“Biz kavga ve düşmanlık istemiyoruz”

Gündem 10.09.2026 - 14:48, Güncelleme: 10.09.2026 - 14:48 573 kez okundu.
 

“Biz kavga ve düşmanlık istemiyoruz”

Gazeteci Kemal Öztürk’ün katıldığı bir televizyon programında Suriye’de yaşayan Arap Alevilere yönelik kullandığı ifadeler ile eski milletvekili Altan Tan’ın benzer değerlendirmeleri Adana’da protesto edildi.
“Arap Alevi Halkı Yalnız Değildir” çağrısıyla Heykelli Park’ta gerçekleştirilen kitlesel basın açıklamasına siyasi parti, demokratik kitle örgütü ve insan hakları kuruluşlarının temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı. Açıklamada  “Savaşa hayır, barış hemen şimdi” ve “Faşizme karşı omuz omuza” sloganları atıldı. Katılımcılar, bir halkın veya inanç topluluğunun tamamını hedef alan sözlerin düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirterek nefret söylemlerine karşı hukuki ve siyasi sorumluluk alınmasını istedi. “Her sessizlik bir sonraki saldırıya cesaret veriyor” Açıklama da, Arap Alevi toplumunun yüzyıllardır sözlü ve fiziki saldırılarla karşı karşıya kaldığı hatırlatıldı. Nefret söylemleri karşısında susmanın benzer saldırıların tekrarlanmasına zemin hazırladığı belirtilerek şu mesaj verildi: “Bu ve benzeri saldırılar karşısında her sustuğumuzda, gözlerimizi ve kulaklarımızı kapattığımızda bir sonraki saldırının garantisini vermiş oluyoruz. Çocuklarımıza baskının, hakaretin, sürgünün, gözyaşının ve acının egemen olduğu bir gelecek bırakmak istemiyoruz. Onlara daha güvenli, barış ve huzur dolu bir dünya bırakmak için mücadele ediyoruz.”  “Nefret dilini görmezden gelmeyeceğiz” Ortak basın açıklamasını AKAD Adana Şube Başkanı Ahmet Çevrim okudu. Arap Alevilerin inancına, kimliğine ve toplumsal varlığına yönelik ayrıştırıcı, tahrik edici ve hedef gösterici söylemlerin kabul edilemeyeceğini belirten Çevrim, kullanılan sözlerin yalnızca birer “söylem” olarak görülemeyeceğini söyledi. Bu ifadelerin geçmişte yaşanan acıları yeniden hatırlattığını dile getiren Çevrim, şöyle konuştu:  “Biz Arap Aleviler olarak, dönem dönem inancımıza, kimliğimize ve toplumsal varlığımıza yönelik kullanılan ayrıştırıcı, tahrik edici ve nefret dilini görmezden gelmeyeceğimizi bir kez daha açıkça ifade ediyoruz. Sinir uçlarımıza dokunan her sözün yalnızca bir söylem olmadığını; geçmişin acılarını, mücadelelerini ve bu topraklarda birlikte yaşama iradesini doğrudan etkilediğini herkes bilmelidir.”   “Mirasımız kin değil; ilim, bilim, kültür ve barıştır”   Arap Alevi toplumunun tarihsel mirasının düşmanlık ve kin üzerine kurulmadığını vurgulayan Çevrim, ayrımcı söylemlere yine ayrımcılıkla karşılık vermeyeceklerini belirtti. Çevrim, “Bizim mirasımız kin değil; ilimdir, bilimdir, kültürdür, barıştır ve insan onurudur” diyerek bu anlayışın haksızlık karşısında susmak anlamına gelmediğini ifade etti. Suriye’de Alevi sivillerin kimlikleri ve inançları nedeniyle hedef alındığını hatırlatan Çevrim, nereden ve kimden gelirse gelsin sivillere yönelik saldırıları, mezhepçi nefreti ve toplu cezalandırmayı reddettiklerini söyledi. Çevrim, “Bir halkın veya inanç topluluğunun, başka faillerin suçları üzerinden topluca suçlanmasını asla kabul etmiyoruz” dedi.   “Ayrıştırmayın, kışkırtmayın, nefret üretmeyin”   Devletin yetkili kurumlarının nefret söylemleri karşısında sorumluluk üstlenmesi gerektiği belirtilen açıklamada, toplumsal barışın korunması için etkili bir soruşturma yürütülmesi istendi. Arap Alevilerin bu ülkenin eşit yurttaşları olduğu vurgulanan açıklamada şu çağrı yapıldı: “Biz kavga aramıyoruz. Biz düşmanlık istemiyoruz. Biz kimseyi ötekileştirmiyoruz. Ancak kimliğimize, inancımıza, onurumuza ve toplumsal barışa yönelik saldırılar karşısında sessiz kalmayacağımızı herkes bilmelidir. Çağrımız açıktır: Ayrıştırmayın, kışkırtmayın, nefret üretmeyin.” Çevrim, barış içinde bir arada yaşamanın yolunun farklı inançlara, kimliklere ve yaşam biçimlerine saygı göstermekten geçtiğini belirterek “Barış elimizdeki en büyük mirastır. Onurumuz ise vazgeçmeyeceğimiz sınırdır” ifadelerini kullandı.    “Bu dil münferit değil”   İHD Adana Şube Başkanı Avukat Yasemin Dora Şeker de konuşmasında, Alevilerin ülkenin ayrılmaz bir parçası olduğunu ve bunun herkes tarafından kabul edilmesi gerektiğini vurguladı. Tehdit içeren, ayrımcı ve ötekileştirici ifadelerin münferit sözler olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Şeker, geçmişte yaşanan saldırıları hatırlattı: “Biz bunu yüzyıllardır yaşanan acılardan biliyoruz. Çorum’dan, Maraş’tan, Gazi Mahallesi’nden, Sivas’tan ve Madımak’tan biliyoruz. Alevileri hedef alan zihniyetin nasıl sonuçlar doğurabileceğini tarih bize göstermiştir.”   “Devletin yalnızca cezalandırma değil, koruma sorumluluğu da var”   Kamu otoritelerinin görevinin yalnızca işlenmiş suçları soruşturmak ve cezalandırmak olmadığını belirten Şeker, olası saldırıları önleme ve yurttaşları koruma yükümlülüğüne dikkat çekti. “Alevi yurttaşların eşit yurttaş olarak yaşama iradesine sahip çıkılması ve bu iradenin korunması gerekiyor” diyen Şeker, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hepimiz farklıyız ama hepimiz eşitiz. Hiçbir düşünce; ayrımcı, ötekileştirici, hedef gösterici ve saldırgan bir tutumu meşru kılamaz. İnsan onuru bölünmezdir. Hiç kimsenin, bir başkasını taşıdığı inanç, kimlik veya tercih ettiği yaşam biçimi nedeniyle hedef göstermeye hakkı yoktur.”   “Toplumsal barışın yolu eşit yurttaşlıktan geçiyor”   Nefret söyleminin yaygınlaşmasının toplumsal ve siyasal şiddete zemin hazırlayacağı uyarısında bulunan Şeker, açıklamada bir araya gelmelerinin temel nedeninin bu dili mahkûm etmek olduğunu söyledi. Şeker, “Bir toplumda saldırgan, ötekileştirici ve ayrıştırıcı dilin büyümesine olanak tanınırsa bu zihniyet siyasal ve toplumsal bir zemin bulur. Ardından büyük şiddet olaylarına yönelir ve toplumun iç barışını ortadan kaldırır” dedi. İnsan hakları savunucularının bütün kimliklerin ve inançların eşit yaşam hakkını savunmayı sürdüreceğini belirten Şeker, “Toplumsal barışın yolu eşit yurttaşlıktan, birlikte yaşamaktan ve birbirimize insanca davranmaktan geçiyor” ifadelerini kullandı.    “Kullanılan nefret dili hafife alınamaz”   Önceki dönem CHP Mersin Milletvekili Prof. Dr. Aytuğ Atıcı da yaptığı konuşmada, toplumun bir kesimini topluca hedef alan ifadelerin ağır sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti. “Keşke bugün burada bir sevincimizi paylaşmak için toplanmış olsaydık” diyen Atıcı, Kemal Öztürk ve Altan Tan’ın sözlerinin kabul edilemeyeceğini söyledi. Konunun öncelikle evrensel insan hakları açısından ele alınması gerektiğini belirten Atıcı, kullanılan ifadelerin doğrudan Arap Alevileri hedef aldığına işaret etti. “Nefret dili kimden gelirse gelsin karşısında durmalıyız”   Nefret söyleminin hedef aldığı kimliğe göre farklı tutum alınamayacağını vurgulayan Atıcı, şöyle konuştu: “Nefret dili kim tarafından ve kime karşı kullanılırsa kullanılsın karşısında durulmalıdır. İster Aleviye ister Sünniye, ister Araba ister Kürde yönelsin hiçbir farkı yoktur. Biz bugün burada nefret dilini kınamak için bulunuyoruz.” Eyleme yalnızca Arap Alevilerin değil, farklı inanç ve kimliklerden insanların katılmasının önemli olduğunu belirten Atıcı, bunun insan hakları ve ortak yaşam iradesi bakımından güçlü bir dayanışma mesajı taşıdığını söyledi.  “Atılan sözlerin hedefinde doğrudan kendisi bulunmadığı hâlde bir inanç grubuna yönelik nefret söylemine ve katliam çağrısına karşı buraya gelen insanlar var” diyen Atıcı, katılımcılara teşekkür etti. “Tarih, bu sözleri hafife alamayacağımızı gösteriyor”   Arap Alevilerin barış içinde birlikte yaşamayı savunan bir toplum olduğunu dile getiren Atıcı, buna rağmen nefret söylemleri karşısında sessiz kalınamayacağını belirtti. Atıcı, geçmişte yaşanan toplumsal acılar nedeniyle hedef gösterici sözlerin ciddiye alınması gerektiğini ifade ederek şunları söyledi: “Alevilere karşı bir nefret söylemi veya yok etme cümlesi duyduğumuz zaman bunu hafife alamayız. Çünkü tarih boyunca bu söylemlerin ardından büyük acılar yaşandı. Madımak, Maraş ve Suriye’de yaşananlar ortadadır. Bu nedenle herkesi sağduyulu olmaya çağırıyoruz.”   “Nefret söylemlerindeki cezasızlık cesaret veriyor”   Konuşmasında cezasızlık politikasına da dikkat çeken Atıcı, iktidara yönelik eleştiriler nedeniyle insanların gözaltına alınıp tutuklanabildiğini, buna karşılık bir halkı veya inanç grubunu hedef alan sözler karşısında aynı hassasiyetin gösterilmediğini söyledi. Bu kişilerin nereden cesaret aldığı sorusunun yanıtlanması gerektiğini belirten Atıcı, nefret söylemlerine karşı yapılan suç duyurularının takipçisi olacaklarını ifade etti. Atıcı, “Bu olay ciddidir ve üzerine gidilmelidir. Çok sayıda suç duyurusu yapıldı, yapılmaya da devam ediyor. Sürecin takipçisi olacağız. Nefret söylemlerine karşı etkili bir mücadele yürütülmezse bu dil giderek yaygınlaşır” dedi.   Adana’dan barış ve birlikte yaşam çağrısı   Açıklamada, Suriye’de yaşanan mezhep temelli saldırıların Türkiye’deki toplumsal barışı tehdit etmemesi için bütün kurumların sorumluluk alması istendi. Katılımcılar; Arap Alevilere yönelik nefret söylemlerinin yalnızca bir topluluğun değil, ülkede eşit, özgür ve barış içinde yaşamak isteyen herkesin sorunu olduğunu vurguladı.
Gazeteci Kemal Öztürk’ün katıldığı bir televizyon programında Suriye’de yaşayan Arap Alevilere yönelik kullandığı ifadeler ile eski milletvekili Altan Tan’ın benzer değerlendirmeleri Adana’da protesto edildi.

“Arap Alevi Halkı Yalnız Değildir” çağrısıyla Heykelli Park’ta gerçekleştirilen kitlesel basın açıklamasına siyasi parti, demokratik kitle örgütü ve insan hakları kuruluşlarının temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı. Açıklamada  “Savaşa hayır, barış hemen şimdi” ve “Faşizme karşı omuz omuza” sloganları atıldı. Katılımcılar, bir halkın veya inanç topluluğunun tamamını hedef alan sözlerin düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirterek nefret söylemlerine karşı hukuki ve siyasi sorumluluk alınmasını istedi.

“Her sessizlik bir sonraki saldırıya cesaret veriyor”

Açıklama da, Arap Alevi toplumunun yüzyıllardır sözlü ve fiziki saldırılarla karşı karşıya kaldığı hatırlatıldı. Nefret söylemleri karşısında susmanın benzer saldırıların tekrarlanmasına zemin hazırladığı belirtilerek şu mesaj verildi: “Bu ve benzeri saldırılar karşısında her sustuğumuzda, gözlerimizi ve kulaklarımızı kapattığımızda bir sonraki saldırının garantisini vermiş oluyoruz. Çocuklarımıza baskının, hakaretin, sürgünün, gözyaşının ve acının egemen olduğu bir gelecek bırakmak istemiyoruz. Onlara daha güvenli, barış ve huzur dolu bir dünya bırakmak için mücadele ediyoruz.”

 “Nefret dilini görmezden gelmeyeceğiz”

Ortak basın açıklamasını AKAD Adana Şube Başkanı Ahmet Çevrim okudu. Arap Alevilerin inancına, kimliğine ve toplumsal varlığına yönelik ayrıştırıcı, tahrik edici ve hedef gösterici söylemlerin kabul edilemeyeceğini belirten Çevrim, kullanılan sözlerin yalnızca birer “söylem” olarak görülemeyeceğini söyledi. Bu ifadelerin geçmişte yaşanan acıları yeniden hatırlattığını dile getiren Çevrim, şöyle konuştu:  “Biz Arap Aleviler olarak, dönem dönem inancımıza, kimliğimize ve toplumsal varlığımıza yönelik kullanılan ayrıştırıcı, tahrik edici ve nefret dilini görmezden gelmeyeceğimizi bir kez daha açıkça ifade ediyoruz. Sinir uçlarımıza dokunan her sözün yalnızca bir söylem olmadığını; geçmişin acılarını, mücadelelerini ve bu topraklarda birlikte yaşama iradesini doğrudan etkilediğini herkes bilmelidir.”

 

“Mirasımız kin değil; ilim, bilim, kültür ve barıştır”

 

Arap Alevi toplumunun tarihsel mirasının düşmanlık ve kin üzerine kurulmadığını vurgulayan Çevrim, ayrımcı söylemlere yine ayrımcılıkla karşılık vermeyeceklerini belirtti. Çevrim, “Bizim mirasımız kin değil; ilimdir, bilimdir, kültürdür, barıştır ve insan onurudur” diyerek bu anlayışın haksızlık karşısında susmak anlamına gelmediğini ifade etti. Suriye’de Alevi sivillerin kimlikleri ve inançları nedeniyle hedef alındığını hatırlatan Çevrim, nereden ve kimden gelirse gelsin sivillere yönelik saldırıları, mezhepçi nefreti ve toplu cezalandırmayı reddettiklerini söyledi. Çevrim, “Bir halkın veya inanç topluluğunun, başka faillerin suçları üzerinden topluca suçlanmasını asla kabul etmiyoruz” dedi.

 

“Ayrıştırmayın, kışkırtmayın, nefret üretmeyin”

 

Devletin yetkili kurumlarının nefret söylemleri karşısında sorumluluk üstlenmesi gerektiği belirtilen açıklamada, toplumsal barışın korunması için etkili bir soruşturma yürütülmesi istendi. Arap Alevilerin bu ülkenin eşit yurttaşları olduğu vurgulanan açıklamada şu çağrı yapıldı: “Biz kavga aramıyoruz. Biz düşmanlık istemiyoruz. Biz kimseyi ötekileştirmiyoruz. Ancak kimliğimize, inancımıza, onurumuza ve toplumsal barışa yönelik saldırılar karşısında sessiz kalmayacağımızı herkes bilmelidir. Çağrımız açıktır: Ayrıştırmayın, kışkırtmayın, nefret üretmeyin.” Çevrim, barış içinde bir arada yaşamanın yolunun farklı inançlara, kimliklere ve yaşam biçimlerine saygı göstermekten geçtiğini belirterek “Barış elimizdeki en büyük mirastır. Onurumuz ise vazgeçmeyeceğimiz sınırdır” ifadelerini kullandı.

 

 “Bu dil münferit değil”

 

İHD Adana Şube Başkanı Avukat Yasemin Dora Şeker de konuşmasında, Alevilerin ülkenin ayrılmaz bir parçası olduğunu ve bunun herkes tarafından kabul edilmesi gerektiğini vurguladı.

Tehdit içeren, ayrımcı ve ötekileştirici ifadelerin münferit sözler olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Şeker, geçmişte yaşanan saldırıları hatırlattı: “Biz bunu yüzyıllardır yaşanan acılardan biliyoruz. Çorum’dan, Maraş’tan, Gazi Mahallesi’nden, Sivas’tan ve Madımak’tan biliyoruz. Alevileri hedef alan zihniyetin nasıl sonuçlar doğurabileceğini tarih bize göstermiştir.”

 

“Devletin yalnızca cezalandırma değil, koruma sorumluluğu da var”

 

Kamu otoritelerinin görevinin yalnızca işlenmiş suçları soruşturmak ve cezalandırmak olmadığını belirten Şeker, olası saldırıları önleme ve yurttaşları koruma yükümlülüğüne dikkat çekti. “Alevi yurttaşların eşit yurttaş olarak yaşama iradesine sahip çıkılması ve bu iradenin korunması gerekiyor” diyen Şeker, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hepimiz farklıyız ama hepimiz eşitiz. Hiçbir düşünce; ayrımcı, ötekileştirici, hedef gösterici ve saldırgan bir tutumu meşru kılamaz. İnsan onuru bölünmezdir. Hiç kimsenin, bir başkasını taşıdığı inanç, kimlik veya tercih ettiği yaşam biçimi nedeniyle hedef göstermeye hakkı yoktur.”

 

“Toplumsal barışın yolu eşit yurttaşlıktan geçiyor”

 

Nefret söyleminin yaygınlaşmasının toplumsal ve siyasal şiddete zemin hazırlayacağı uyarısında bulunan Şeker, açıklamada bir araya gelmelerinin temel nedeninin bu dili mahkûm etmek olduğunu söyledi. Şeker, “Bir toplumda saldırgan, ötekileştirici ve ayrıştırıcı dilin büyümesine olanak tanınırsa bu zihniyet siyasal ve toplumsal bir zemin bulur. Ardından büyük şiddet olaylarına yönelir ve toplumun iç barışını ortadan kaldırır” dedi. İnsan hakları savunucularının bütün kimliklerin ve inançların eşit yaşam hakkını savunmayı sürdüreceğini belirten Şeker, “Toplumsal barışın yolu eşit yurttaşlıktan, birlikte yaşamaktan ve birbirimize insanca davranmaktan geçiyor” ifadelerini kullandı.

 

 “Kullanılan nefret dili hafife alınamaz”

 

Önceki dönem CHP Mersin Milletvekili Prof. Dr. Aytuğ Atıcı da yaptığı konuşmada, toplumun bir kesimini topluca hedef alan ifadelerin ağır sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti. “Keşke bugün burada bir sevincimizi paylaşmak için toplanmış olsaydık” diyen Atıcı, Kemal Öztürk ve Altan Tan’ın sözlerinin kabul edilemeyeceğini söyledi. Konunun öncelikle evrensel insan hakları açısından ele alınması gerektiğini belirten Atıcı, kullanılan ifadelerin doğrudan Arap Alevileri hedef aldığına işaret etti.

“Nefret dili kimden gelirse gelsin karşısında durmalıyız”

 

Nefret söyleminin hedef aldığı kimliğe göre farklı tutum alınamayacağını vurgulayan Atıcı, şöyle konuştu: “Nefret dili kim tarafından ve kime karşı kullanılırsa kullanılsın karşısında durulmalıdır. İster Aleviye ister Sünniye, ister Araba ister Kürde yönelsin hiçbir farkı yoktur. Biz bugün burada nefret dilini kınamak için bulunuyoruz.” Eyleme yalnızca Arap Alevilerin değil, farklı inanç ve kimliklerden insanların katılmasının önemli olduğunu belirten Atıcı, bunun insan hakları ve ortak yaşam iradesi bakımından güçlü bir dayanışma mesajı taşıdığını söyledi.  “Atılan sözlerin hedefinde doğrudan kendisi bulunmadığı hâlde bir inanç grubuna yönelik nefret söylemine ve katliam çağrısına karşı buraya gelen insanlar var” diyen Atıcı, katılımcılara teşekkür etti.

“Tarih, bu sözleri hafife alamayacağımızı gösteriyor”

 

Arap Alevilerin barış içinde birlikte yaşamayı savunan bir toplum olduğunu dile getiren Atıcı, buna rağmen nefret söylemleri karşısında sessiz kalınamayacağını belirtti. Atıcı, geçmişte yaşanan toplumsal acılar nedeniyle hedef gösterici sözlerin ciddiye alınması gerektiğini ifade ederek şunları söyledi: “Alevilere karşı bir nefret söylemi veya yok etme cümlesi duyduğumuz zaman bunu hafife alamayız. Çünkü tarih boyunca bu söylemlerin ardından büyük acılar yaşandı. Madımak, Maraş ve Suriye’de yaşananlar ortadadır. Bu nedenle herkesi sağduyulu olmaya çağırıyoruz.”

 

“Nefret söylemlerindeki cezasızlık cesaret veriyor”

 

Konuşmasında cezasızlık politikasına da dikkat çeken Atıcı, iktidara yönelik eleştiriler nedeniyle insanların gözaltına alınıp tutuklanabildiğini, buna karşılık bir halkı veya inanç grubunu hedef alan sözler karşısında aynı hassasiyetin gösterilmediğini söyledi. Bu kişilerin nereden cesaret aldığı sorusunun yanıtlanması gerektiğini belirten Atıcı, nefret söylemlerine karşı yapılan suç duyurularının takipçisi olacaklarını ifade etti. Atıcı, “Bu olay ciddidir ve üzerine gidilmelidir. Çok sayıda suç duyurusu yapıldı, yapılmaya da devam ediyor. Sürecin takipçisi olacağız. Nefret söylemlerine karşı etkili bir mücadele yürütülmezse bu dil giderek yaygınlaşır” dedi.

 

Adana’dan barış ve birlikte yaşam çağrısı

 

Açıklamada, Suriye’de yaşanan mezhep temelli saldırıların Türkiye’deki toplumsal barışı tehdit etmemesi için bütün kurumların sorumluluk alması istendi. Katılımcılar; Arap Alevilere yönelik nefret söylemlerinin yalnızca bir topluluğun değil, ülkede eşit, özgür ve barış içinde yaşamak isteyen herkesin sorunu olduğunu vurguladı.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve cukurovapress.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.