pendik escort kartal escort kurtkoy escort maltepe escort

istanbul escortkayseri evden eve nakliyat

bayan escort izmir

ŞAİR EŞREF: ADANA VALİ YARDIMCISI - Çukurova Press Gazetesi

Çukurova Press Twitter
ankara evden eve nakliyat
kayseri evden eve nakliyat

ŞAİR EŞREF: ADANA VALİ YARDIMCISI

Lagos Balık
23 Temmuz 2018 107 views 0

 

Hakaretimi ortaya söylüyorum:

Numarasız gözlük gibi herkes kullansın diye…

 

 

“Bir soğan soyulurken yaşarıyor da gözler, / Vatandaş soyulurken aldırmıyor öküzler!
Hayadan eser yoktur nafile bütün sözler, / Beyhude inat etme hemen salla başını,/
Dilini tut, uslu dur, zıkkımlan maaşını.” Bu dize Adana’da Vali yardımcılığı yapmış Şair Eşref’indir.

 

ÖLÜLERE OLAN AŞKIMIZ

En son ne zaman tatile çıktığımı hatırlamıyorum. Adana benden sorulur gibi, hiçbir yaz Adana’yı terk etmedim. Adana’da bu naçizane sakinine vefakâr ki, şimdilik o da beni terk etmiyor.

Adana, yeryüzünün en muhteşem şehirlerinden biri; içinde ıskarta olanlar çoğalmasaydı, daha iyi olurdu.

Tarihin her devresinde Adana ıskarta insanlara ev sahipliği yapmıştır.

Adana enteresan bir memleket, ölülerini dirilerinden fazla seviyor.

Bu şehir için bir şeyler yapan kimsenin kadrinin bilinesi için, mutlaka ölmesi lazım.

Sadece Yaşar Kemal bir istisna.

O muhterem insan yaşarken de onurlanma şerefini elde etti.

Mesela Orhan Kemal’i anıyoruz; rahmetli (Alpay Kabacalı’nın kitabından öğreniyorum) açlıkla mücadele ediyordu.

Hiçbir Adanalı onun yüzüne bakmadı. Şimdi heykelleri önünde saygı duruşunda bulunuyoruz.

Şu an dahi Adana’da heykeli dikilecek öylesine insanlar var ki, – Allah gecinden versin – ölmelerini bekliyoruz.

Adana Büyükşehir Belediye Binası yanında heykeli olan Abidin Dino, şimdi sürgün olarak Adana’ya gelseydi, devlet ricalinden hiçbir Allahın kulu bırakın selam vermeyi yanına bile yaklaştırmazdı.

Şu an kültürel ve sanatsal açıdan, tepetaklak bir dönem yaşıyoruz.

Yüzüne tükürüleceklerin saygıyla önünden geçiyoruz; heykeli dikileceklere selam bile vermiyoruz.

Her halde bu da bazı kimselerin ödediği bir bedeldir.

 

ŞAİR EŞREF VE ADANALI HAYRET EFENDİ

Mesela bu tatilde iki kişiyi ziyaret ettim; Adana’ya onlarla birlikte yeniden baktım.

Bu iki kişi tanıdığım Adanalı zenginlerden. Onların ruh dünyasına indikçe, Adana’da böylesine zengin insanlar olduğu için bir kez daha gurur duydum.

Biri Şair Eşref, diğeri de Hayret Efendi…

1847 yılında Manisa Kırkağaç’ta doğan Şair Eşref, 1912 yılında aynı ilçede hayata gözlerini yumdu. (*)

Bizim tanışıklığımız 1908/9 yıllarında Adana’da Vali Muavini olmasından kaynaklanıyor. Kendine has bir karakteri olan Şair Eşref, – bu günkülerin aksine – sözünü sakınmayan ve kendine has ilkeleri olan bir Vali yardımcısıdır.

Dünya onu Kaymakamlık veya Vali yardımcılığı görevlerinden değil, özellikle haksızlığa, zulme karşı direnen ve yöneticileri hicveden dörtlükleri ile tanımıştır.

Kendisine verilmiş olan sıfatlarla değil, kazanmış olduğu sıfatla tarihte yerini almıştır.

Kendisiyle Siptilli Pazarı’nı gezmeden önce biraz hasbıhal edelim dedik.

Kaymakamlık yaptığı dönem, ülkenin karanlık olduğu dönemdi. Ahtapotun kılları gibi jurnalciler her yana dağılmış, ses edenin sesini kesiyorlar.

İşte öyle bir zamanda, Mahalle komiserlerinden biri, Şair Eşref’e takar. O dönemlerde geceleyin sokağa çıkan kişinin yanında mutlaka fener olması da gerekir. Fener almadan sokağa çıkmak yasaktır. Bir gece mahalle komiseri, Eşref’i fenersiz yakalar:

“Yürü karakola” der.

Eşref direnir, komiser de yakasına yapışıp bir tokat patlatır. Eşref de aynı biçimde karşılık verir komisere. Durumu gören iki polis daha yardıma gelir komisere. Üçü Eşref’i, ite kaka karakola götürürler. Ertesi gün de, “vazife başındaki zaptiye memuruna tokat atma” suçundan, mahkemeye sevk edilir.
Sorgu yargıcı Ohannes Efendi adında bir Osmanlı Ermenisi’dir. Sorularını bir kâğıda yazar ve Eşref’e uzatır:

“Bunları cevaplayın” der.

Eşref de, “Suallerinizin hepsine cevaptır” notuyla, şu dörtlüğü yazıp uzatır Ohannes’e:

“Elinde yok adalet, olsa da sen kim, adalet kim
Kimi maznun görürsen, hep “kabahat sendedir!” dersin
Polisler üstüme saldırdı, ben de sille aşk ettim.
Be müstantik efendi!, söyle, sen olsan ne bok yersin”?

 

Hayret Efendi’ye gelince, kaç tane Adanalı bu muhterei tanır bilmiyorum. (Demek ki, nazılarının kadri ölünce de bilinemiyor. Olsun, Adanalı bilmiyor diye ne Şair Eşref ne de Hayret Efendi, onurlarından bir şey kaybetmemişlerdir.

 

HAYRET EFENDİ

Hayret Efendi Darülmualliminde (Öğretmen Okulunda) edebiyat öğretmenidir. Bir gün öğrencilerine eski edebiyatın “ Beraatı İstihlalin”ni (helalleşerek aklama) anlatmaktadır. O sırada Maarif Nazırı (Milli Eğitim Bakanı) olan zat, Erenköy’deki köşkünün kapısına tahnit edilmiş bir ayı ölüsünü ayakta olarak koydurmuştur.

Hayret Efendi öğrencilerine şöyle anlatır:

“Helalleşerek aklanma bir şeyden başka bir şeye intikal etmektir. Mesela köşkünün kapısında ayı cesedini görenler, içeride Maarif Nazırı Paşa’nın olduğunu anlarlar.”

Ertesi günü okula gelen zaptiye Hayret Efendi’nin eline öğretmenlikten atuldığına dair bildirimi tutuşturur. Hayret Efendi istifini bozmaz:

“Bekliyordum. Geç kaldınız” der. (Mithat Cemal Kuntay’ın anılarından)

Siptilli Pazarı’nı gezmeden önce, bu tarihe mal olmuş bu zatlardan bir örnek daha verelim:

 

CEHENNEM ATAŞİNİN ADRESİ

Şair Eşref dindar olmakla birlikte yobazlara kızar; insanlığın bu yüksek ve temiz duygusunu menfaatleri uğrunda istismar edenlere ateş püskürürdü. Nitekim meşhur, 1917 Unkapanı – Vefa Yangını münasebeti ile;

“Son felaket hakkında ne dersin?” diye sorduklarında, bir çok yobazlarla dolu “Şeyhislam kapısı” dairesinin bu yangın mıntıkasında bulunmasından dolayı:

“Bu yangın günahkarlara karşı Allah’ın gazabından başka bir şey değildir. Kızıl alevleri Şeyhislamlık dairesi etrafında görünce cehennem sandım” demiştir.

HERKES NASİBİNİ ALSIN

Şair Eşref’e sordular:

“Nicin o zehir gibi hicivlerinde çok defa isim tayin etmiyorsun? Kimin için yazıldıkları belli olmuyor.”

Meşhur heccav (hicveden) gülerek:

“Niçin olacak, bütün alçaklara tatbik edilsin de numarasız gözlük gibi kullanışsın diye” der.

*

Şair Eşref yaşamı boyunca yoksulluk çekmiştir. Hiçbir zaman kesesini dolduranlardan olmamıştır. Görev yaptığı her yerde, adaleti, dürüstlüğü, erdem ve yurttaşlara karşı şefkati takip etmiştir.

Kendisi bu yolları takip ederken, padişah’da jurnalcileri tarafından Eşref’’i adım adım takip ettirmiştir. Birkaç kez hapis yatmasına ve sürgün cezasına çarptırılmasına rağmen doğruluktan şaşmamış ve devleti soyan hırsızları eşleştirmeye devam etmiştir.

 

Nazır paşam halk derler bir uyuz merkebe binmiş,
Yemiş yemiş doymamış külli sülalesine ikram etmiş,
Ye sen de bu ahir viranenin izzet-i ikramını arsızca,
Çal çırp (S…) üstüne tüttür tütünü pervasızca.

 

Bir soğan soyulurken yaşarıyor da gözler, / Vatandaş soyulurken aldırmıyor öküzler!
Hayadan eser yoktur nafile bütün sözler, / Beyhude inat etme hemen salla başını,
Dilini tut, uslu dur, zıkkımlan maaşını.

Hatta sistemin bozulmuş çarklarını görünce mezar taşına yazılması için şu dörtlüğü vasiyet etmiştir:

“Kabrimi kimse ziyaret etmesin Allah için,

Gelmesin, reddeylerim billahi öz kardaşımı

Gözlerim ebna-yı âdemden ol rütbe yıldı kim,

İstemem ben Fatiha, tek çalmasınlar taşımı!”

(Ebna-yı âdem: Adem oğulları)

Siptilli Pazarına gelemedik; Perşembe günü inşallah…

 

(*) Şair Eşref Bütün Şiirleri ve 80 yıllık Hatıraları. Hilmi Yücebaş. İstanbul-1978)

 

Lagos Balık
SEDAT MEMİLİ
SEDAT MEMİLİDiğer Yazıları
BENZER KONULAR
YORUM YAZ

MAGAZİN
Çukurova Press Twitter

bedava bahis

mobil ödeme bahis

mobil ödeme bahis

canlı bahis

deneme bonusu

deneme bonusu

bahis siteleri

mobil ödeme bahis

casino siteleri

kaçak bahis siteleri

deneme bonusu veren siteler

kaçak iddaakaçak bahisgüvenilir bahis siteleriiddaa sitelerien iyi bahis siteleriillegal bahisen iyi canlı bahis sitelericasino sitelericanlı bahis siteleriensobet üyelikbonus veren siteler