Emrah Blkn Google fock you Skype hakanakdan@outlook.com ulaş bana.Emrah Blkn Google fock you Skype hakanakdan@outlook.com ulaş bana.Emrah Blkn Google fock you Skype hakanakdan@outlook.com ulaş bana.ŞEHİTLERDEN HELALLİK DİLİYORUM - Çukurova Press Gazetesi, Adana Haber

Çukurova Press Twitter
Bu bölgedeki nakliyat konusunda uzmanlaşmış firmalara ulaşabilirsiniz.artvin evden eve nakliyatardahan evden eve nakliyataydın evden eve nakliyat

ŞEHİTLERDEN HELALLİK DİLİYORUM

Lagos Balık
06 Ocak 2019 25 views 0

Şehit mezarlarındaki bayraklar suskun ve küskün…

Şehit cenazelerimizde yaşayanlara soruyoruz: “Hakkınızı helal ediyor musunuz?”

Ne hakkı? Esas şehitlerimize sormak gerekir: “Bağımsızlığımız için canınızı verdiniz; Hakkınızı helal ediyor musunuz?”

Bu toprakların, madenler, toprak altı zenginlikleri için canınızı verdiniz; hakkınızı helal ediyor musunuz?”

Fabrikalarımız tütsün, topraklarımız yeşersin diye genç yaşta toprağa düştünüz; hakkınızı helal ediyor musunuz?”

Benim şu an, domates tohumum bile özgür değil, karpuz çekirdeği tutsak, hakkını helal ediyor musun?

AKIN ÖZDEMİR’E SAYGIYLA

Bu hafta çok yoğun ve güzel bir hafta oldu. Yeni yıla “umut”la girecek olan kişilerin “umutlarını” yerle bir ettim. Umudunu, hedefe çevirdiğim insan sayısı oranında mutlu oldum.

Bu haftanın en güzel olaylarından biri de 5 Ocak Adana’nın Kurtuluşu idi.

Cumhuriyet Kadınları Derneği Çukurova ve Seyhan Şubelerinin birlikte düzenlemiş oldukları “Adana’nın 5 Ocak Kurtuluşu ve Atatürk Devrimleri” adlı söyleşide Yazar Erol Yıldız ile birlikte konuşmacıydım.

Ziraat Mühendisleri Odası Adana Şube’sinde Akın Özdemir toplantı salonunda düzenlenen söyleşiye çok sayıda seçkin davetli katıldı. Konuşmayı Akın Özdemir’in adı verilen bir salonda yapmak benim için çok anlamlıydı.

12 Eylül karanlığını hazırlayan eller, 18 Aralık 1978’de Akın Özdemir’i hedef almışlardı. Akın Özdemir yurtsever bir aydın idi. Öldürüldüğü ve cenazesinin Mersin’e götürüldüğü günü iyi hatırlıyorum. Aydınlık düşüncenin efsanevi isimlerindendir. (Saygı ile anıyorum)

 

KURTULUŞ NE DEMEK?

Cumhuriyet Kadınları Derneğinin üyeleri, Atatürk devrimciliğinin nezaketi ve saygısı ile yerlerini aldılar. Salon aydınlık insanlarla doldu. Sayın Ayşe Soylu gerekli sunumu yaptıktan sonra konuşma sırasını verdi.

Bir metin hazırlamıştım, metni salonda isteyenlere verdim. O metinden kısa bölümler alarak konuşmamı paylaşmak istiyorum.

Kurtuluş dediğimiz zaman ne anlamalıyız? Adana gerçekten kurtulmuş mudur?

Bu konuları sohbet ederken, Atatürk Devrimlerinin değeri bir kez daha anlaşılmış olacak.

Osmanlıca “Halas”, “Selamet”, Saadeti Ebediye, ebedi saadet olarak ta ifade edilen Kurtuluş: “Bir tehlikeyi üstünden atmak” anlamındadır. Var olan bir tehlikenin üstesinden gelinmesi…

Metafizik anlamda: insanlar günahkardır, Tanrı’nın bağışı ile kurtulacaklardır. (İnsanı daha doğarken tutsak eden ve kurtuluşunu Tanrıya bağlayan metafizik anlayış şu an konumuzun dışında ama aklımızın bir köşesinde.)

Bu anlamda kurtuluşa ulaşmak için dinsel inanç ibadeti çözüm olarak öngörür. Elbette bu anlayış sadece inanca dayanır ve zihinseldir. Bu tarz bir kurtuluş, daima umut ile beslenir. 

KURTULUŞ ZİHİNSEL DEĞİL, TARİHSELDİR

Bizim söz ettiğimiz kurtuluş, zihinsel değil tarihseldir; Sömürülen ( Kişi, Ulus, Devletin) Sömüren (Kişi, Ulus, Devletten) kurtulması anlamına gelmektedir. Bu amaç için verilen mücadeleye de “Kurtuluş Savaşı” dedir.

Her savaşın kendine has özellikleri vardır, Kurtuluş Savaşı’nı tarihe mal eden özellik, tarihte emperyalizme karşı mazlum bir milletin verdiği savaş olmasıdır. Önderi Mustafa Kemal’dir, kahramanları ise halkımızdır.

Adana mücadelede önder olan illerden biridir. Çoban ateşinin yakıldığı ildir.

Birinci Dünya Savaşı’nın sonunda Mondros Ateşkes anlaşması imzalanır. Osmanlı Devleti derin bir nefes alır. “Nefes alır…” derken Mondros esasında bir tutsaklık anlaşmasıdır. Ama, artık savaştan, ölmekten, sefaletten yorulan asker ve halk en azından savaşın bittiğini düşünerek derin bir nefes alır.

Silahlar bırakılacak, askerler terhis edilecek.

Mustafa Kemal bu coğrafyada Yıldırım Orduları Komutanıdır… Asker terhisinin ne anlama geldiğini çok iyi bilmektedir. Alınan bu nefesin, yeniden harekete geçmek için değerlendirilmesi gereken bir zaman olduğunu düşünür. O yıl Adana’nın güçlü yerli halkı bir araya gelerek: bu beladan “kurtulmak” için bütün imkanları seferber edebileceklerini bildirirler.

İşte Mustafa Kemal’in anıtlarda yazılı olan : “Efendiler, bende bu vakayiin ilk teşebbüs hissi bu memlekette, bu güzel Adana’da vücut bulmuştur” sözü, Adanalının bu tavrı üzerinedir. 15 Mart 1923 yılında Adana Türk Ocağı’nda gençlere yaptığı konuşmadan öğreniyoruz.)

Mustafa Kemal’in teşebbüs hissini İstanbul Hükümeti’ de anlamış olacak ki onu Yıldırım orduları Komutanlığı görevinden alır ve İstanbul’a çağırır.

Mustafa Kemal artık pasif görevdedir.

Anlıyoruz ki, Kurtuluş’a ermek için kurtuluş bilincine gerek vardır. Yaşadığınız bir sorun sizin için kurtuluşu gerektirmiyorsa, kurtuluş için harekete geçmeniz mümkün değildir.

Burada uzun uzun Kurtuluş için bana göre bu yüce halkın verdiği mücadeleyi anlatmayacağım.

Mehmet Akif zaten Çanakkale Şiirinde bu direnişi kahramanlarını özetlemiştir:

“Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?

‘Gömelim gel seni tarihe’ desem, sığmazsın…”

tarihe sığmayan bir hareketi burada bir kaç cümleye sığdırma girişiminde bulunmayacağım.

BAYRAK ÇEKME ÖZGÜRLÜĞÜ

Kurtuluşu gün gün inceledim, gün gün araştırdım. Esasında her olay bir destandı. Karşılaşıp da beni günlerce etkilememiş olan bir olaya rastlamadım.

Sadece bir tanesinden kısaca söz etmek istiyorum: Büyüksaat İle Ulucami arasına bayrak çekme özlemi…

İşgal ordularının valisi Albay Bremon bir dizi yasakların sonunda Türk Bayrağı’nın asılmasını da yasakladı.

Damat Ferit Hükümeti bundan rahatsız olmadı, Taha Toros’un anılarına göre, Damat Ferit: “Torosların aşağısı zaten Türk değil” diyerek, neredeyse işgali cesaretlendirmiştir.

Ama burası ırkı ne olursa olsun, kendini Türk hisseden insanların yurduydu. Ayrıca esaretin, ırkı ve milliyeti yoktur. Esaret onurlu her insanı yaralar.

Fransızlara karşı direnişin çoban ateşi, bayrağı yeniden asmak oldu. Bu ortak amaç, ortak kıvılcım oldu.

GELDİKLERİ GİBİ GİDERLER

Sonuçta, Fransızlar, 3 yıl 18 gün boyunca, bir çok şey öğrenerek geldikleri gibi giderler. tarih 5 Ocak 1922. İşte o gün her Adanalının ortak olarak gördüğü rüya gerçekleşir. tarihin en büyük bayrağını Ulucami ile Küçüksaat arasına çekerler.

Bu bayrağı ancak 200 kişi taşımıştır. Bu bayrak Adana’nın simgesi olmuş ve dünya basınında da yer almıştır. Bu bayrağın gölgesinde bir ulus bağımsız yaşamaya başlamıştır.

 

NAR TANESİ GİBİ

Değerli dostları şimdi soruyorum. Biz bu kurtuluş mücadelesinin hakkını verebildik mi?

Şimdi sizin vicdanınıza sesleniyorum… Adana’nın o dağ, orman ve ova köylerini gezerken gördüğüm şuydu: beni mezarlıklar karşılıyor ve mezarlıklar uğurluyor.

Köyümün yaşayanları, ölüleri ile iç içe yaşıyorlar. Köylerim terk edilmiş, tenha ve sessiz. Köylerim öylesine terk edilmiş ki, bakıyorum, ölülerin sayısı yaşayanlarından fazla. Adananın bütün köy mezarlıklarına nar taneleri gibi yayılmış şehit mezarlarımız vardır. Biliyorsunuz, Şehit mezarlarının üzerinde bayrak bulunur. Ben bu bayrakları suskun ve küskün gördüm. bayraklar, şehitlerin duygularını yansıyordu.

ŞEHİTLERDEN HELALLİK İSTİYORUM

Şehit cenazelerimizde yaşayanlara soruyoruz: “Hakkınızı helal ediyor musunuz?”

Ne hakkı? Esas şehitlerimize sormak gerekir: “Bağımsızlığımız için canınızı verdiniz; Hakkınızı helal ediyor musunuz?”

Bu toprakların, madenler, toprak altı zenginlikleri için canınızı verdiniz; hakkınızı helal ediyor musunuz?”

Fabrikalarımız tütsün, topraklarımız yeşersin diye genç yaşta toprağa düştünüz; hakkınızı helal ediyor musunuz?”

Benim şu an, domates tohumum bile özgür değil, karpuz çekirdeği tutsak, hakkını helal ediyor musun?

Ben evimin bahçesinde ektiğim sebze ve meyvenin tohumunu saklayamıyorum: hakkını helal ediyor musun?

Üretim yapan fabrikaları yıktım: AVM yaptım: bu öngörüsüzlüğüm için hakkını helal ediyor musun?

Avrupa birliğine girmeden gümrük birliğine girince iş adamlarıyla beraber maytap atıp kutladım, şimdi de işsizlikten şikayet ediyorum; Bana hakkını helal ediyor musun?

Adana kurtulmuş mudur? Gidin terk edilmiş köylerine bakın… Ona siz karar verin.

 

Arkadaşlar bu yazıya devam edeceğim…

Sayın Erol Yıldız’ın konuşmalarını ayrıca paylaşacağım.

 

Lagos Balık
SEDAT MEMİLİ
SEDAT MEMİLİDiğer Yazıları
BENZER KONULAR
YORUM YAZ

MAGAZİN
Çukurova Press Twitter