“Gerçek enflasyon mutfaktadır”
Atatürk Parkında yapılan basın açıklamasını KESK Adana Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü ve Eğitim Sen Adana Şube Başkanı Cudi İmrek okudu. Ortak açıklamanın ardından eyleme destek veren Devrimci Emekliler Sendikası, Tüm Emeklilerin Sendikası ve Emekli Dayanışma Sendikası adına Veli Ersoy söz aldı. Son olarak KESK’li KHK’liler adına Münir Korkmaz konuştu; eylem halaylarla sona erdi.
Yürüyüşe ve basın açıklamasına çok sayıda emek ve meslek örgütü temsilcisi, siyasi parti ve dernek temsilcileri de katılarak destek verdi.KESK Adana Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Cudi İmrek, “Bugün burada, en temel hakkımız olan üretimden gelen gücümüzü kullanıyoruz. İş bırakıyoruz. Çünkü hepimizin ortak bir derdi var: geçinemiyoruz. Bize soruyorlar: “Niçin iş bırakıyorsunuz? Neyi talep ediyorsunuz?”Cevabımız nettir:Emeğimizin karşılığını istiyoruz. Yıllardır söylüyoruz; sesimizi duymazdan geldiler. Hayat her gün pahalılaştı, maaşlarımız eridi, yoksulluk büyüdü” dedi.
İmrek, “Bugün Türkiye’de: gıda, kira, ulaşım ve eğitim başta olmak üzere her alanda fiyatlar katlandı, enflasyonun gerçek yüzünü hepimiz mutfakta, pazarda, kirada görüyoruz, maaşlarımız ise TÜİK’in masa başında ürettiği rakamlara göre belirleniyor. Buradan açıkça söylüyoruz: Gerçek enflasyon mutfaktadır, TÜİK tablolarında değil. Maaşlarımız artıyor deniyor ama gerçek şudur: Verilen artış, daha cebimize girmeden kira, fatura ve vergilere gidiyor” diye konuştu.
Cudi İmrek ayrıca şöyle devam etti: “Aralık ayında 55 bin lira maaş alan bir memur, 25 bin lira kira ödüyordu.Ocak ayında maaşı 66 bine çıktı ama kirası 33 bin 720 liraya yükseldi. Yani zam denilen şey, aslında yoksulluğun derinleşmesi oldu. Biz bu tabloyu hak etmiyoruz. Biz bu tabloyu yaratmadık. Biz kapıkulu değiliz, biz kamu emekçisiyiz! Bugün burada sadece kendi adımıza değil; işçiler, emekliler, asgari ücretliler, gençler ve kadınlar adına da konuşuyoruz. Çünkü yoksulluğun bedelini hep birlikte ödüyoruz.”
Emekliler Adına Konuşan Veli Ersoy, şunları söyledi. “Bugün burada yalnızca kendimiz için değil, bu ülkenin tüm emekçileri için sesimizi yükseltiyoruz. İktidarın “müjde” diyerek sunduğu sefalet zamları daha cebimize girmeden vergi dilimleriyle, artan fiyatlarla, çarşı pazardaki yangınla buharlaşmıştır. Artık bıçak kemiğe dayanmıştır. Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’nun “insanca yaşam, güvenceli iş ve güvenli gelecek” şiarıyla başlattığı mücadeleyi ve iş bırakma eylemini; Devrimci Emekliler Sendikası, Tüm Emeklilerin Sendikası ve Emekli Dayanışma Sendikası olarak kendi eylemimiz kabul ediyor ve sonuna kadar destekliyoruz. Çünkü biliyoruz ki kamu emekçilerinin sofrasından çalınan bir lokma ekmek, bizim tabağımızdan çalınan aş demektir. Kamu emekçilerini açlığa mahkûm eden, emekçileri sokağa çıkmaya zorlayan sermayeye karşı birlikte mücadele ederek kazanacağız.”
KHK’liler Adına Konuşan Münir Korkmaz da şunları söyledi:
“ AKP iktidarı darbe girişimini fırsat bilerek kapatamayacağı birçok kurumu kapattı ve KESK ile Eğitim Sen’in çok önemli kadrolarını ihraç etti. KHK ihraçlarının üzerinden 10 yıl geçmesine rağmen süreç hâlâ devam ediyor. Sevgili arkadaşlar, 12 Eylül faşist cuntası döneminde dahi toplam ihraç edilen insan sayısı 4.900’dü. Üstelik ihraçlar 1983’te başlıyor, 1986’da göreve dönüşler başlıyor ve 1990 yılında tüm ihraç edilenler görevlerine dönüyor. Peki şimdi nasıl? Şimdi tam tersi bir tabloyla karşı karşıyayız. Toplumda “ihraç edilenlerin tamamı göreve döndü” şeklinde bir algı yaratılmaya çalışılıyor. Böyle bir şey yok arkadaşlar; bu tamamen yalan. Maalesef AKP iktidarı bunu bir fırsata çevirdi ve kamu emekçilerini cezalandırmaya devam ediyor. Yargısız, savunmasız bir şekilde hayattan koparılan, sivil ölüme terk edilen KHK’lılar yaşamlarını sürdürmeye çalışıyor. Ancak bu süreçte çok ciddi sorunlar yaşadılar. Bu nedenle KESK’in iş bırakma eyleminde KHK zulmünü de gündemine alması çok değerlidir. KESK, başından beri bu konuda doğru bir tutum sergiliyor. Buradan tüm topluma çağrıda bulunuyoruz: Özellikle barış ve demokratikleşme sürecinin konuşulduğu bugünlerde KHK meselesi çözülmeden bu ülkeye gerçek anlamda demokrasi ve barış gelmiş olmayacaktır.” (Haber Merkezi)