“Böceklerin de Annesi Var” -Gerçek yaşanılmışlık öykü kitabına ilgi artıyor...

Kültür 23.10.2026 - 13:10, Güncelleme: 23.10.2026 - 13:10 888 kez okundu.
 

“Böceklerin de Annesi Var” -Gerçek yaşanılmışlık öykü kitabına ilgi artıyor...

12 Eylül sonrası içerde Sağcısı Solcusu aynı koğuşlarda yatıyordu. Birbirlerine silah sıkan, birbirlerini öldüren insanlar aynı koğuşta nefes alıp veriyordu. Solcu,sağcıya, Sağcı Solcuya sordu; 'Siz ne diye Sağcısınız, Siz neden solcusunuz. Sorular havada uçuşuyordu. Sonra her ikisi de önce vatan millet bayrak devlet kutsaldır bu konuda hedefler aynı olduğunu önce insan düsturları örtüşünce birbirlerine sarılarak helallik aldılar.
REMZİ YILDIRIM (Röportaj)   Suçları insan sevmek, Devlet, Bayrak, Millet ve Vatan aşkı ağır bastığı için kucaklaştılar. Sağcının Solcunun anıları vardı. Onlarda önce vatan düşüncesi ağır basıyordu. 1980 öncesi insanları bir birlerine kırdırdılar. Şimdi her şey hatıralarda öykü kitaplarımda o günleri Gazeteci Yazar M.Ufuk Tekin, Gazeteci Yazar Remzi Yıldırım'a çarpıcı röportajı Çukurova Press Gazetesi okuyucuları için verdi. Remzi Yıldırım; M. Ufuk Tekin, “Böceklerin de Annesi Var” oldukça düşündürücü ve dikkat çekici bir roman adı. Bu ismi seçerken okura hangi duyguyu yaşatmak ve hangi mesajı vermek istediniz..? Mehmet UFUK TEKİN  -Hemen belirteyim ki "Böceklerin de Annesi Var" bir roman değil, bir anlatı. Kitap; bireysel yaşam öykümle Türkiye'nin yakın tarihine, özellikle 70'ler ve 80'lerin politik ortamına ışık tutmaya çalıştığım; siyasal baskı, cezaevi deneyimi, geçmişle hesaplaşma ve vicdani yüzleşmeyi odağıma aldığım bir anlatı. Sadece bir solcunun hatıratı değil; aynı zamanda insan olmanın, yanlışlardan ders çıkarmanın, barışı özlemenin ve geçmişin acılarını evrensel bir dille anlatabilmenin de ifadesi... Remzi Yıldırım;Annelik, merhamet ve yaşam sevgisi insanlığın en temel değerleri arasında yer alıyor. Romanınızda bu değerleri nasıl ele aldınız..? Okuyucunun kitabınızı bitirdiğinde hangi duyguyla baş başa kalmasını arzu ediyorsunuz..? Mehmet UFUK TEKİN  -Derin deniz ahtapotunun annelik dürtüsünün nelere kadir olduğunu örnek olarak verdiğim kitapta, canlılar arasında tüm annelerin hiçbir şekilde üzülmemesi gerektiğini vurgulamaya özen gösterdim. Oğlu solcu ya da sağcı, devrimci ya da Ülkücü diye bir anneye acı çektirilemez. Fikirlerimiz farklı diye birbirimizin tepesine binmek, kavga etmek, bıçak çekmek, okuma hakkını yok etmek ya da bir biçimde zarar vermek değil; fikirleri ve bilgileri yarıştırmak gerektiğine inanıyorum. Ölen, öldürülen öldüğüyle kalıyor ama geride en çok anne ve kardeş acıları kalıyor. Remzi Yıldırım; Edebiyat, bazen insanların görmezden geldiği gerçekleri en sade biçimde anlatır. Bu romanı yazarken sizi etkileyen bir olay, gözlem ya da yaşanmışlık oldu mu..? Romanın ortaya çıkış hikâyesini bizimle paylaşır mısınız..? Mehmet UFUK TEKİN  -Böceklerin de Annesi Var adını uygun gördüğüm anlatı kitabımda "hayatımızdan daha değerli başka hiçbir şey olmadığını" anlatmaya çalıştım. Tabii ki bazı arkadaşlarımın öldürülmüş olmasıyla yaşadığım acılar, anneleri ağıt dökerken görmek, yıllar sonra bile acıların geçmediğini fark etmek çok önemliydi. Bir de tabii yüzleşmem gerekiyordu ve bunu yapabilecek cesaret olmalıydı. Dünyaya siyah-beyaz pencerelerden bakmak değil, gri alanlar olduğunu da hissetmek gerekiyordu. Mülkiye'den kalan üç can dostum var. Biri Ülkücüdür ve Ankara'ya gidişlerimde ilk aradığım arkadaşım o olur. İllaki her konuda anlaşmak gerekmiyor iyi dost olmak için. Hatta belki bazı farklılıklar dostlukları pekiştirmemizde katalizör rolü oynayabiliyor.Günümüzde insanlar arasındaki sevgi, merhamet ve vicdan duygularının giderek zayıfladığı yönünde eleştiriler yapılıyor. Sizce en küçük canlıya bile yaşam hakkı tanıyan bir anlayış, insan ilişkilerine ve toplumun vicdanına nasıl yansır? Remzi Yıldırım; -Günümüzde insanlar arasındaki sevgi, merhamet ve vicdan duygularının giderek zayıfladığı yönünde eleştiriler yapılıyor. Sizce en küçük canlıya bile yaşam hakkı tanıyan bir anlayış, insan ilişkilerine ve toplumun vicdanına nasıl yansır..? Kitabı okuyanlar, sonuna kadar kitabı okuyanlar şunu görecekler: Merhamet, vicdan ve sevgi insana en çok yakışan duygular. Bizi insan yapan değerler bunlar. Son sayfalarda kitaba Böceklerin de Annesi Var adını nasıl koyduğumun da hikayesi var. Filozofça bir ad bulmak çok kolaydı ama kitabın ruhuna en uygun olan hem Yüzleşmeydi hem de anneler üzerinden empati kurulmasını sağlamaktı amacım. Yeri geldi mi bilmem ama ben sivrisinekler hariç hiçbir canlıya kıyamam. Yazın canımıza okuyan yakağan, korkulu rüyamız yılan, hamam böceği filan, hiçbirine dokunmam ve dokundurtmam. Tabii en başta insan kardeşlerime. Remzi Yıldırım; Son olarak mesajınız olursa neler söylersiniz. Verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederiz. M.Ufuk Tekin; Yine vurgulamak istiyorum; Böceklerin de Annesi Var adını uygun gördüğüm kitapta; adlarını açıkça yazabildiğim kişiler de oldu, kodlamak zorunda kaldıklarım da. Anlayışlarına ve hoşgörülerine sığınıyorum. Farklılıklara saygı ve kabullenmenin bir gün mümkün olabileceği umuduyla sarılmıştım kaleme, aynı duygularla bitirdim kitabı. Bana, sana, bize, herhangi birimize benzemeyenlerin de kendini özgürce ifade edebileceği, huzurla yaşayabileceği günlere duyduğum umutla yazdım.İnsanın kendi hayatına dışarıdan tarafsız bir gözle bakabilmesi hiç kolay olmuyor ama bilinmeli ki başlangıcıyla bitmesi arasında beş yıl geçen kitabımda ne yazdıysam A’dan Z’ye hepsi gerçektir. Yaşadım, gördüm, tanık oldum veya içindeydim birçok şeyin yahut da kıyısında bir yerlerde. Ben teşekkür ediyorum.
12 Eylül sonrası içerde Sağcısı Solcusu aynı koğuşlarda yatıyordu. Birbirlerine silah sıkan, birbirlerini öldüren insanlar aynı koğuşta nefes alıp veriyordu. Solcu,sağcıya, Sağcı Solcuya sordu; 'Siz ne diye Sağcısınız, Siz neden solcusunuz. Sorular havada uçuşuyordu. Sonra her ikisi de önce vatan millet bayrak devlet kutsaldır bu konuda hedefler aynı olduğunu önce insan düsturları örtüşünce birbirlerine sarılarak helallik aldılar.

REMZİ YILDIRIM (Röportaj)

 

Suçları insan sevmek, Devlet, Bayrak, Millet ve Vatan aşkı ağır bastığı için kucaklaştılar. Sağcının Solcunun anıları vardı. Onlarda önce vatan düşüncesi ağır basıyordu. 1980 öncesi insanları bir birlerine kırdırdılar. Şimdi her şey hatıralarda öykü kitaplarımda o günleri Gazeteci Yazar M.Ufuk Tekin, Gazeteci Yazar Remzi Yıldırım'a çarpıcı röportajı Çukurova Press Gazetesi okuyucuları için verdi.

Remzi Yıldırım;

M. Ufuk Tekin, “Böceklerin de Annesi Var” oldukça düşündürücü ve dikkat çekici bir roman adı. Bu ismi seçerken okura hangi duyguyu yaşatmak ve hangi mesajı vermek istediniz..?

Mehmet UFUK TEKİN 

-Hemen belirteyim ki "Böceklerin de Annesi Var" bir roman değil, bir anlatı. Kitap; bireysel yaşam öykümle Türkiye'nin yakın tarihine, özellikle 70'ler ve 80'lerin politik ortamına ışık tutmaya çalıştığım; siyasal baskı, cezaevi deneyimi, geçmişle hesaplaşma ve vicdani yüzleşmeyi odağıma aldığım bir anlatı. Sadece bir solcunun hatıratı değil; aynı zamanda insan olmanın, yanlışlardan ders çıkarmanın, barışı özlemenin ve geçmişin acılarını evrensel bir dille anlatabilmenin de ifadesi...

Remzi Yıldırım;Annelik, merhamet ve yaşam sevgisi insanlığın en temel değerleri arasında yer alıyor. Romanınızda bu değerleri nasıl ele aldınız..? Okuyucunun kitabınızı bitirdiğinde hangi duyguyla baş başa kalmasını arzu ediyorsunuz..?

Mehmet UFUK TEKİN

 -Derin deniz ahtapotunun annelik dürtüsünün nelere kadir olduğunu örnek olarak verdiğim kitapta, canlılar arasında tüm annelerin hiçbir şekilde üzülmemesi gerektiğini vurgulamaya özen gösterdim. Oğlu solcu ya da sağcı, devrimci ya da Ülkücü diye bir anneye acı çektirilemez. Fikirlerimiz farklı diye birbirimizin tepesine binmek, kavga etmek, bıçak çekmek, okuma hakkını yok etmek ya da bir biçimde zarar vermek değil; fikirleri ve bilgileri yarıştırmak gerektiğine inanıyorum. Ölen, öldürülen öldüğüyle kalıyor ama geride en çok anne ve kardeş acıları kalıyor.

Remzi Yıldırım; Edebiyat, bazen insanların görmezden geldiği gerçekleri en sade biçimde anlatır. Bu romanı yazarken sizi etkileyen bir olay, gözlem ya da yaşanmışlık oldu mu..? Romanın ortaya çıkış hikâyesini bizimle paylaşır mısınız..?

Mehmet UFUK TEKİN 

- Böceklerin de Annesi Var adını uygun gördüğüm anlatı kitabımda "hayatımızdan daha değerli başka hiçbir şey olmadığını" anlatmaya çalıştım. Tabii ki bazı arkadaşlarımın öldürülmüş olmasıyla yaşadığım acılar, anneleri ağıt dökerken görmek, yıllar sonra bile acıların geçmediğini fark etmek çok önemliydi. Bir de tabii yüzleşmem gerekiyordu ve bunu yapabilecek cesaret olmalıydı. Dünyaya siyah-beyaz pencerelerden bakmak değil, gri alanlar olduğunu da hissetmek gerekiyordu. Mülkiye'den kalan üç can dostum var. Biri Ülkücüdür ve Ankara'ya gidişlerimde ilk aradığım arkadaşım o olur. İllaki her konuda anlaşmak gerekmiyor iyi dost olmak için. Hatta belki bazı farklılıklar dostlukları pekiştirmemizde katalizör rolü oynayabiliyor.Günümüzde insanlar arasındaki sevgi, merhamet ve vicdan duygularının giderek zayıfladığı yönünde eleştiriler yapılıyor. Sizce en küçük canlıya bile yaşam hakkı tanıyan bir anlayış, insan ilişkilerine ve toplumun vicdanına nasıl yansır?

Remzi Yıldırım;

-Günümüzde insanlar arasındaki sevgi, merhamet ve vicdan duygularının giderek zayıfladığı yönünde eleştiriler yapılıyor. Sizce en küçük canlıya bile yaşam hakkı tanıyan bir anlayış, insan ilişkilerine ve toplumun vicdanına nasıl yansır..?

Kitabı okuyanlar, sonuna kadar kitabı okuyanlar şunu görecekler: Merhamet, vicdan ve sevgi insana en çok yakışan duygular. Bizi insan yapan değerler bunlar. Son sayfalarda kitaba Böceklerin de Annesi Var adını nasıl koyduğumun da hikayesi var. Filozofça bir ad bulmak çok kolaydı ama kitabın ruhuna en uygun olan hem Yüzleşmeydi hem de anneler üzerinden empati kurulmasını sağlamaktı amacım. Yeri geldi mi bilmem ama ben sivrisinekler hariç hiçbir canlıya kıyamam. Yazın canımıza okuyan yakağan, korkulu rüyamız yılan, hamam böceği filan, hiçbirine dokunmam ve dokundurtmam. Tabii en başta insan kardeşlerime.

Remzi Yıldırım;

Son olarak mesajınız olursa neler söylersiniz. Verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederiz.

M.Ufuk Tekin;

Yine vurgulamak istiyorum;

Böceklerin de Annesi Var adını uygun gördüğüm kitapta; adlarını açıkça yazabildiğim kişiler de oldu, kodlamak zorunda kaldıklarım da. Anlayışlarına ve hoşgörülerine sığınıyorum. Farklılıklara saygı ve kabullenmenin bir gün mümkün olabileceği umuduyla sarılmıştım kaleme, aynı duygularla bitirdim kitabı. Bana, sana, bize, herhangi birimize benzemeyenlerin de kendini özgürce ifade edebileceği, huzurla yaşayabileceği günlere duyduğum umutla yazdım.İnsanın kendi hayatına dışarıdan tarafsız bir gözle bakabilmesi hiç kolay olmuyor ama bilinmeli ki başlangıcıyla bitmesi arasında beş yıl geçen kitabımda ne yazdıysam A’dan Z’ye hepsi gerçektir. Yaşadım, gördüm, tanık oldum veya içindeydim birçok şeyin yahut da kıyısında bir yerlerde. Ben teşekkür ediyorum.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve cukurovapress.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.