Muhterem okurlarımız, sizlerin de bildiği üzere zaman zaman birliğimize, beraberliğimize ve de kardeşliğimize kurşun sıkanlar oluyor.
Büyük Atatürk’e saldıranlar Büyük Atatürk’ün “En Büyük Eserim” dediği Cumhuriyet’e saldıranlar Büyük Atatürk’ün büstünü keserle, baltayla vuranlar daha da kötüsü Kurutuluş Savaşını Yunan kazansaydı, diyenler bu ülkede yaşayan, bu ülkenin bütün nimetlerinden faydalanan ve buna rağmen de birliğimize zaman zaman kurşun sıkanlar nankörlüklerini göremeyenlerdir.
Geçtiğimiz günlerde bir sendika başkanı, Anadolu 100 yıllık narkozdan çıkıyor cümlesini kullanarak milli tarihini bilmeyen sır cahillerden olduğunu Türk kamuoyuna kendisi duyurdu.
100 yıl önce bu cennet vatan emperyalist güçler tarafından işgal edilmiş, Marmara ve Ege’de Yunanlılar, Güney’ ve Güneydoğu’da Fransız destekli Ermeniler çocuk, yaşlı, kadın demeden necip Türk milletine ölüm kustukları bir dönemde Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları “Ya İstiklal Ya Ölüm” anlayışıyla 1919-1922 yıllarında bu cennet vatanı işgal eden emperyalist güçleri Kurtuluş Savaşı adı altında yenerek bu vatanı kurtardıklarını dünya alem bilirken, Cumhuriyetin tüm nimetlerinden faydalanan bir sendika başkanının bilmeyişi külliyen ayıptır. Bu sendika genel başkanı o dönemde yaşamış olan Çubuklu Ayşe Teyzenin öyküsünü duymamış olabilir.
Çubuklu Ayşe Teyze, kendi yaptığı yufka ekmekleri ıslatarak, bu ekmeklerin arasına da yine kendi yaptığı peynirleri koyarak bir çıkın hazırlar. Hazırladığı bu çıkını heybesine kor, trene biner Ankara’ya gelir. Önüne gelen her Ankaralıya Mustafa Kemal Atatürk’ü sorar. Ayşe Teyze Atatürk Orman Çiftliğinde Atatürk’ü at üzerinde görüp, O’na “Sana geldim” der. Büyük Atatürk atından inerek Ayşe Teyzeye niçin geldiğini sorar. Çubuklu Ayşe Teyze, Büyük Atatürk’e, “Allah senden razı olsun. Malımızı, canımızı, vatanımızı ve en önemlisi namusumuzu düşmandan korudun. Sana Allah razı olsun demeye geldim” der. Büyük Atatürk de Çubuklu Ayşe Teyzeye, “Çubuklu kadınlar böylemi düşünüyor” diye sorar, Ayşe Teyze de “Evet, hepimiz böyle düşünüyor” der. Sırtındaki heybesinden ekmek ve peynir çıkınını açar, Büyük Atatürk’e yufka ekmek ve peynir verir, Atatürk Orman Çiftliğinde Mustafa Kemal Atatürk ile yerler.
Büyük Atatürk, Çubuklu Ayşe Teyzeyi kendi yaveriyle birlikte, tren ücretini de vererek Ankara Garına gönderir.
Tarihini bilmeyen bir sendika başkanı Ankara’da yaşadığı halde Çubuklu Ayşe Teyzenin öyküsünü dinlememiş olacak ki, Anadolu 100 yıllık narkozdan çıkıyor deme cahilliğini göstermiştir. Bir büyük sendikanın genel başkanı olan bu kişi Çubuklu Ayşe Teyzenin yaptığını bile yapamamıştır. Bu ayıp da ona yeter de artar da.
Hepimize düşen görev birlik, beraberlik ve kardeşliğimizi korumaktır. Bu kardeşliğe kurşun sıkanlara da bu gerçeği öğreterek, yaptıkları yanlışları kabul ettirerek birlik ve beraberliğimize sahip çıkıp, topluma kazandırmaktır.
Kendi kahramanlarıyla övünmeyenler, geçmişi bilmeyenler ve de geleceğine sahip çıkmayanlardır. Onlardan kurtulmanın tek yolu onlara geçmişimizi öğretmekle mümkündür. Hepimiz bu yolda mücadele etmeliyiz. İşte o zaman kardeşliğimizi koruruz.
