pendik escort kartal escort kurtkoy escort maltepe escort

istanbul escortkayseri evden eve nakliyat

bayan escort izmir

SAVAŞA HAYIR MI? NEDEN? - Çukurova Press Gazetesi

Çukurova Press Twitter
ankara evden eve nakliyat
kayseri evden eve nakliyat

SAVAŞA HAYIR MI? NEDEN?

Lagos Balık
29 Ocak 2018 227 views 0

“Vatan tehlikeye düşmedikçe savaş bir cinayettir…”

Mustafa Kemal Atatürk

200 Yıl önceki Dünya haritasındaki İslam Coğrafyasını, bu günkü dünya haritasındaki İslam Coğrafyası ile karşılaştırın. Müslüman devletlerin kaybettiği topraklara şöyle bir bakın, savaşı kimlerin çıkardığı kolaylıkla anlaşılır. 

“Savaş istiyoruz! /  en önce vuruldu / bunu yazan…” Bertold Brecht’nin “Duvara Yazılan şiiri’dir.” 1970’li yılların sonarına doğru okumuştum. O yıllar, toprağa düşen canla aklıma geldikçe, savaşı isteyenlerin önce ölmesi gerektiğini düşünürdüm. Adalet ancak öyle tecelli ederdi. Kim savaş istiyorsa önce o ölsün…

Şunu gördüm, savaşı isteyenler değil, istemeyenler ölmektedir.

NEDEN BARIŞ TANRISI YOK SAVAŞ TANRISI VAR?

Bu konuda “Kendini Arayan Tanrı” adlı kitabımda itirazım yükselmişti. Soruyorum: “İnsanlık tarihinde Savaş Tanrısı var, peki neden Barış Tanrısı yok?”

Çünkü barış tanrısı egemen ruhların ihtiyaçlarına yanıt vermiyordu.

“Paylaşım insanın en kutsal davranışıdır. Daha çok alet, daha çok mal mülk, daha çok iktidar, daha tükenmez güç… Sahip olma hırsına yenilmiş insan, paylaşım duygusunu bırakarak insanlaşma sürecini yavaşlatmıştır. (…)

Hükümdar ve din adamları ve bunların çevresindeki soylular, güçlerine güç katmak, servetlerini ve otoritelerini geliştirmek, daha çok sömürecekleri insanlar bulmak amacıyla çıkarılmış olan bu savaşları, insanlığa nasıl anlatacaklardı? Öyle ya; bazen binlerce, bazen milyonlarca insanı ölüme gönderirken, bu insanları hangi ortak inanç ve düşüncede birleştireceklerdi?

Öyle bir kavram bulunmalı ki, insanlık bu kavram uğruna sevinçle ölüme giderken, bunları ölüme ve yok oluşa gönderenler bu kan denizlerini servete dönüştürebilsinler. Bu savaşta ölenlerin ödülü, tanrılar katında saygın insan olma şerefine nail olmakta iken, hükümdar ve çevresinin ödülü ülkenin tek sahibi ve efendisi olmaktı.

Savaşta ölenler, Tanrı’nın öteki dünyasının çayırlarında sonsuz mutluluğu yakalarken, savaşa gönderenler, sınırsız otoriteye sahip olmalıydılar…” (Kendini Arayan Tanrı Sh.80)

SAVAŞA MI KARŞIYIZ HAKSIZLIĞA MI?

Önce şunu saptamalıyız: Savaşa karşı olmak, insanlığın yanında yer almaktır. Benim de yürekten destekledim bir görüştür. Ama çoğu zaman, savaşın ve barışın sınırları birbirine karışıyor. Adam güçlü. Bir çocuğu dövüyor. Ben daha güçlüyüm. Bunu önlemek istiyorum. Adam uslanmıyor. Ben tokadı adama vuruyorum. Birisi bağırıyor: “Şiddete Hayır!”  E, kardeşim tamam, az önce adam çocuğu döverken neden “Şiddete Hayır” diye bağırmadın?

SON 200 YILLIK İSLAM COĞRAFYASI

Şimdi kimse üşenmesin, 200 yıl önceki haritalara bir bakın. Ortadoğu merkezli İslam Coğrafyasına şöyle bir göz gezdirin. Bu haritanın yanına da bu günkü İslam Coğrafyasını haritalarına bir bakın. Ne oldu İslam Coğrafyasının topraklarına? Daha düne kadar İslam inancında olan bu topraklarda şimdi hangi inanç ve sistemler hüküm sürüyor. (Doğru veya yanlış, ileri veya geri, bunları bir kenara bırakıyorum.)

Değerli arkadaşlarım son 200 yıldır, Hristiyan Devlete saldırmış bir Müslüman devlet yoktur. Bu coğrafya son 200 yıldır, tarihte eşi görülmedik bir şekilde saldırı altındadır. Bu emperyalist saldırıya baş kaldıran, direnen “İslami terörist”…

Ya öyle mi? Ne işin var senin bu topraklarda? Silahından kaçan ve Camiye sığınan Iraklı’yı kovalayıp caminin köşesinde kafasına sıkacaksın. Sen, adaleti ve özgürlüğü getirmiş olacaksın. Sen demokrasi getirmek için çöp bidonuna sığınan adamın kucağındaki çocuğu öldüreceksin. Demokrasi ve insanlık havarisi olacaksın ama ben buna karşı koynca “İslami terörist” olacağım öyle mi?

Ey emperyalist, saldırgan, alçak ve insanlıktan nasibini almamış zihniyet sana kızmıyorum. Sen zaten alçaksın. Ama bu gerçeği kavrayamayan bu coğrafyanın insanına kızıyorum. İslam inancından haberi bile olmayan Müslümanlara kızıyorum.

Ne oldu benim bu topraklarıma? Merih’ten uzaylılar mı geldi işgal etti, elimden aldı? Yoksa, “özgürlük, eşitlik, demokrasi” adına bu dünyayı düzeltmeyi Tanrı’nın kendisine verdiği görev sayan kan emiciler mi?

Evet Savaşa Hayır!

Atlantik’in ötesinden TIR’ları, tankları, uçakları ve askerleri ile gelen çökmüş medeniyete karşı Savaşa Hayır!

Ortadoğu Coğrafyasında eli kanlı (Yaşadıkları uygarlıkların artıkları olarak, paralı katiller) zihniyete Hayır!

ESKİMEYEN BİR TRAJEDİ

1939 Yılının Ekim ayında Türksözü Gazetesi’nde bir araştırmanın sonucu yayınlanır. Bu tarihten bir ay önce 1 Eylül 1939’da Alman tankları Polonya ovalarına girmiş ve insanlığın en büyük trajedilerinden biri başlamıştır. Dünya henüz bu trajedinin farkında değildir.

Bu araştırmaya göre 1618 yılından 1914 yılına kadar geçen 296 yıl arasında dünyada 1704 savaş olmuştur.

O dönemlerde Osmanlı Devleti’nin büyüklüğü düşünülerek en büyük savaşların Osmanlılarca yaptığı zannedilir. Oysa gerçek öyle değil.

Bu savaşların %63’ü Fransızların katıldığı savaşları oluşturmaktadır. Yapılan her yüz savaşın 63’ünde Rönesans ile aydınlanmanın kaynağı sayılan Fransa vardır. Kambersiz düğün olmaz misali, Fransasız savaş olmaz, fikri oluşmuştur.

Adından fazla konuşulmayan Avusturya Her 100 Savaşın kırkında, İngiltere 30’unda, Rusya 19’unda, Almanya 18’inde, İspanya 16’sında bulunmuştur.

Osmanlı Devleti yıkılıyor olmasına karşın her yapılan her 100 savaşın sadece 12’sinde vardır.

Ben barbar oluyorum, Avrupa medeni oluyor.

Arkadaşlar biraz akıl ve mantık. Türkiye sadece son 50 yıldır iyi idare edilemiyor. Hepsi o kadar.

Yine meraklıları için bilgiye devam edeyim. Bu süre zarfında Fransa, Avusturya ile 14, İngiltere ile 10 kez savaşmıştır. İspanya ise 44 yıl içerisinde Portekiz ile 6 kez savaşa girmiştir.

Tarihe 30 yıl savaşları olarak geçen savaşların en uzun süren savaş olduğu söylenektedir. Ama gerçek şudur, en uzun süreli savaş Osmanlı Devleti ile Venedikliler arasında sürmüştür. 1644 yılında başlayan savaş 1699’da son bulmuş ve 55 yıl sürmüştür. ( Denizlerin egemenliği amacıyla yapılan savaşın hala bitmediğini düşünüyorum. Sadece taraflar değişmiştir. Türkiye ile emperyal güçler arasındaki deniz savaşları bütün acımasızlığı ile devam etmektedir. Son seferinde darbe alan Deniz kuvvetleri yeniden dirilmiş ve ülke savunmasında yerini almıştır.)

Savaş istatistiklerinde trajik olaylarda vardır. Siviller askerlerden fazla ölmektedir. Teknoloji arttıkça sivillerin ölme riski artmaktadır.

SAVAŞA HAYIR MI?

“Savaşa Hayır!” dediğimiz zaman kime hitap ettiğimiz önemlidir. Türkiye, İran, Irak, Suriye, Lübnan, Azerbaycan, Afganistan gibi ülkeler ve başkentleri “Savaşa Hayır!” sloganlarının muhatabı değildir.

ABD, İsrail, Fransa, Almanya, Belçika ve bunların hepsinden çok daha önemli olan Vatikan, Savaşa Hayır sloganlarının muhatabıdır.

ASYA’NIN FETHİ VATİKAN’IN TANRISAL EMRİ’DİR.

Katolik inancı, ilk bin yılı, Katolik inancının kurumsallaşması için ayırmıştır. İkinci bin yılda Katolik inancının hedefi Avrupa’nın fethi olmuştur ve bunu kısmen başarmıştır. Vatikan’ın üçüncü bin yıldaki hedefi ise Asya’nın Katolikleştirilerek kurtarılmasıdır.

 ASYA HAÇ’IN GÖLGESİNDE KURTULUŞA ERENE KADAR…

Bu kararlar 1963 yılında II. Vatikan Konsili’nde alınmıştır. Konsil kararları Tanrısal Vahiy niteliğindedir. O Konsil’e din görevlisi olarak katılan şahıs şu an Papa’dır.

Şimdi, nasıl “Savaşa Hayır!” diyelim.

Lagos Balık
SEDAT MEMİLİ
SEDAT MEMİLİDiğer Yazıları
BENZER KONULAR
YORUM YAZ

MAGAZİN
Çukurova Press Twitter

bedava bahis

mobil ödeme bahis

mobil ödeme bahis

canlı bahis

deneme bonusu

deneme bonusu

bahis siteleri

mobil ödeme bahis

casino siteleri

kaçak bahis siteleri

deneme bonusu veren siteler

kaçak iddaakaçak bahisgüvenilir bahis siteleriiddaa sitelerien iyi bahis siteleriillegal bahisen iyi canlı bahis sitelericasino sitelericanlı bahis siteleriensobet üyelikbonus veren siteler