Çukurova Press Twitter

SİVAS KATLİAMINDA ADANA

04 Temmuz 2018 37 views 0

Katliam yapmanın ceza değil ödül getireceğini kimse tahmin etmedi.

 

İnsanların şehirlerde yaşaması ile birlikte “surlar” oluşturulmuştur. Ancak surlar iç içedir. Şehrin dışındaki surlar, halkı düşmandan korumak içindir ki onu asker bekler. Şehrin, iç surları da yöneticileri halktan korumak içindir ki, onu da polis bekler.

Yani asker, halkı düşmandan, polis ise yöneticiyi halktan korumak içindir.

 

İLK TEPKİ ZİYA YERGÖK’TEN

Sadece güneşin değil, Sivas Katliamının da ısıttığı o Temmuz ayında Adana’nın gündeminde CHP İl Başkanı Ziya Yergök ile ÇUKOBİRLİK Genel Müdürü Sedat Doğan’ın karşılıklı atışmaları vardı:

Yergök: “Sedat Doğan’ın Güvenirliliği Tartışılır” derken Sedat Doğan : “Ziya Yergök Kamuoyunu Yanıltıyor” diyor ve bu iki açıklama Yeni Adana Gazetesi’nin manşetlerini oluşturmaktaydı.

ADANA – KOOP’ta Genel Kurul yapılıyor, zamanın efsane kooperatifçilerinden Abdurrahman Özalp, “Yeni Projelerin” müjdesini veriyordu. Tarihler 3 Temmuz 1993 olmasına rağmen Sivas Canlarına yapılan saldırı henüz yerel basının gündemine düşmemişti.

Tarihler 4 Temmuz’u gösterdiği zaman ilk açıklamanın CHP İl Başkanı Ziya Yergök’ten geldiği basında yer aldı.

Laikliğe sahip çıkılmasını isteyen Yergök: Saldırı İnsanlık Dışıdır” dedi.

Ayrıca küçük puntolarla “Sivas Kurbanlarının Kimlikleri Belirlendi” başlıklı haber yer almıştır.

Aynı gün, BPP genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu açıklamasında: “Pir Sultan Abdal Kültür etkinliklerinin amacından saptırıldığını ve olayların bilinçli ve planlı bir provakasyon olduğunu söyledi.

CHP Parti Grup Başkanı Ali Dinçer ise: Çağdaş demokrasiyi, faşizmi, özgürlüğü sarsmak isteyen olaylara meydan verilmemesini ve 36 kişinin hayatını kaybettiği olayda sorumluların belirlenerek en kısa zamanda cezalandırılması gerektiğini” söyledi.

 

SİSTEM TMMOB’U İSTEMİYOR

 

TMMOB, hatırladığım ve bildiğim kadarı ile, Adana’da demokratikleşmenin, aydınlanmanın, haksızlığa karşı direnişin bir kalesi olmuştur. Son zamanlara kadar bu hep böyle idi. (Şimdi de böyle, zaten etkili bir oda olduğu için yasalarla etkisizleştirildi.)

O zamanda TMMOB adına Adana İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Sabahattin Öztaş: “Son günlerde Laik demokratik Cumhuriyet karşıtı eylemlerin tırmandırılması ve terör olaylarındaki sistematik artışlara dikkat çekerek akılcı ve mantıklı çözüm yollarının üretilmesini istedi”

 

CENGİL’İN BİRLİK VE BERABERLİK AŞKI

Refah Partisi Seyhan İlçe Başkanı Sıtkı Cengil: “Birlik ve beraberliğe her zamankinden daha fazla ihtiyacımız olduğu bu günlerde böyle olayların bir daha tekerrür etmemesini istedi.”

Sıtkı Bey ile bu gün de sohbet etsek yine “Birlik ve beraberliğe her zamankinden fazla ihtiyaç duyduğumuzu söylerdi zannediyorum.

 

ÖDÜL OLACAĞINI BİLENLER

Bir de Sosyalist Birlik Partisi Adana İl Yönetimi’nin açıklaması var. Parti adına açıklama yapan İl sekreteri Bülent Büyükdağ: “Sivas’ta meYdana gelen olayları şiddet ve nefretle kınıyoruz. Olayların sorumluluğu Sivas Belediye Başkanına aittir” dedi. Ve ekledi “Onların katillerinin ortakları, hiç kuşkusuz, bu güne dek geçici şeriatçı örgütlenmelere göz yuman, destek veren devlet kurumlarıdır.”

Peki, Sivas Belediye Başkanı kim; Daha dün Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Milli olarak tanımlanan Temel Karamollaoğlu…

 

Gazete güzel bir çalışma yapmış. Konu hakkında Adana’da bazı yurttaşların fikrini sormuş ve bu düşünceleri “Laikliğe Sahip Çıkalım” başlığı altında listelemiş.

 

POLİS HALKIN DEĞİL YÖNETİCİNİN EMRİNDE İDİ

Tabi o zamanlar halkın büyük bir bölümünde büyük bir öfke dalgası yayıldı. Halkımız öylesine öfkelendi ki, bu davanın avukatlığını yapacak kişilerin olmayacağını bile düşünüyordu. Ama bilmiyordu ki, bu davada, insanlığı ataşta yakan zihniyeti savunan avukatlardan 8 tanesi AK Parti’de milletvekili olacaktı.

Ve yine bu davaya karışmış, elinde meşale ile Madımak Oteli’ne yobazca yürüyenlerin büyük bir bölümü, AK Parti saflarında önemli mevkilerde görev alacaklardı.

Bunların kim oldukları boy boy gazete ve internet sayfalarında yayınlanmıştır.

 

Filmlerimizde bir konu seçilir, aynı onu değişik aktörlerle defalarca çekilir ve biz aynı filmi hep seyrederiz. İyi bir yapımcı olamadığımız için iyi bir seyirci olmayı kader zannediyoruz.

Ve Manşet: “Adana Polisi, Protestoyu Engelledi”

Gerçi o zaman bu tür haberler fazla ilgi çekmiyordu. Protestoları engellemek olağan hale gelmişti.

Ancak “polislik” kavramının tarihsel kökenini bilmeyenler, polisin bu davranış biçimlerini eleştiriyorlar.

İnsanların şehirlerde yaşaması ile birlikte “surlar” oluşturulmuştur. Ancak surlar iç içedir. Şehrin dışındaki surlar, halkı düşmandan korumak içindir ki onu asker bekler. Şehrin, iç surları da yöneticileri halktan korumak içindir ki, onu da polis bekler.

Yani asker, halkı düşmandan, polis ise yöneticiyi halktan korumak içindir.

BÖLGE GAZETESİNİN MUHABİRİ

Sivas katliamını protesto etmek amacıyla Çukurova Gazeteciler Cemiyeti Atatürk Parkı’ndaki anıta siyah çelenk koyarken polis müdahale etmiş. Bölge Gazetesi muhabiri Rafet Dilmaç’ta saldırıdan payını almış ve yaralanmıştır.

 

Adana Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Oda Başkanı olan (benim de şahsına çok saygı duyduğum… Her zaman aydın, her zaman saygın) Bilgin Tosun yayınladığı bültende: “Avrupa ülkelerinde Türklere karşı yapılan saldırıları barbarlıkla suçladığımız bir bir sırada kendi ülkemizde, insanlarımıza karşı yapılan saldırı barbarlığın da ötesindedir” deviş ve tavrını net olarak oraya koymuştur.

Acaba Ahmet Coşar o dönemde oda başkanı olsaydı böyle siyasi bir açıklama yapar mıydı?

Ondan sonraki günlerde , tepkiler manşetlerden düşüyor ve hayat normal akışına yani başka katliamlara yol almak üzere devam ediyor.

Nitekim Başbağlar katliamı haberi bu arada yer alıyor: Başbağlar Köyü’ne baskın yapan PKK Terör Örgütü 28 insanımızı katlediyor.

“Ey ülkem! Benim güzel ülkem! / Halkına ölümleri layık gören ülkem!”

 

YANKILAR VE TURGUT BAĞIR

2 Temmuz 2018 Pazartesi günü Sivas Canları ile ilgili olarak Çukurova Pres Gazetesi’nde yayınlanan yazım üzerine bir çok can aradı. Duygularını paylaştı.

Bu çok değerli insanlık dostlarının izinlerini almadığım için duygularını sizlerle paylaşmıyorum.

Fakat Turgut Bağır’ın paylaşımı ilgimi çekti. Onunla görüştüm ve kendisinin göndermiş olduğu şiiri paylaşmak için iznini aldım.

Turgut Bağır’ı şahsen tanımıyorum, işte bu sosyal medyanın ender faydalarından biri, gönül dostlarını bir platformda birleştiriyor.

Duyguları şöyle dökmüş dizelere Turgut Bağır:

 

SİVAS’A AĞIT

Cahiller zor oldu, gelip dayandı./ Canlar hep direndi, buna dayandı.
Türküler kül oldu, semahlar yandı.
Semahı, türküyü, alevler aldı. / Sazımın üstünde gözyaşım kaldı.
Aşk galebe çalana dek, bitmez bu sevda./ Karanlık son bulana dek, bitmez bu kavga.
Gafil ateşinde canlar yanıyor./ Döşten yara almış, sazım kanıyor.
Yobaz, yakma ile biter sanıyor.
Semahı, türküyü alevler aldı. / Sazımın üstünde gözyaşım kaldı.
Aşk galebe çalana dek, bitmez bu sevda./ Karanlık son bulana dek, bitmez bu kavga.
Hiç tahammülün yok türkü sesine./ Deyişe, beyite, hak nefesine.
Nesinedir söyle, öfken nesine.
Semahı, türküyü alevler aldı./ Sazımın üstünde gözyaşım kaldı.
Aşk galebe çalana dek bitmez bu sevda / Karanlık son bulana dek, bitmez bu kavga.
Sivas ellerinde sazım kül oldu./ Mevsimler tutuştu, yazım kül oldu.
Şiirler tutuştu, sözüm kül oldu.
Yandı şiir, yandı türkü, name name tutuştu.
Yandı sazım, yandı semah, döne döne tutuştu.”

Yüreğinize sağlık Turgut Bey, keşke böyle bir olay olmasaydı vesiz keşke böyle şiir yazmak zorunda kalmasaydınız…

Bu şiirin edebiyat dünyasında büyük saygınlığı olan “Üvercinka Dergisi”nin bu ay ki sayısında yayınlanacağı söyledi. Kentim adına kutlarım. (Resminizi de sitenizden aldım.)

 

 

Lagos Balık
SEDAT MEMİLİ
SEDAT MEMİLİDiğer Yazıları
BENZER KONULAR
YORUM YAZ

MAGAZİN
Çukurova Press Twitter
besiktastayim.net/sislikent.comumraniyekombiservis.orgbeylikduzubizimkent.comatasehirmeb.com