Çukurova Press Twitter

izmir escortantalya escortbodrum escorteskisehir escortizmit escortsakarya escort

izmit escort

RUHSAL TRAVMA’YI TANIMAK

Lagos Balık
04 Haziran 2020 1.268 views 0

Uzm. Psk. Damla Pia Tonya

 

“Günümüz dünyasında posta kodunuz, genetik kodunuzdan daha fazla bir şekilde güvenli ve sağlıklı bir hayat sürüp süremeyeceğinizi belirliyor. İnsanların geliri, aile yapısı, barınması, iş oranı ve eğitim fırsatları yalnızca travmatik stres yaşayıp yaşamayacaklarını değil, aynı zamanda bu konuda etkili bir yardım alabilme imkânlarını da etkiliyor. Yoksulluk, işsizlik, kötü okullar, sosyal izolasyon, silahlara kolay erişebilme, standartların altında barınma, travmanın ortaya çıkma nedenlerindendir. Travma daha fazla travmayı doğurur, incinen insanlar diğer insanları incitir. İnsanlar, başlarına gelen şeyi kabullenmedikçe ve savaştıkları görünmez şeytanları tanımaya başlamadıkça travmatik olayları geride bırakamazlar.”

Bessel A. Van Der Kolk

 

Travma dediğimizde mutlak hekimlerle hemen aynı anlamından bahsetmiyoruz.  Tıpta travma, fiziksel ve ruhsal travmalar olarak iki farklı anlamda kullanılmaktadır. Bugün ele alacağımız ise; Psikolojik Travma’dır. Psikolojik Travma, kişinin güçsüzlüğüyle yüz yüze gelmesi durumudur. Kişinin başından geçen olayların yarattığı stres, kişinin dayanabilme gücünü aştığında ortaya çıkar. Normal insan yaşantısının dışında olan ve bireylerde fark edilir düzeyde stres yaratan olay da diyebiliriz. Travmatik olay, doğrudan kişinin kendi başına gelebilir, kişi travmatik olaya tanık olabilir ya da sevdiği veya kendisi için önemli bir kişinin travmatik olay yaşadığını öğrenebilir.

Travmatik yaşantıyı olağan olumsuz yaşantılardan ayıran, kişinin yaşamına ya da beden bütünlüğüne yönelik bir tehdit, şiddet ya da ölüm tehlikesiyle karşı karşıya gelmesidir. Bu tür olaylar, insanın gündelik deneyimlerinin dışında kalan, belirli bilişsel şemalara oturmayan ve dolayısıyla anlamlandırılması güç olan olaylardır.

Travma yaratan olaylar, yaşamı ve fiziksel bütünlüğü, kişinin dünyadaki yeri ve kendisi hakkındaki değerlerini tehdit eder. Bu perspektifte kendini değerli ve güvende hissetme, dünyayı adil ve güvenli olarak görme, diğer insanları iyi ve yardımsever bulma, kırılmazlık ve incinmezlik gibi duygu ve düşünceler tehdit altında kalır.

Her 100 insandan 70’i yaşamı boyunca bir travmatik yaşam olayına maruz kalır. Travmatik olaylar, olağan insan yaşantısının dışındadır ve hemen herkes için sıkıntı kaynağıdır.  Kişinin; ölüm tehditi, ağır bir yaralanma ya da yaralanma tehditine maruz kalması, başka bir kişinin ölümüne ya da ölüm tehdidi altında kalmasına tanıklık etmesi, başka bir kişinin yaralanmasında ya da yaralanma tehditi oluşturan bir olaya tanıklık etmesi, ailesinden birisinin ya da başka bir yakının beklenmedik ölümünü ya da şiddete maruz kalarak öldürülmesini, ağır yaralanmasını, ölüm ya da yaralanma tehditi altında kaldığını öğrenmesi, olayın travmatik niteliğini tanımlayan özelliklerdir.

Yaşamı süresince her birey, kaçınılmaz olarak, baş etmesi gereken sayısız olay ya da durumla karşılaşmaktadır. Yaşamımız boyunca ortaya çıkan sorunların çoğunun üstesinden sağlıklı bir biçimde geliriz. Yaşadığımız olay ve durumların bir kısmı ise yaşamımızı belirgin bir biçimde olumlu veya olumsuz etkiler. Olayın niteliği kadar, olay karşısında yaşanılan tepkiler de önemlidir. Kişinin travmatik olaya verdiği tepkiler arasında korku, çaresizlik ya da dehşete düşme vardır.

İnsanoğlu son derece dirençli bir yapıdayız. Çok eksi zamanlardan bu yana ağır savaşlar, felaketler ve kendi yaşamlarımızın içindeki şiddet ve ihanetlerden geçiyoruz. Ancak travmatik deneyimler, belli belirsiz, büyük veya küçük ölçekli nesiller boyu süren gizli sırlarla kendimiz, evimiz ve ailemizde üzerinde izler bırakmaktadır. Aynı zamanda zihnimizi, duygularımızı, eğlenme şeklimizi, dostluklarımızı, güven duygumuzu, biyolojimizi hatta bağışıklık sistemimizi etkiler.

Travma ile çalışırken kendim dahil tüm meslektaşlarımın tek gerçek ders kitabı vardır: Danışanlarımız. Yalnızca onlardan öğrendiklerimiz ve kendi deneyimlerimizden öğrendiklerimize güvenmeliyiz. Bu bilgi çok basit görünüyor gibi olabilir ancak değildir. Kişisel bilgi ve deneyimlerinize güvenmenizi söylesem de, insanoğlu hayal kurma ve gerçeği gizleme konusunda oldukça yeteneklidir. Bu durumlar sürecin ne kadar zor olduğu konusunda sizi uyarmalıdır. Unutulmamalıdır ki; çektiğimiz ıstırap ve acıların en önemli kaynağı kendimize söylediğimiz yalanlardır.

 

Lagos Balık
DAMLA Pia TONYA
DAMLA Pia TONYADiğer Yazıları
BENZER KONULAR
YORUM YAZ

MAGAZİN
Çukurova Press Twitter