Çukurova Press Twitter
Bu bölgedeki nakliyat konusunda uzmanlaşmış firmalara ulaşabilirsiniz.artvin evden eve nakliyatardahan evden eve nakliyataydın evden eve nakliyat

SANATÇILIK YOLUNDA

Lagos Balık
13 Eylül 2018 11 views 0

 

1968-69 Ankara’da mücadele yıllarımdı. Bir taraftan GİMA’ da çalışıyorum, bir taraftan da müzik derslerine koşturuyorum.

Öğretmenlerimiz: NEVZAT GÜYER koro şefimiz, diğer taraftan, repertuar ve nazariyat hocamız, Mustafa BESEN.

Bir taraftan da o yıllarda, Polis Radyosu Ankara’da çok dinlenen bir Radyo istasyonu olduğu için, öğrendiğimiz kadar oraya Program yapmaya uğraşıyorum. Ve yapıyorum da Polis Radyosu’na ilk programımı.

Ne büyük bir hazdır biliyor musunuz bu uğraş. Radyo ya gidip sazlarla stüdyoya girmişiz ve okuduğumuz şarkıları sonradan Radyodan program olarak ismimizin anonsuyla birlikte dinlememiz…

Değerli dostlarım, daha yirmi iki yaş civarında olan bir hadise bu. Bir şeyler öğrenmişsiniz müzik adına, tüm Türkiye’ye yayın yapan o zaman ki KISA DALGA üzerinden dinleniyorsunuz Ankara’dan tüm Türkiye de.

O programı Annemler, kardeşlerim ve tüm Yeğenlerimle birlikte, Adana’da ki evimizde, sokak içinde, Transistörlü Radyoyu sokağa koyup, oradan bütün çıkmaz sokakta, komşularla birlikte dinlerlermiş.

O yaşlarda bu program çalınırken, kendimi onlarla birlikteymiş gibi hissederdim. Nihavent Şarkılar okumuştum: Ayrıldı gönül şimdi yine bir tek eşinden. İsimli şarkıyla başlayan bir programdı.

Hayatımın en güzel günleridir o yıllar. Çok güzel duygular yaşadım o genç yaşımda.

Sonra bir gün sahneye çıkmak ve kendimi oralarda geliştirmek istedim. Bir gün aynı evi paylaştığım o zamanların Astsubayı, şimdilerin Ünlü Bestekarı; Hüseyin ERBAY ile, Astsubay gazinosuna Müdür Bey’e gittik, beni tanıştırdı, rica ettim ben:

Efendim Ben Yalçın Öcal. Ankara Radyosundan Nevzat Güyer’in öğrencisiyim. Polis Radyosunda programlar yapıyorum ama kendimi Sahneye de hazırlamak için, sizin burada haftada bir gün Türk müziği programı yapabilir miyim? Ücret istemiyorum. Dedim Müdür Bey’e

Astsubay Ordu Evi müdürü baktı bana: Oğlum bizim solistimiz var ama arada bir uğra bana, bir gün yer olursa sana da okuturuz. Diyerek gönderdi beni. Bu gidip-Gelmeler tam 6-7 ay sürdü.

Ama her gidişimde Müdür Bey, usandığını- bıktığını ifade eden şeyler söylüyor. Çünkü ben Her hafta bıkmıyor- usanmıyor, uğruyordum yanına gidip…

Bir öğleden sonra yine geçerken, dolmuştan Tandoğan meydanında inip, yineledim ziyaretimi ve isteğimi…

Oğlum bıktım senden. Gel bu gün Akşam 30 AĞUSTOS Şenlikleri var. Kara Kuvvetler Komutanı da gelecek akşam. Sazlar çalarlarsa, sende iki tane şarkı oku bakalım. Seni de dinleyelim. Der demez, ben fırladım doğru eve.

O zamanlar Bahçelievler son durakta oturuyorum. Eve gittim; Haki renkli harika bir takım elbisem var. Yeni diktirmişim, bir güzel tekrar tekrar ütüledim. İçine o zamanlar moda olan, Balıkçı yaka bir beyaz Gömleğim var Triko cinsinden. Onu da giyeceğim akşama…

Efendim, akşam oldu ve ben giyinip, kuşanıp Tandoğan Meydanında ki, Astsubay ordu evine gittim. Ağustos ayı bahçe dolumu dolu. Hınca-hınç. Dışarıda Sazlar, Radyo sanatçısı GÖNÜL AKIN ’ı bekliyorlar.

Bana demişti ki Müdür, Radyo sazları gelecek, sazlar sana da çalarlarsa okuyabilirsin.

Ben doğru, sazların başı, Ankara Radyosu Ut sanatçısı İZZET ALTINBAŞ’ a gittim ve, Sayın Hocam, ben Nevzat Güyer’ in öğrencisiyim. Bana da çalarsanız ben de üç şarkı okuyacağım. Der demez, bana döndü İZZET ALTINBAŞ; Efendim biz Radyo sanatçısıyız her kese çalamayız. GÖNÜL AKIN’ ı bekliyoruz ona çalacağız. Dedi ve bitirdi sözünü Yüksek sesle…

Ben yalvarıyorum ama nafile. Fakat bu arada Program sanatçısı Gönül Akın bir türlü gelmiyor…

O arala,r arkada salonda bir dalgalanma oldu ve Astsubay ordu evi müdürü yanımıza gelerek; Hadi İZZET Hocam Kara kuvvetleri Komutanı paşam geldi çıkın sahneye demez mi?

İzzet Altınbaş, bir bana baktı, bir yutkundu; Hazırlan ne okuyacaksan oku. Demez mi?

Ben yalvaralı 45 dakika olmuştu galiba. Allah’ımın büyük işi, Asıl Sanatçı gelmemiş, programa gecikmişti. Ve bana ihtiyaç olmuştu.

-Ben Hocam NİHAVENT Şarkılar okuyacağım. RE üzerinden YEGÂH’ tan okuyorum. Deyince çıktılar sazlar sahneye ve Nihavent peşrevi çalmaya başladılar. Anonsla ben çıktım, dolu salonda çıt çıkmıyor salonda ve peşrev bitti, ben başladım; UNUTTURAMAZ SENİ HİÇ BİR ŞEY… Diye şarkı bitti, alkışlar çok büyük. Başladım ikinci şarkıya. Ve dört şarkı okuyup indim, alkış kesilmiyor. Baktım ki İzzet Altınbaş bana işaret ediyor gel gel diye.

Çıktım iki tane daha okudum. Ve girdim içeriye. Müdür doğru bana geldi sarıldı öpüyor. Oğlum senin böyle bir sesin vardı neden daha evvel söylemedin? Falan. Hemen emirler verildi, aynı sazlarla birde Sıhhiyede ki Subay Ordu evinde bir programa gönderildik, programı yaptık ve döndük oradan da…

Tebrikler, tebrikler ve tebriklerle kutlanıyoruz; Ordu evi müdürümüz Hemen bana, Her hafta geleceksin, iki tarafta da program yapacaksın diyor Falan…

Bana iki adet ZARF Veriyorlar. Belli ki içi para dolu. Ama ne kadar var iki zarfta bilmiyorum.

O huzur dolu yorgunlukla eve geliyorum, zarfları açıyorum ki, her bir zarf ta 300.TL’den toplam 600.TL para vermişler bana. Ve bunu her hafta alacağım bir süre. Vay babam Vay!…

O zamanlar benim GİMA’ dan aldığım Aylık MAAŞ: 570.TL…

Bunlar çok güzel yıllardı. Ne mutlu bana ki yaşadım bu güzellikleri. Çok mutluyum…

 

Lagos Balık
YALÇIN ÖCAL
YALÇIN ÖCALDiğer Yazıları
BENZER KONULAR
YORUM YAZ

MAGAZİN
Çukurova Press Twitter

porno izle porno indir türk porno yerli porno türbanlı pornoümraniye escort kadıköy escort ataşehir escort antalya escort

escort bodrumbodrum escort bayan

antalya escort istanbul escort ataköy escort istanbul escort beylikdüzü escort escort istanbul ataşehir escort şişli escort ataşehir escortkadıköy escortescort beylikdüzü escort kadıköy

ataköy escortnisantasi escort