SİYASET      EKONOMİ      KULİS      DÜNYA      SPOR      YAŞAM      GÜNCEL      YEREL      MAGAZİN      TEKNOLOJİ      BİLİM      KÜLTÜR SANAT   
 
Ana Sayfa > Site Yazarları

MUSTAFA CİNER - mustafacinerim@yahoo.com.tr
SOKRATES VE ÜÇ FİLTRE
18 Ağustos 2017 - 261 okunma

BENDE KALMASIN
 
Mustafa Ciner
mustafacinerim@yahoo.com.tr

Bir gün bir adam Sokrates’e: “Arkadaşınla ilgili ne duyduğumu biliyor musun?” der.
Sokrates: “Bir dakika bekle” diye cevap verir ve devam eder: “Bana bir şey söylemeden evvel senin küçük bir testten geçmeni istiyorum. Buna Üçlü Filtre Testi deniyor”. Adam merakla: “Üçlü Filtre?” diye sorar. “Doğru” diye devam eder
Sokrates. “Benimle arkadaşın hakkında konuşmaya başlamadan önce, bir süre durup ne söyleyeceğini filtre etmek iyi bir fikir olabilir. Bu ona üçlü filtre dememin sebebi. Birinci filtre: “Gerçek filtresi. Bana birazdan söyleyeceğin şeyin tam olarak gerçek olduğundan emin misin?” Adam: “Hayır, aslında bunu sadece duydum.” “Tamam” der, “Öyleyse, sen bunun gerçekten doğru olup olmadığını bilmiyorsun… Şimdi ikinci filtreyi deneyelim, yani iyilik filtresini. Arkadaşın hakkında bana söylemek istediğin şey iyi bir şey mi?” diye sorar Sokrates.
Adam Sokrates’e: “Hayır, tam tersi” diye cevap verir. Sokrates: “Öyleyse onun hakkında bana kötü bir şey söylemek istiyorsun ve bunun doğru olduğundan emin değilsin. Fakat yine de testi geçebilirsin, çünkü geriye bir filtre daha kaldı. İşe yararlılık filtresi; bana arkadaşın hakkında söyleyeceğin şey benim için yararlı mı?” diye sorar. Adam şaşırarak: “Hayır! Gerçekten de değil!” Sokrates: “İyi o zaman. Eğer bana söyleyeceğin şey doğru değilse ve yararlı değilse, bana niye söyleyesin ki!” der.
***
CARLO
Carlo, İtalya’da Fiat otomobil fabrikasında çalışan, kendi halinde bir işçiymiş. Fransa Cumhurbaşkanı De Gaulle’ün İtalya ziyaretine kadar kimse onu tanımazmış. De Gaulle’ün İtalya gezi programında Fiat fabrikaları da varmış. De Gaulle fabrikayı gezerken, birden duraklamış, tezgâhın başındaki işçi dikkatini çekmiş ve ellerini açmış:
- O Carlo, sen burada mısın?
- Vay Charles, sen misin?”
De Gaulle ile Carlo sarmaş dolaş olmuşlar... Herkes şaşkın!. De Gaulle dönüp anlatmış:
- Carlo ile biz eski arkadaşız. Alman işgalinde birlikte çalıştık. Bize çok yardımı oldu.
İtalyan protokolü hemen durumu idare etmiş.
- Ekselans, bu fabrikanın en iyi işçisi de Sinyor Carlo’dur. Önümüzdeki günlerde kendisine törenle bir madalya takacaklar...
De Gaulle çok memnun olmuş, Carlo ile vedalaşıp fabrikadan ayrılmış...
Herkes Carlo’nun etrafını sarmış.
- Yahu, sen De Gaulle’ü nereden tanıyorsun?
- Söyledi ya!
- Sen daha önce niçin bize bundan söz etmedin?
- Çok mu önemli!
* * *
Aradan birkaç ay geçmiş, olay unutulmuş, bu defa İtalya’ya Amerikan Başkanı Nixon gelmiş. Ona da aynı fabrikayı dolaştırıyorlarmış. O da tıpkı De Gaulle gibi birden duraklamış:
- Vay Carlo, sen burada mısın?
Aynı sahne, sarılıp kucaklaşmışlar. 
Nixon başlamış anlatmaya:
- Ben o zaman genç bir avukattım. Carlo’nun bir işi düştü, bana geldi, ilk kazandığım dava onun davasıydı!
İtalyanlar yine şaşkın, Nixon gidince Carlo’yu sorguya çekmişler:
- Anlat yahu, Nixon’u nereden tanıyorsun?
- Canım, gençlik yıllarımızda Amerika’ya gitmiştim. Başıma bir iş geldi, param yok, genç tecrübesiz bir avukat buldum, davayı kazandı. Sonra İtalya’ya döndüm, fabrikaya girdim, o da Başkan olmuş!
- Yahu insan söylemez mi?
- Çok mu önemli!
* * *
GEL zaman git zaman fabrikaya bu sefer Rus Başbakanı Kosigin gelmiş, dolaşırken, Carlo’nun önünde durmuş:
- Yoldaş, sen Carlo değil misin?
- Evet Aleksi!
Yine sarmaş dolaş...
Kosigin gidince, Carlo açıklama yapmak zorunda kalmış:
- Gençliğimizde biraz komünistlik yaptık, bunu da o zaman tanıdım.
- İnsan söylemez mi?
- Çok mu önemli? Ben öyle çok adam tanırım!
Fabrika müdürü kızmış:
- Yani şimdi, neredeyse Papa’yı da tanıdığını, arkadaşın olduğunu söyleyeceksin...
- Oooo, en iyi arkadaşımdır!
- Atma!
- Tecrübesi bedava!
Müdür kızmış:
“- Tamam, o halde pazar günü Vatikan’a gidelim, bakalım Papa seni tanıyacak mı?
- Olur, gideriz!
* * *
Pazar günü, müdür, muavini ve Carlo Vatikan’a gitmişler...
Carlo izin isteyip Vatikan’ın kapısına gitmiş, nöbetçilerle bir şeyler konuşmuş, kapı açılmış, içeri dalmış.
Müdür, muavinine dönmüş:
-Yoksa Papa’yı da mı tanıyor?
- Kim bilir, bakalım, bekleyeceğiz!
Biraz sonra meydandaki kalabalık dalgalanmış, herkes Papa’yı görmek için hareketlenirken, balkonun kapısı açılmış ve Papa yanında Carlo ile görünmüş...
Müdür muavinine, muavin müdüre bakarken, Carlo da gözleriyle meydandaki kalabalık arasında müdürünü aramış...
* * *
PAPA tam duaya başlarken, Carlo, kulağına eğilmiş:
- Sen duaya devam et, bizim müdür yerde yatıyor, gidip bakayım, ne olmuş?
Carlo fırlayıp meydana koşmuş, kalabalığı yara yara müdürün yanına varmış, bakmış adam yerde baygın, ayıltmaya çalışıyorlar:
- Yahu ne oldu buna?
Müdür muavini başını sallamış:
- Bayıldı!
- Beni Papa’nın yanında görünce mi bayıldı?
- Hayır, seni Papa’nın yanında görünce bayılmadı da arkamızdaki iki Japon sana bakıp, ‘Yahu bu bizim Carlo, yanındaki takkeli adam kim?’ deyince düşüp bayıldı...”
**
EDUARDO GALİANO ‘dan
– Memeleri iri olmayan kız arkadaş , kız arkadaştan  çok  arkadaştır.
 – İnsan seksen yaşından sonra yaşamamalı çünkü o zaman kötü huylar ediniyor, ölmek de istemiyor.
**
Bir daha Dünyaya gelirsem, hayatı sondan başa doğru yaşamak istiyorum! Hayata ölümle başlıyorsunuz ve onu aradan çıkarıyorsunuz. Daha sonra gözlerinizi yaşlılar evinde açıyorsunuz ve her geçen gün kendinizi daha sağlıklı hissediyorsunuz. Çok sağlıklı olduğunuz için sizi yaşlılar evinden atıyorlar. Emeklilik maaşınızı toplamaya başlıyorsunuz. Çalışmaya başladığınız ilk gün, size bir altın saat hediye ediliyor. 40 sene kadar çalışıyorsunuz ve emekliliğinizin tadını çıkarabilecek kadar gençleşiyorsunuz. Alkol içiyor, partiliyor, önünüze gelenle yatıyorsunuz. Artık lise yılları için hazırsınız. Daha sonra ilkokula gidiyor, çocuk oluyor, oyun oynuyorsunuz. Hiçbir sorumluluğunuz yok. Doğana kadar olan süreyi bebek olarak geçiriyorsunuz. Daha sonra hayatınızın son 9 ayını lüks bir  SPA’da  geçiriyorsunuz. Merkezi ısıtma sistemi, oda servisi, her gün büyüyen bir oda… Ve bir orgazmla hayatınız sona eriyor! SÜPER!!! - Woody ALLEN
 
**
Şili’nin faşist diktatörü Pinoşe’ye “Turşu mu zor kurulur, cunta mı?  diye sormuşlar. Pinoşe, “Turşu zor kurulur” diye yanıt vermiş.  Soruyu soran “ Hiç olur mu efendim, koskoca devlet yönetimi turşudan kolay kurulur mu?” diye sorusunu yinelemiş. Pinoşe şöyle demiş: “ Turşu kurmak için bir sürü hıyar lazım. Cunta kurmak için üç hıyar yeter.”
 
**
 
Kimsenin konuşmadığı bir dil gibiyim…
Kimsenin inanmadığı bir deli,
Yazarının bile okumadığı bir kitap,
Hiç çalmayan bir şarkı,
Hiç vatandaşı olmayan bir ülke,
Hiç sorulmayan bir soru gibiyim…
Kalabalıklar içinde varım, ama yok gibiyim…
O -KENDİM- o yüzden önemli…
Yok oluşa inat, VAR olmak için önemli…
Peki ya dendiği gibiyse… !
Ya yoksa… !
Hiç var olmamışsa…
Bu ikilemi yaşayanımız çok…
Sık sık ‘hangisi olmalıyım’ diye soran…
KENDİM’de kalmak isteyen, ama kalamayan…
Bazen bulamayan, KENDİ kalmak için savaşamayan…
Ardından yaşanan mı ?
O ana KENDİ savaşını ekleyen biri söylesin mi ?
Murathan MUNGAN 
 

Bu Yazıyı Paylaşın:


Yorumlar (0):

Yorum Ekle


Adınız Soyadınız*

E-posta Adresiniz*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 


MUSTAFA CİNER Diğer Yazıları

29 Eylül 2017 - GÜLMEK
16 Eylül 2017 - LİSE MÜDÜRÜ
06 Eylül 2017 - KURŞUN KALEM
25 Ağustos 2017 - Abraham Lincoln’den Oğlunun Öğretmenine Mektup
12 Ağustos 2017 - BİR BARDAK SÜTÜN HATIRI...
12 Mart 2017 - ADANASPOR’A SİTEM
27 Şubat 2017 - ATAMAYANA ATALAR
29 Ocak 2017 - BİR TAKIM, TAKIM GİBİ OYNARSA…
24 Ocak 2017 - MESAJ SAHTE, EYLEM DOĞRU OLUNCA
17 Ocak 2017 - SEN : OĞUZHAN BERBER
11 Ocak 2017 - İKİNCİ YARI BAŞLARKEN ADANASPOR
11 Aralık 2016 - KANTARIN TOPUZU KAÇINCA
05 Aralık 2016 - ADANASPOR’UN ZAAFI RAKİBİN AVANTAJI
04 Aralık 2016 - CEFASI ÇOK SEFASI AZ BİR MAÇ
14 Kasım 2016 - ADANA DEMİRSPOR TARİHİ İLE BULUŞUNCA
13 Ekim 2016 - ARADAKİ FARK…
04 Ekim 2016 - TAKIMA YENİ BİR ANTRENÖR ALIRKEN…
20 Eylül 2016 - İKİ KAPRİS BİR OLURSA…
19 Eylül 2016 - TEK SORUN ZAMAN MI?
31 Ağustos 2016 - FUTBOLU SOLAKLAR OYNASIN
15 Ağustos 2016 - “GÜNAH KEÇİLERİ” NE SAYGI LÜTFEN…
29 Temmuz 2016 - YENİ FUTBOL SEZONUNA GİRERKEN
02 Temmuz 2016 - FUTBOLDA KUŞAKLAR VE İLETİŞİM
21 Haziran 2016 - FUTBOLUN SABIR TAŞLARI : YEDEK OYUNCULAR
18 Haziran 2016 - BAŞARIDA TESADÜFE YER YOKTUR
10 Haziran 2016 - ÖNÜMÜZ TRANSFER
28 Mayıs 2016 - FIRSAT RÜZGÂRA BENZER…
24 Mayıs 2016 - GÜLMEK Mİ, AĞLAMAK MI?
20 Mayıs 2016 - KAZANMAK İÇİN TAVIR NASIL OLMALI ?
16 Mayıs 2016 - KAFAMDAKİ DÜŞÜNCE
07 Mayıs 2016 - VİZYON TAKIMI İLE MİSYON TAKIMI
02 Mayıs 2016 - Şampiyonluk kutlamasının gölgesinde öylesine bir maç
MAÇ SKORLARI
PİYASALAR
Altın Fiyatları Döviz
..
MUSTAFA CİNER
GÜLMEK
29 Eylül 2017
ROJDİ HAN
RASS GELE!!!
15 Haziran 2017
En Çok Okunan
Basın İlan Kurumu
Gazeteler
ÇUKUROVA PRESS Facebook'da
Takvim
BASIN ILAN
Anasayfa | Gazeteler | Foto Galeri | Video Galeri | Yeni Üye | Hakkımızda | Sohbet Odası | İletişim | Künye
CH