi, bumbar yiyenin bağırsakları , ciğer yiyenin ciğerleri sağlamlaşırmış!

Hatta avukatların sık sık dil söğüşüne iltfat edişlerinin manası u olduğu gibi, akşamdan fazlaca kaçırıp midelerini bozan ayyaşların ertesi gün, sirkesi sarımsağı bol işkembe çorbasına can atışlarının hikmeti de bu imiş!

 

Dahası var; geçen gün müzip bir doktor, akıl duvarının üç köşesi yırtık bir müşterisine bol bol beyin haşlaması yemesini söylemiş!

İşte bu yabana atılmayacak kadar kuvvetli örneklerden netice çıkarmaya kalkışan sivri akıllı bir tanıdığım, dün bana şu aşağıdaki tuhaf mektubu göndererek okuyuculara yayılmasını istiyordu.

İnandığım bir hakikat olduğu için değil, fakat iyi düzen verilmiş bir şaka mevzuu diye onu bu sütuna yazıyorum:

“Azizim Minnun

Uzun başlangıçlara lüzum görmeyerek çarçabuk maksadıma geçeceğim:

Biliyorsunuz ki memleketimizde büyük bir iktisadi sıkıntı var. Bunu ortadan kaldırmak için herkes aklının erdiği kadar yol gösterdi. Profesör nazariyelerinden, iktisatçı sözlerinden uzun uzun anlattı. (Vallahi doğru, sanki bu gün gibi) Fakat eminim ki hiç birisi benim bulduğum çare kadar pratik bir yolu aklından bile geçirmedi.

Şüphe yok ki, memleketimizde her sene şu kadar otomobil ve bu otomobilleri çalıştırmak için de bu kadar benzin gidiyor. Adamları bir yerden diğer yere taşımaktan başka faydaları görülmeyen ve buna benzer “Taşıma Vasıtaları” için her sene milyonlarca liramız şuraya buraya akıp gidiyor.

 

Sonra böyle rahat otomobillere alışan yurttaşlarımız bir çok hastalıklara utuluyor. Enseleri, göbekleri yağ bağlıyor ve tembelleşiyor. Vaktinden evvel kalp hastalığından gürleyip dünyasını değiştiriveriyor.

Bu maksatla ben şunu tavsiye edeceğim: Doktorlukça bir zaraı yoksa herkese “İt Ayağı” yedirmek için yer yer asri aşhaneler yaptırılmalı. Herkes elindeki karne ile her gün bu aşhanelerde birer kap, parasız “İt Ayağı” yemeye mecbur tutulmalı.

Bu yapılınca yol yürümek husussunda herkeste büyük bir kabiliyet uyanacağı tabidir.

O zaman:

1 – Otomobil, bisiklet, motosiklet, lastikli araba gibi taşıma vasıtaları ortadan kalkacaktır.

2 – Herkes sık sık kundura eskiteceği için memlekette dericilik, kunduracılık, eskicilik, köşkerlik gibi sanatlar ileri gidecektir.

3 – Lokantacı, ekmekçi, kasap ve bakkal dükkanlarında alış veriş artacaktır.

4 – Spor ve atletizm alıp yürüyecektir.

5 – Bütün bu ilerleyişler ortasında da bu günkü iktisadi sıkıntı bir varmış, bir yokmuş olacaktır.

*

Siz ne dersiniz bilmem; ben bu sivri akıllı dostuma her gün üç tane beyin haşlaması yemesini tavsiye edeceğim. Çünkü buna cidden ihtiyacı var sanıyorum”

Minnun’un yazısı ve okuyucusunun krize çözüm önerisi bu.

 

YAPTIKLARININ SONUCU

Bakıyorum bir çok insan şikayetçi, ama çözümün bir parçası olmak için gayret edenlerin sayısı, bir elin parmakları kadar.

Allah aşkına söyle: Mahalle bakkalını bırakıp AVM’den alışverişe giden sen değil misin?

Bir AVM’nin mahalle arasında 70 dükkanın kapanmasına neden olduğunu bilme zahmetine bile girmezsen, işsizlikten şikayet etme.

Sonra ürettiğinle, kullandıklarına bir bak. Borca aldığın arabayı, borçla alınmış akaryakıt doldurup, borçla yapılmış otoyollarda rallici gibi araba kullanan sen değil misin?

Bir kez olsun, okullar arasında neden kalite farkı var diye sorguladın mı? Sorgulamadın, çocuğunu paralı okullara göndermek kolayına geldi.

Sahi ananın, babanın atanın, atanın, köydeki arazilerine ne oldu? Köyün mahalle oldu diye kim bilir ne kadar sevindin? Ya da kesilen meyve ağaçlarıyla elde edilen arazi üzerinde yapılmış beton hapishanelerinden 20 yıl, yani bir ömür taksitle aldığın ev de ne kadar mutlusun değil mi?

Senin gibi olmak istiyorum.

Beyin yiyerek akıllanmak, it ayağı yiyerek yaya gezmek, hamburger cips yiyerek, beslenmek, siyah kolaları içmek, kolum kalınlığında marpuçlarla nargile tüttürmek…

Eh! Keyf Keka…

Her şey güzel…

Umarım beyin satışları artar.

Fakat hiç şüpheniz olmasın, beyin yemek, insan zekasını geliştirseydi, satışı yasak olurdu…

 

Lagos Balık
SEDAT MEMİLİ
SEDAT MEMİLİDiğer Yazıları
BENZER KONULAR
YORUM YAZ

MAGAZİN
Çukurova Press Twitter

kaçak iddaakaçak bahisgüvenilir bahis siteleriiddaa sitelerien iyi bahis siteleriillegal bahisen iyi canlı bahis sitelericasino sitelericanlı bahis siteleriensobet üyelikbonus veren siteler