ULUSLARARASI PORTAKAL ÇİÇEĞİ KARNAVALI - Çukurova Press Gazetesi
Çukurova Press Twitter
bursa escortescort bursaeskişehir escortgörükle escort

ULUSLARARASI PORTAKAL ÇİÇEĞİ KARNAVALI

Lagos Balık
08 Nisan 2019 42 views 0

 

 

Ali Haydar Bozkurt’a ithaf edilmiştir.

 

Eğlence; bütün ayrışmaları ortadan kaldıran sihirli değnek

Evet, ilkel insana göre ağaçlar canlıdır. İlk bahar şenliklerinin özü insanın ağaca, doğaya, berekete, yeniden uyanışa duyduğu saygıdandır.

Ağacın kokusu, ağaç ruhunun, insan bedeni ile bütünleşmesinin bir şeklidir. Ruh koku ile varlığını belli eder.

Portakal Çiçeği Karnavalı dediğimiz zaman, Nisan ayının ilk haftasında portakal çiçeğinin kokusu adına düzenlenmiş bir karnaval diyebiliriz.

 

İlkel insanın bu günkü insandan üstün bir çok yanı vardır.

Günümüz insanın yaşamı modernleştikçe, anlayışı ilkelleşiyor.

Basit örnek vereyim; Günümüzde bazı insanların marka ayakkabıları vardır. Bu ayakkabıların parası ile bir ay geçinen aileler bulunmaktadır. Bazı durumlarda ayakkabılar sosyal sınıfın bir ifadesi olarak karşımıza çıkar.

Özellikle yaşadığımız coğrafyada İlkel insan ayakkabısızdır.

Çünkü, ilkel diye nitelediğimiz insanlar için toprak kutsaldır. Toprağın kutsiyeti ile buluşmamış insan eksiktir, yetersizdir. İnsan nasıl olur da kendi bedenini toprağın kutsiyetinden mahrum eder?

Zannedildiği gibi ilkel insan sadece fakirlikten değil, genellikle de inancından dolayı ayakkabısızdır.

 

HER AĞACIN BİR RUHU VARDIR

İlkel insan her ağacın bir ruhu olduğuna inanır. Hatta bazı kabileler, kesilen ağaçların içli içli ağladıklarını söyler. İlkel olarak nitelenen bir çok insanın üflemeli çalgıları esasında ağaçların hıçkırıklarıdır.

Bazı topluluklar da insan öldüğünde onu terk eden ruhların, yerleşecek bir beden bulana kadar ağaç bedenlerine yerleştiklerine inanırlar. Ağaca saygının kökeni, gövdelerine yerleşmiş bu ruhlardan dolayıdır.

Bu nedenle ilkel insan, ağaçları hoşnut tutar.

Ağaçlar canlıdır, candır… Ya kendi ruhu vardır veya sevdiklerinin ruhunun olduğu yerlerdir.

(Modern insan, marka ayakkabılarla, marka araçlarının üzerine kuş pislemesin diye ağacı kesendir. Modernliği anlamayan kafa, ruhu bedenden ayırmış, bedeni ruhsuz, ruhu bedensiz bırakmıştır.)

 

KARNAVALIN EVRENSELLİĞİ

Evet, ilkel insana göre ağaçlar canlıdır. İlk bahar şenliklerinin özü insanın ağaca, doğaya, berekete, yeniden uyanışa duyduğu saygıdandır.

Ağacın kokusu, ağaç ruhunun, insan bedeni ile bütünleşmesinin bir şeklidir. Ruh koku ile varlığını belli eder.

Portakal Çiçeği Karnavalı dediğimiz zaman, Nisan ayının ilk haftasında portakal çiçeğinin kokusu adına düzenlenmiş bir karnaval diyebiliriz.

Bölgemizde bu karnaval, portakal için yapılırken, başka yerlerde yine nisan ayına gelen zamanda yeşeren ürünler için yapılır.

Dünya literatüründe buna “Nisan Karnavalları” veya “Nisan Şenlikleri” denir.

Portakal Çiçeklerinin Nisan’da başlaması, köklü Nisan şenlikleri zamanları ile örtüşmüştür. Bu da Festivalin zamanlamasını evrensel yapar.

Bu yönüyle Portakal Çiçeği Karnavalı’nın “Uluslararası” olarak nitelendirilmesi çok yerindedir.

 

GÜRÜLTÜSÜZ KARNAVAL YOKTUR

Karnavalların en değişmez argümanı gürültü’dür. Benim anladığım şekliyle karnaval, gürültünün törensel bir şekilde yapılmasıdır. İzah edeyim:

Karnavalların, ortaya çıkışı iki köklü inanca dayanır.

Birincisi, kutsallığın öldürülüp, üyeler arasında pay edilmesi, İkincisi de, kötülüklerin kovulmadır.

Kutsallığın öldürülmesi konusuna girmeyeceğim, hani değişik versiyonları ile kurban törenlerinden, ölü evinde yenen yemeklere kadar gider. Bu konumuz dışında.

İkinci olarak sınıfladığımız kötülüklerin kovulması törenleri karnavalların ana düşüncesidir.

Evrensel inanç biçimlerinde sadece iyi ruhlar değil, kötü ruhlar da vardır.

Kötü ruh, daima iyi ruhları rahatsız eder. Rahatsız olan iyi ruh gidince meydan kötü ruhlara kalır, esasında ne kadar doğal bir düşünce.

Kötü ruh doğaya egemen olunca, doğal afetler, salgın hastalıklar, bereketsizlik başlar. İnsanlar fakirleşir ve mutsuz olur.

Kötü ruhlar insan ve insanlık için bir tehdittir. İyi ruh, kötü ruhlarla çatışırken, insanların iyi ruha yardımcı olması gerekmektedir.

İnsanlar, kötü ruhu kovarak iyi ruha yardımcı olabilirler. Törenle, kötü ruh kovulmalıdır.

Gürültü kötü ruhları kovma yollarından biridir.

Ormanın derinliklerinde duyulan tamtam ya da davul sesinin mistik bir etkisi vardır. Ormanda yaşayan, kabileler, kötü ruhları kovmak için tamtam çalarlar.

Ayrıca, eğlence zamanlarında çalınan davulun kültürel kökeni de kötülükleri kovma düşüncesine dayanır.

Düğün, sünnet, veda törenlerinde lanetli olan kötü ruhlar yaklaşmasın diye gürültü çıkarılır, Zurnalar tiz çığlıklarıyla öter, davullar tok sesleri ile vurulur. Havai fişek, maytap, çurangalar, tulum, gayda, bateri hep gürültü çıkarma aracı olarak devreye girer.

Dikkat edin coşkulu eğlenceler sırasında, bir çok insan ses çıkaran bir şeylere vurur. Sevinçli öğrenciler sıraya, masaya, vururlar.

Hatırlıyor musunuz? Kadınlarımız, tava ve tencerelere vurarak yürüyüş yaparlardı. O siyasal bir talep amacıyla yapılmış gösterilerdi ama, davranış biçimi olarak kökeninde kovulması gereken kötü ruh için çıkarılan gürültü vardır.

O zaman ki kötü ruh, siyasal yönetimin adaletsiz uygulamaları idi.

Kötü ruh her zaman kılık değiştirerek karşımıza çıkabilir.

 

HEPİMİZİN SORUMLULUĞU

Bahar şenliklerinde, kötü ruh, berekete zarar verecek ruhlardır. Kokusuyla “varoluş çığlığı” atarak “ben buradayım” diyen Portakal çiçeklerini kötü ruhtan korumak için düzenlenen karnaval için söylenecek çok söz var.

İlkel insanı küçümseyerek masumiyet ve saflığın da küçümsenmesini önlemeliyiz.

Sonuçta saf ve masum olan ilkel inanç kökenli gürültünün, ölçüsü ve ruhu olmayan bir eğlenceye dönüşmesi önlenmelidir.

İnsanlar eğlendikleri için kötülükler kaybolmaz; kötülükler kaybolduğu zaman eğlenirler.

Karnavalın ruhuna saygılı olmak başta Adanalı olmak üzere insanlığın da bir sorumluluğudur.

*

ALANLARI GEZDİM

Karnaval için üç merkez tespit edilmişti. Birincisi, Gazipaşa Bulvarı ve Toros Caddesi; ikincisi, Ziyapaşa Bulvarı ve Şinasi Efendi Caddesi; üçüncüsü de Atatürk Parkı…

Her eser yaratıcısını aşar.

özellikle Atatürk Caddesi’ndeki başıboşluk, bu karnavalın bu dönem öksüz kaldığını göstermiştir. Sade vatandaşların dışında kalan kesimlerde, karnaval ile ilgili olanlar, stant kiralayanlar, bir şekilde sözleşme yapanlar terk edilmişlik ve yarı yolda bırakılmışlık duygusu içindeydiler.

Seçimlerden dolayı oluşan boşluktan olduğunu ve gelecek yıllarda da daha titiz davranılacağını umuyorum.

Çünkü bu eser, kendi yaratıcılarını aşmıştır. Tutmuştu, başarılı olmuştur.

Katkı koyanların hepsini yürekten tebrik ederim…

Bu başarı kendilerine rahatlık değil, gelecek karnavallarda sorumluluk yükler.

 

HERKES KENDİ NEŞESİNİ GETİRİR

 

Ölü evine neşe ile gidilmez. Kişiler, ölü evine kendi matemlerini de getirirler. Ölü evi, matemlerin toplandığı alanlardır. Acının var oluşuyla birlikte yapılan çağrı, matemlerin orada toplanmasına neden olur. Zaman içinde de dağılır, atmosfere karışır.

karnavallarda ki neşe de böyledir. Karnaval neşeye çağrı için atılan işaret fişeğidir. Bu çağrıya koşanlar kendi eğlence ve neşelerini, birlikte getiriler.

Alanı dolaştığımda, kimse tezgahında neşe ve eğlence pazarlamıyordu.

Kimsenin kimseye pazarlayacağı bir neşe yoktu ama herkes kendi neşesini doyasıya yaşıyordu.

Karnaval alanları, genç, yaşlı, çocuk demeden bütün insanların getirdiği neşe ile dolup taşarken, insanlarda çoğalan bu neşeyi doyasıya yaşıyorlardı.

Sanki herkes tanıdık, herkes akraba ve herkes yılların dostu idi.

Ortak neşe, bütün farklılıkları ortadan kaldırmış ve insanları birleştiren sihirli bir değneğe dönüşmüştü.

Karnavalı dolaşıp durdum, / Başımda portakal çiçekleri

Yarenlik ettim meleklerle, / Toplarken dallara asılı dilekleri…

 

Sayın Valimi Mahmut Demirtaş başta olmak üzere BŞB Başkanı Zeydan Karalar’a, Karnavalın Fikir Babası Ali haydar Bozkurt’a ve emeği geçenlere selam olsun… Sevgiyi hak ettiler.

 

Lagos Balık
SEDAT MEMİLİ
SEDAT MEMİLİDiğer Yazıları
BENZER KONULAR
YORUM YAZ

MAGAZİN
Çukurova Press Twitter