Çukurova Press Twitter

PORSUK ÇAYI MI, ADANA KANALLARI MI?

Lagos Balık
06 Ağustos 2018 13 views 0

 

Her yıl aynı hüsranı yaşarız.
Havaların ısınmasıyla birlikte Adana’daki boğulma olayları eksilmeden devam eder.
Bu yıl ilk boğulma vakası Mayıs ayında meydana geldi. Şu an Ağustos ayının başlarındayız ve 24 saatte en az bir boğulma haberi okuyoruz.
Hatta çoğu zaman aynı gün birden fazla ölüm haberi alıyoruz. Mesela; 7 Temmuz’da Yüreğir İlçesi Ege Bağatur Bulvarı üzerinde DSİ’ye ait sulama kanalında iki kişi, 9 Temmuz’da ise Kamışlı Mahallesi’nde iki kuzen ve Karataş ilçesinde de bir kişi sulama kanalında hayatını kaybetti. 2018 yılının yaz ayları henüz bitmediği için şu ana kadar kaç kişinin boğulduğu tam olarak bilinmiyor.
***
Adana’da 2003-2017 yılları arasında toplamda 300’e yakın insan sulama kanallarında yaşama veda etmiş.
Yurt geneline bakıldığında 1 Haziran-4 Temmuz 2018 tarihleri arasında 30 ilde deniz, göl, dere ve sulama kanalı gibi yerlere giren 29’u çocuk 50 kişi boğulmuş. Yaşamını kaybeden vatandaşlarımızı elbette sayısal olarak değil birer ‘can’ olarak ele almak gerekiyor. 34 günde 50 vatandaşımız için elimizden hiçbir şey gelmemiş olması ne kadar acı değil mi!
***
Adana’nın kanayan yarası haline gelen sulama kanallarına önlem alınamıyor olması garip geliyor bana… Kentin dört bir yanını çevreleyen kanallar görsel bir zenginlik olarak karşımızda dursa da etrafını sağlıklı bir şekilde değerlendiremiyoruz ne yazık ki!
***

 

Geçtiğimiz günlerde günübirlik uğradığım Eskişehir’deki Porsuk Çayı’nı merak ettim. O dillere destan Porsuk Çayı’nı gidin görün isterseniz. Bize mi denk geldi bilmem ama dere yatağında çok da su göremedik. Var olanın da temizliğinden eser yoktu ama etrafında cıvıl cıvıl kafeler ve hele insan selini görünce ‘sinekten yağ çıkarma’ deyimi geldi aklıma…
Tabi ki bir de Adana’daki kanalları düşündüm…
Su varlığı bakımından önemli bir noktada olan Adana’da hem Seyhan ve Ceyhan nehirleri hem de kent içindeki sulama kanallarının birer korkulu rüya değil değişim, gelişim, turizm ve eğlencenin merkezi haline getirilmesine olanak tanınamaz mı acaba?
***
Bakın İnşaat Mühendisleri Odası Adana Şubesi, yıllar önce sulama ve drenaj kanallarındaki sorunun acil olarak gündeme alınması için çağrıda bulunmuştu. İMO, sulama kanallarının yakın bölümlerine çocuk ve gençlerin yararlanabileceği cep havuzların yanı sıra uyarıcı ve eğitici levhaların, güvenlik önlemlerinin artırılabileceğini ve kanallara araçların düşmesini önlemek için bariyerli önlem alınabileceğini vurgulamıştı. Diğer taraftan tüm yüzme havuzlarından özellikle çocuk ve gençlerin ücretsiz yararlanmalarının sağlanması da gerekiyor. Bu konuda Seyhan Belediyesi’nin hakkını teslim etmek lazım. 4 yıldan bu yana portatif yüzme havuzlarıyla çocuk ve gençlerin kanallarda yaşama veda etmesinin önüne geçmeye çalışıyor. Yeterli mi? Değil elbette ama herkes üzerine düşen görevi yerine getirse, çağrılara kulak tıkamasa ölen vatandaş sayısı asgariye inmez mi?
***
İki hafta önce Kıyıboyu Caddesi’nde Denizli ile Pınar mahallesinin kesiştiği noktadaki sulama kanalına düşen aracı da hatırlatarak bariyerli önlemin önemini bir kez daha hatırlatmakta fayda görüyorum. Demir korkulukları parçalayarak kanala düşen araçtaki 3 kişi son anda kurtuldu. Halbuki bariyerli önlem olsa belki de suya düşmeyecekti.
Ne dersiniz DSİ yetkilileri, ne dersiniz sayın belediye başkanları…
Hepiniz Porsuk Çayı’nı en az bir kez görmüşsünüzdür.
Bir orayı, bir burayı karşılaştırın…
Adana kanalları Porsuk Çayı’na vatandaş tabiriyle ‘bin çeker’ ama millet Porsuk çayı etrafında eğlenip dinlenirken bizim kanallarda boğuluyor…
Haksız mıyım?

Lagos Balık
BENZER KONULAR
YORUM YAZ

MAGAZİN
Çukurova Press Twitter