Çukurova Press Twitter

TEK PARTİ ÇOĞUNLUK ÇOK PARTİ MOMARŞİLER DÖNEMİ OLDU

Lagos Balık
08 Haziran 2018 24 views 0

 

Çok partili dönem, demokrasiye gizlenmiş monarşiler dönemidir

 

Cumhuriyet dönemi, Tek Partili Süreç olarak başladı, çok partili olarak devam etti.

Bana göre, Tek Partili Dönem, demokrasinin kuruluş dönemiydi.

Çok partiye geçiş süreci ile birlikte, demokrasinin katledilme süreci başlamış oldu.

Milenyum’a geldiğimiz süreçte de yeniden Tek Parti arayışları başladı; bu kez “demokrasi” diye diye ve bu kez demokrasinin bütün kurumları işlevsiz hale getirile getirile…

Aslına bakılacak olursa, Cumhuriyet Dönemi’nin bir kısmı “Tek Partili”, bir kısmı “Çok Partili” ve kalan kısmı da “Partilerin Kapatılma Süreci” olarak üçe ayrılmıştır.

 

Tek Partili Dönem Kuruluş sürecidir. Tek Adam, Altı İlke ve Yurtsever bürokratlar…

Çok partili dönem, demokrasiye gizlenmiş monarşiler dönemidir.

Tek partili dönemin, Tek Adam’ı model alınarak monarşik bir düzen oluşturulmuştur.

“İngiliz Muhipler Cemiyeti” veya “Vilson Prensipleri Cemiyeti” sessiz olarak, “Demokrat Parti” adı altında iktidara gelmiştir.

Demokrasi dönemi olarak adlandırılan bu dönem esasında Türkiye’nin bağımsızlığından ve aydınlanmasından vaz geçildiği bir dönemdir.

Halkevlerinin kapatılması, Köy Enstitülerinin tarihe gömülmesi, dinin vicdanlardan alınarak siyasetin göbeğinde baş tacı yapılması ile birlikte beleşten geçinen bir sınıfın yaratılması bu sürecin toprağı olmuştur.

Bu toprakta, Türkiye rotasını üretmekten, tüketmeye çevirmiştir. Yeryüzünde erdeme bürünmemiş hiçbir alçaklık yoktur. Ülkeyi, gelecekte ağır bedeller ödemeye mecbur edecek bu tür kararlar, “Özgürlük”, “Demokrasi” adına yapılmıştır.

İyi Tanrının putları “üretim, bağımsızlık, aydınlanma, kültürel kalkınma” terk edilmiş, Kötü Tanrının putları olan “Tüketim, bağımlılık, örümcek kafalılık ve boş beleş yaşam” hayatımız girmiştir.

KURULAN PARTİ SAYISI TOPLAM 418’DİR

 

Bu gizirgahtan sonra konumuza dönelim. Tekrar hatırlatıyorum.

 

Osmanlı Devleti Döneminde (1859- 1923) dönemi kurulan parti      : 88 Adet

Cumhuriyet dönemi Kurulan Parti sayısı (1923 – 1980)                   :96 Adet

1983 yılından günümüze kadar (1983 – 2017 Kurulan Parti) : 234 Adet

————————

Kurulan Toplam Parti sayısı (1859 – 2017)                                       : 418’dir

 

Bu partilerden 88’i Osmanlı Devleri döneminde kalan 330’u da Cumhuriyet döneminde kurulmuştur. Şu an Türkiye’de kanunen açık olan parti sayısı 96’dır. Kapanan / Kapatılan parti sayısı ise 234’tür.

Hemen şu tespitleri yapabiliriz:

Tarihimizde kurulan Her 100 Partiden 77’si;

Cumhuriyet Döneminde ise kurulan her 100 Partiden70’i kapanmış veya kapatılmıştır.

 

418 PARTİDEN SADECE 10 TANESİ SEÇİME GİRİYOR.

Zaten siz şu an açık olan 96 Parti olduğuna bakmayın, seçime giren parti sayısı 10’dur. Bunlar da: “AK Parti, Bağımsız Türkiye Partisi, Büyük Birlik Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi, Demokrat Parti, Halkların Demokratik Partisi, İyi Parti, Milliyetçi Hareket Partisi, Saadet Partisi ve Vatan Partisi olmak üzere 10 tanedir.”

Zaten bu partilerin de sadece 5 Tanesinin TBMM’de grubu bulunmaktadır.

Diğerleri “aslı yok yaylasında koyunum var benim.”

Karşımıza şöyle bir tablo çıkmış olur.

Cumhuriyet tarihinden itibaren kurulmuş olan partierden sadece 10 tanesi günümüzde kulvarlardadır: Bu da kurulmuş her 100 Partiden 96 tanesinin niye kurulduğunu kuranlardan başka kimse bilmiyor demektir.

İşte bu bir partiler mezarlığı değil de nedir.

 

PARTİLERİN DOĞDUĞU YILLAR

 

Önce partilerin kapanış nedenleri konusunda araştırdığım bilgiyi paylaşmak istiyorum. Daha sonra da partiler hakkında aldığım kısa notlara geçeceğim.

Ne de olsa partiler tarihi, ülkemin “sayısal Aydınlık / Karanlık” tarihi değil midir?

Cumhuriyetin kuruluşu ile birlikte Hangi yıl Kaç parti kuruldu: (Parantez içi kurulan parti sayısıdır)

1923 Yılında 1 (CHF) olmak üzere, 1924 (1), 1939 (3), 1945 (1), 1946 (14), 1947 (2), 1948 (5), 1949 (1), 1950 (6), 1951 (2), 1952 (1), 1953 (1) , 1954 (2), 1955 (1), 1957 (4), 1960 (1), 1961 (17), 1962 (4), 1964 (2), 1966 (2), 1967 (1), 1969 (2), 1970 (3), 1972 (3), 1973 (2), 1974 (1), 1975 (5), 1977 (3), 1978 (1), 1979 (2) ve 1980 (1) olmak üzere toplam 96 Parti kurulmuştur.

 

Yanlış hatırlamıyorsam Albert Camus olacak der ki: “Bir insanın nasıl öldüğü, onun nasıl yaşadığının bir göstergesidir…” Her ne kadar bu görüşe yürekten katılmıyorsam da partiler için doğru olduğu kanaati taşıyorum. Bu partilerin nasıl siyasi yaşamdan çekildiği, nasıl yaşadıklarının bir göstergesi olmuştur.

Cumhuriyetin kurulduğu tarihten, 1981 yılına kadar dönemde kurulmuş olan 96 Partinin kapanış şekli şöyledir;

 

Bu partilerden kendiliğinden dağılanların sayısı          : 42

Birleşen ve isim değiştirerek kapananlar                     : 16

Bakanlar Kurulu Kararı ile kapatılan                          : 2

Anayasa Mahkemesi ve Yerel Mahkeme kararı         : 12

Sıkıyönetim ile Kapatılanların sayısı                          : 18

Çeşitli (Münfesih 3-tespit edemediğim 3)                  : 6 olmak üzere 96 parti böyle kapanmıştır.

 

NİZAR KABBANİ’NİN HOROZU…

Bu 96 rakamını aklımızda tutup devem ediyoruz:

Kenan Evren düdük çaldı partileri kapattı: “Ben varken demokrasi gerekmez” anlayışıyla hareket etti ve Nizar Kabbani’nin Horozu’na bir örnek olarak tarihe geçti.

Surşyeli Şair Nizar Kabbani “Horoz” adlı şiirinde bu zalimleri için şunları yazmıştır:

“Mahallemizde / Kandökücü sadist bir horoz var /

Her sabah mahalle tavuklarının tüylerini yolar /

Onları gagalar, kovalar, üstlerine çıkar, sonra da terk eder,

Civcivlerinin adlarını bile anmaz…

*

Mahallemizde / Tan ağarırken bağıran bir horoz var / Güçlü Samson gibi,

Salar kızıl sakalını / Gece gündüz tepemize biner / Aramızda nutuk çeker /

Aramızda marş okur / Aramızda pezoluk eder / Tek tir o, ölümsüzdür

İktidar sahibi zorbadır o…”

 

İşte bu şiir böyle devam eder gider… Şiirin tamamı demokrasi düşmanı Evreni’i anlatır gibidir. İşte bu evren lutfetti ve partilerin yeniden açılmasına izin verdi.

Bizde demokrasi halkın talebi ve isteğiyle değil, Allah başımızdan eksik ede tepemizdekilerin ulufeleri ile gerçekleşmiştir.

Siyasi partilerin ve muhalefetin olmadığı bir parlamenter sistem ne güzel? Toplam iki kanun maddesi ile ülkeyi yönetirsiniz.

Madde 1: “Ben Haklıyım”.

Madde 2: “Benim haksız olduğum durumlarda 1. Madde geçerlidir. Olay bu kadar güzel ve sorunsuz iken neden siyasi partilerin kurulmasına ve milletvekili seçilmesine izin verilir. Muhtemelen şöyle oluyordur:

Roma İmparatoru Hadrianus, dediği dedik astığı astık şekilde ülkeyi yönetiyor. Aldığı bütün kararlar Senato’da sorunsuz olarak onaylanıyor. Çünkü muhalif bir senatör varsa, akşam karanlığı tenha bir yerde ya ikna, ya imha ediliyor. Bir akıldane imparatora diyor ki;

“Bu kadar çetrefilli işlere ne gerek var. Senatoyu kapatalım gitsin!”

“Aman ha!” diye hoplamış İmparator Hadrianus. “Senato açık kalmalı ki kararlarımızın sorumluluğunu yükleyeceğimiz bir kurum olsun…”

Günümüzde de milletvekilleri, demokrasi oyununda dörtlüyü tamamlayan seyirciler gibidir.

Kızmayın ya!

  1. Bölümde neden öyle düşündüğümüzü anlatırız.

(DEVAM EDECEK)

Lagos Balık
SEDAT MEMİLİ
SEDAT MEMİLİDiğer Yazıları
BENZER KONULAR
YORUM YAZ

MAGAZİN
Çukurova Press Twitter