Adana Alevi Platformu : “Saldırılar durdurulsun”
Adana Alevi Platformu : “Saldırılar durdurulsun”
Adana Alevi Platformu, Suriye’de Alevilere yönelik saldırılara ve ülkede devam eden sivil kayıplara dikkat çekmek amacıyla Salman-ı Pak Kültür Merkezi’nde “Suriye’deki Aleviler yalnız değildir! Saldırılar durdurulsun, yaşam hakkı güvence altına alınsın!” başlıklı basın açıklaması yaptı.
Adana Bulamlılar Derneği Başkanı ve Adana Alevi Platformu Dönem Sözcüsü Serkan Taşan, yaptığı açıklamada, ” Suriye’deki Alevilerin ve bütün sivillerin yaşam hakkını savunmak, devam eden saldırılara karşı sesimizi yükseltmek ve adalet talebimizi kamuoyuyla paylaşmak için sesleniyoruz. Evlerine dönmek isteyen emekçilerin yaşamlarının ellerinden alınmasını lanetliyoruz. Katledilen canlarımızı saygıyla anıyor, ailelerinin ve yakınlarının acısını paylaşıyor, yaralıların sağlığına kavuşmasını diliyoruz.” dedi.
Taşan yaptığı açıklama da ayrıca şunları söyledi. “30 Eylül 2026 akşamı Suriye’nin Humus kırsalında, Misyaf Köprüsü yakınlarında, işlerinden evlerine dönen Alevi işçi ve mühendisleri taşıyan araç silahlı saldırıya uğradı. Saldırıda 7 kişi katledildi, 4 kişi yaralandı. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, araçta Alevi çalışanların bulunduğunu bildirirken, kamuoyuna yansıyan ilk resmi açıklamalarda saldırganların kimliklerinin henüz belirlenemediği belirtildi. Bu saldırı, Alevilerin can güvenliğine ilişkin kaygıların ne kadar yakıcı olduğunu bir kez daha göstermiştir. İnsanların işe giderken, evlerine dönerken ve yaşadıkları topraklarda gündelik hayatlarını sürdürürken ölüm korkusu taşıması kabul edilemez.”
Adana Bulamlılar Derneği Başkanı ve Adana Alevi Platformu Dönem Sözcüsü Serkan Taşan, yaptığı açıklamada ayrıca şöyle konuştu. “ Adana Alevi Platformu olarak açıkça söylüyoruz: Suriye’deki Aleviler yalnız değildir! Onların acısı bizim acımızdır. Yaşamlarını, inançlarını ve kendi topraklarında güven içinde yaşama haklarını savunmak ortak sorumluluğumuzdur. Suriye’deki sivil kayıplara ilişkin veriler, korunma ihtiyacının bütün ülke açısından acil olduğunu göstermektedir. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin Eylül 2026 raporuna göre bir ayda 207 kişi yaşamını yitirmiştir. Bu kişilerin 160’ı sivildir; sivil kayıpların 23’ü çocuk, 12’si kadındır. Aynı raporda mezhepsel saiklerle gerçekleştirilen öldürmelerde 12 kişinin, cinayet olarak sınıflandırılan olaylarda 58 kişinin yaşamını yitirdiği belirtilmektedir. Rastgele açılan ateş 7’si çocuk 12 kişinin yaşamını almış; hükümet güçlerinin açtığı ateş sonucu 3 sivilin öldüğü, hükümete bağlı cezaevlerinde ise 2 kişinin işkence sonucu yaşamını yitirdiği bildirilmiştir. Bu verilerin her biri bir insanı, bir aileyi, yarım bırakılmış bir hayatı anlatmaktadır. Çocukların öldürüldüğü, insanların inançları nedeniyle hedef alındığı, işkence ve silahlı saldırıların sürdüğü koşullarda, sivillerin korunması ertelenemez. Savaşın geride bıraktığı patlayıcılar da can almaya devam etmektedir. Gözlemevi’nin kayıtlarına göre 8 Aralık 2024–3 Ekim 2026 arasında mayınlar, patlamamış mühimmat ve diğer patlayıcı savaş kalıntıları nedeniyle 944 sivil yaşamını yitirmiştir. Ölenlerin 301’i çocuk, 59’u kadındır. Yalnızca 2026’nın başından 3 Ekim’e kadar kaydedilen 265 ölümün 97’si çocuk, 12’si kadındır. Bu farklı dönemlere ve nedenlere ilişkin veriler ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Ancak hepsinin ortaya koyduğu ortak gerçek açıktır: Suriye’de insanların evlerinde, yollarında, tarlalarında ve çalışma alanlarında güvenle yaşayabilmesi için acil önlemler gerekmektedir. Sevgili canlar; Bizim talebimiz hukuk, adalet, eşitlik ve yaşam hakkının korunmasıdır. Hiçbir halkı, inancı veya mezhebi topluca suçlamıyoruz. Suçların bireysel sorumluluğunun ortaya çıkarılmasını, saldırıları gerçekleştirenlerin ve sorumluluğu delillerle belirlenenlerin adalet önünde hesap vermesini istiyoruz. Şam yönetimi, Aleviler başta olmak üzere Suriye’de yaşayan bütün halkların ve inanç topluluklarının can güvenliğini ayrım gözetmeden sağlamakla sorumludur. İnsanların korunması için etkili önlemler alınmasını, saldırılar hakkında kamuoyuna açık ve denetlenebilir soruşturmalar yürütülmesini talep ediyoruz. Humus kırsalındaki son saldırının failleri, varsa onları yönlendiren ve destekleyen yapılar ortaya çıkarılmalıdır. Deliller korunmalı, tanıkların güvenliği sağlanmalı, bağımsız ve tarafsız soruşturmanın önü açılmalıdır. Öldürme, kaçırma, zorla kaybetme ve zorla yerinden etme iddiaları bütün yönleriyle araştırılmalıdır. Kayıp insanların akıbeti açıklanmalı; saldırılardan zarar görenlerin ve yakınlarının hakikate, adalete, tedaviye ve destek hizmetlerine erişimi güvence altına alınmalıdır. İnsanların inançları veya kimlikleri nedeniyle hedef gösterilmesine karşı etkili önlemler alınmalıdır. Hiçbir sivil evinden, köyünden ve tarihsel olarak yaşadığı coğrafyadan ayrılmaya zorlanmamalıdır. Yerinden edilenlerin gönüllü, güvenli ve onurlu geri dönüş koşulları oluşturulmalıdır. Mayınların ve patlamamış mühimmatın bulunduğu alanlar belirlenmeli, işaretlenmeli ve uzman ekipler tarafından temizlenmelidir. Yerleşim yerlerine, çocukların bulunduğu alanlara, yollara ve tarım arazilerine öncelik verilmeli; halkı bilgilendiren çalışmalar ve yaralananlara yönelik sağlık hizmetleri güçlendirilmelidir. Buradan Birleşmiş Milletler’e, uluslararası insan hakları kuruluşlarına, Türkiye’deki yetkililere ve Suriye’nin geleceği üzerinde etkisi bulunan bütün aktörlere sesleniyoruz: Alevilerin yaşam hakkını gündeminizin dışında bırakmayın. Sivillerin korunması için somut, sürekli ve denetlenebilir adımlar atın. Bağımsız gözlem ve soruşturma mekanizmalarının çalışmasını sağlayın. İnsani yardımın ihtiyaç duyan bütün topluluklara ayrım gözetmeden ulaşması için sorumluluk üstlenin. Siyasi ve diplomatik ilişkilerinizde yaşam hakkının korunmasını açık bir öncelik haline getirin. Baroları, hukuk örgütlerini, sendikaları, meslek kuruluşlarını, üniversiteleri ve demokratik kitle örgütlerini de dayanışmayı büyütmeye çağırıyoruz. Saldırılara ilişkin bilgilerin, tarihlerin ve tanıklıkların güvenli biçimde belgelenmesi; hukuki destek çalışmalarının geliştirilmesi ve ilgili uluslararası mekanizmalara başvurulması için ortak çaba gösterilmelidir. Alevilerin güvenliği, yalnızca Alevilerin omuzlarına bırakılamaz. İnsan yaşamının değeri kimliğe ve inanca göre değişmez. Alevilerin, Sünnilerin, Hristiyanların, Dürzilerin; Arapların, Kürtlerin ve Suriye’de yaşayan bütün toplulukların eşit haklarla, korkmadan yaşayabildiği bir gelecek istiyoruz. Alevilerin yaşam hakkı hiçbir siyasi pazarlığın konusu yapılamaz. Bir halkın acısını görmezden gelerek kalıcı barış kurulamaz.”
Açıklamaya Yeni Parti Adana Milletvekili Orhan Sümer, DEM Parti Adana İl Eş Başkanı Av. Yakup Ataş, Yeni Parti Çukurova İlçe Başkanı Av. Ümit Arif Özsoy, Seyhan İlçe Başkanı Alattin Solmaz, Eğitim Sen Adana Şubesi, Adana Emek ve Demokrasi Platformu bileşenleri, DİSK Devrimci Emekliler Sendikası temsilcileri ve yurttaşlar katıldı.
-
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
