Emrah Blkn Google fock you Skype hakanakdan@outlook.com ulaş bana.Emrah Blkn Google fock you Skype hakanakdan@outlook.com ulaş bana.Emrah Blkn Google fock you Skype hakanakdan@outlook.com ulaş bana.OROZ DİBAK - Çukurova Press Gazetesi, Adana Haber

Çukurova Press Twitter
Bu bölgedeki nakliyat konusunda uzmanlaşmış firmalara ulaşabilirsiniz.artvin evden eve nakliyatardahan evden eve nakliyataydın evden eve nakliyat

OROZ DİBAK

Lagos Balık
08 Ocak 2019 11 views 0

 

Ali Münif Yeğenağa Caddesi’nden, Yağ Cami’ye bakarken yıllar önce çocukluğumuza, delikanlılık günlerimize götürür beni o görüntüler… Karşınızda Yağ Cami’nin arkasında, Hasan Ağa Camisi vardır. Çocukluğumuzda akşam ezanından sonra Hasan Ağa Camisi’ne dikkatlice bakarsanız caminin minaresinde Hasan Ağa’nın silueti görünür derlerdi büyüklerimiz.

Bu düşüncelerle geçmişe gitmişken o yol üzerinde, biraz ileride Ali Nasibi Eczanesi sağ tarafta, karşısında Mahmut Toraman’ın mefruşat mağazasından meşhur Mavi Köşe Pastanesi’ne geliyorsunuz. Mavi Köşe Pastanesi, baba ve oğullarının çalıştırdığı bir pastaneydi. Bizim yetişip geldiğimiz devrede Erdem Tatlıtuğ işletirdi pastaneyi. Ağabeyi Sadi, Orhan ve Oktay denetleyiciydiler. Erdem Tatlıtuğ’un oğlu günümüzde artık televizyon filmlerinde başrol oyuncusu.

Her sabah erkenden cadde üzerinde karşılıklı seyyar tablaları ile iki börekçimiz vardı. Birisi karaköy böreği yapan İbrahim Ağa diğeri su böreği yapan Recep Usta.

Recep Usta’nın oğlu bugün Vakıf İşhanı’nın önünde sabahları 4 ile 6 saatleri arasında su böreği imalat ve satışını yapmaktadır.

Vakıf İşhanı deyince o çarşının yeri geçmişte Adana’nın ilk şehirlerarası otobüs terminaliydi. 5–6 yaşlarındaydım. Babam bir pazar günü boşaltılan o meydanda kurulan yüksek bir darağacında Toros Canavarı’nın asılmasına götürmüştü beni. Asılacak Toros Canavarı’nın göğsünde bembeyaz idam fermanı ile tabureye çıkışını ve boynundan geçirilen ilmikle cellâdın, taburesine vurmasını, Toros Canavarı’nın havada sallanarak idam edilişini, Toros Canavarı’nı ve meydandaki kalabalığı unutamam asla.

İşte o meydan şehirlerarası otobüs terminali olarak kullanıldığı zaman, o yıllardaki modelleriyle; Vapis, Opel, Kurupp marka burunlu otobüsler vardı. Tarsus-Ceyhan-Mersin-Ankara-İstanbul-Kayseri gibi tüm illere sefer yapılırdı oradan.

Meydan ana baba günü. Etrafta simitçiler, kebapçılar, çığırtkanlar. Büyük bir telaştı orası. Otobüslerin bugünkü gibi kalkış saatleri yoktu. Dolan otobüs hareketlenirdi.

İşte yine bir gün şoför Deli İbrahim otobüsünü terminalin önüne çekmiş, muavini bağırıp duruyor, ‘İstanbul, İstanbul hemen kalkıyor!’ derse de siz inanmayın. Çünkü otobüs dolmadan hareket etmezdi.

Bu bağırış ve müşteri ve müşteri davetleri devam ederken terminalden içeriye takım elbiseli, kravatlı, fötr şapkalı, bir elinde çantası, bir elinde gazetesi olan bir yolcu giriyor, “İstanbul, İstanbul” çağrılarına yönleniyor. Şoför Deli İbrahim ve muavini adamın çantasına uzanıyor ve bu iyi giyimli yolcuyu 1 numaralı koltuğa oturtuyorlar. Çünkü onu gören diğer yolcular da geleceklerdi nasıl olsa.

Otobüs doldu ve şoför Deli İbrahim direksiyona geçip şehir içinden Mersin yoluna çıktı. Şoför Deli İbrahim, saçı sakalı uzamış, üzerindeki gömleğin bir kolu uzun, birisi yarıdan daha uzun yırtılmış.

Herkese hayırlı yolculuklar dileyen Deli İbrahim, yolda giderken muavinine sesleniyordu:

“Oğlum camları sildin mi? “Silerik usta.”

“Oğlum motor yağına baktın mı?” “Bakarık usta.”

“Oğlum bijonları sıktın mı?” “Sıkarık usta.” Böylece konuşmalar ve sorularla otobüs Tarsus’tan Toroslar’a doğru dönmüş, Beydeğirmeni civarındadırlar. Şoför Deli İbrahim, dikiz aynasından bakar ki arkadan gelen otobüs yol istemektedir.

Deli İbrahim çıldırır. Döner yanında oturan İstanbullu kravatlı yolcuya: “Abi olur mu, bizim Pilot Nuri benden yol istiyor. Raconda var mı böyle şey ya? Yol zaten dar. Ben yol mol vermem.” diyerekten basıyor gaza. O zamanki daracık Ankara-İstanbul yolu Toroslar’da, bir taraftan virajlar, bir taraftan karşıdan araba, bir de kamyonlar ve Deli İbrahim ile Pilot Nuri’nin çekişmeleri, yarışmaları…

Artık atbaşı, kıran kırana bir yarış başlamıştır iki otobüs arasında. Tüm yolcular korku içindedir. Ama öndeki İstanbullu yolcu korkulu bu yarış içerisinde şoför Deli İbrahim’e döner:

“Aman şoför bey çişim geldi. Şurada bir yerde duracak yer falan” derken, Deli İbrahim direksiyondan adama bakarak hırslı ve kızgın bir şekilde:

“Abi az ileride dar bir köprü var. Orada zaten hep beraber aşağıya ineceğiz!

Lagos Balık
YALÇIN ÖCAL
YALÇIN ÖCALDiğer Yazıları
BENZER KONULAR
YORUM YAZ

MAGAZİN
Çukurova Press Twitter