Bir çocuğun omuzlarındaki hayat: “SİMİTÇİ GELDİ, SİMİTÇİİİ!”

Kültür 21.10.2026 - 15:20, Güncelleme: 21.10.2026 - 15:20 780 kez okundu.
 

Bir çocuğun omuzlarındaki hayat: “SİMİTÇİ GELDİ, SİMİTÇİİİ!”

Eğitimci Yazar Yaşar Erkmen’in “Simitçi Geldi, Simitçi!” adlı öyküsü, yoksulluğun gölgesinde çocukluğunu yaşayamadan ailesinin geçimini üstlenen 12 yaşındaki Mazlum’un yaşam mücadelesini anlatıyor.
REMZİ YILDIRIM (Röportaj) Emek Öykü Şiir Seçkisi’nde yayımlanan öyküsünü Çukurova Press Gazetesi okuyucuları için Gazeteci Yazar Remzi Yıldırım’a anlatan Erkmen, emeğin, yoksulluğun ve yarım kalan çocuklukların yürek burkan hikâyesine dikkat çekiyor... Emek Öykü Şiir Seçkisi’nde yayımlanan “Simitçi Geldi, Simitçi!” adlı öykü, yoksulluğun gölgesinde büyümek zorunda kalan 12 yaşındaki Mazlum’un yaşam mücadelesini anlatıyor. Remzi Yıldırım: -Yaşar Hocam, öykünüzün kahramanı Mazlum, henüz çocuk yaşta ailesinin geçimini üstleniyor. Bu hikâyeyi yazarken okuyucuya ne anlatmak istediniz..? Yaşar Erkmen: Mazlum, yoksulluğun çocukluğunu elinden aldığı binlerce çocuğun simgesidir. Henüz oyun çağındayken çalışmak, hasta babasına destek olmak ve evine ekmek götürmek zorunda kalıyor. Ben bu öyküde, hayatın ağır yükünü küçük omuzlarında taşıyan çocukların görünmeyen mücadelesini anlatmak istedim. Remzi Yıldırım: Mazlum’un okula gidememesi, arkadaşlarının oyununu uzaktan izlemesi insanın yüreğini sızlatıyor. Sizce çocukların en büyük kaybı nedir..? Yaşar Erkmen: Çocukların en büyük kaybı, çocukluklarını yaşayamayışlarıdır. Mazlum’un arkadaşları okulda eğitim görürken o sokaklarda simit satıyor. Onların oyun oynadığı saatlerde o, ailesine bir lokma ekmek götürmenin derdinde. Oysa her çocuk eğitim görme, oyun oynama ve hayallerinin peşinden gitme hakkına sahip olmalıdır.   Remzi Yıldırım: Öykünüzün sonunda Mazlum’un arkadaşlarına imrenerek bakması ve boynunu büküp yoluna devam etmesi dikkat çekiyor. Bu sonla neyi vurguluyorsunuz? Yaşar Erkmen: Mazlum’un sessizliği aslında çok şey anlatıyor. O, yorgunluğundan çok yaşayamadığı çocukluğuna üzülüyor. Okuyucunun bu sahnede kendisini sorgulamasını istiyorum. Bir çocuğun eline bakmak zorunda kalan aileleri de anlamalı, hiçbir çocuğun geleceğinin yoksulluğa teslim edilmemesi için sorumluluk almalıyız. Remzi Yıldırım: Son olarak okurlarınıza ne söylemek istersiniz..? Yaşar Erkmen: Emek kutsaldır ama çocukların omuzlarına taşınamayacak kadar ağır yükler bırakılmamalıdır. Her çocuğun elinde simit tablası değil, kitap olmalı; yüzünde yorgunluk değil, umut bulunmalıdır. Remzi Yıldırım’ın notu: Mazlum’un hikâyesi yalnızca bir simitçinin öyküsü değildir. Bu, yarım kalan çocuklukların, ertelenen hayallerin ve görünmeyen emeklerin hikâyesidir. Unutmayalım; bir çocuğun sattığı simitleri değil, yaşayamadığı çocukluğunu düşünmek zorundayız.
Eğitimci Yazar Yaşar Erkmen’in “Simitçi Geldi, Simitçi!” adlı öyküsü, yoksulluğun gölgesinde çocukluğunu yaşayamadan ailesinin geçimini üstlenen 12 yaşındaki Mazlum’un yaşam mücadelesini anlatıyor.

REMZİ YILDIRIM (Röportaj)

Emek Öykü Şiir Seçkisi’nde yayımlanan öyküsünü Çukurova Press Gazetesi okuyucuları için Gazeteci Yazar Remzi Yıldırım’a anlatan Erkmen, emeğin, yoksulluğun ve yarım kalan çocuklukların yürek burkan hikâyesine dikkat çekiyor...

Emek Öykü Şiir Seçkisi’nde yayımlanan “Simitçi Geldi, Simitçi!” adlı öykü, yoksulluğun gölgesinde büyümek zorunda kalan 12 yaşındaki Mazlum’un yaşam mücadelesini anlatıyor.

Remzi Yıldırım: -Yaşar Hocam, öykünüzün kahramanı Mazlum, henüz çocuk yaşta ailesinin geçimini üstleniyor. Bu hikâyeyi yazarken okuyucuya ne anlatmak istediniz..?

Yaşar Erkmen: Mazlum, yoksulluğun çocukluğunu elinden aldığı binlerce çocuğun simgesidir. Henüz oyun çağındayken çalışmak, hasta babasına destek olmak ve evine ekmek götürmek zorunda kalıyor. Ben bu öyküde, hayatın ağır yükünü küçük omuzlarında taşıyan çocukların görünmeyen mücadelesini anlatmak istedim.

Remzi Yıldırım: Mazlum’un okula gidememesi, arkadaşlarının oyununu uzaktan izlemesi insanın yüreğini sızlatıyor. Sizce çocukların en büyük kaybı nedir..?

Yaşar Erkmen: Çocukların en büyük kaybı, çocukluklarını yaşayamayışlarıdır. Mazlum’un arkadaşları okulda eğitim görürken o sokaklarda simit satıyor. Onların oyun oynadığı saatlerde o, ailesine bir lokma ekmek götürmenin derdinde. Oysa her çocuk eğitim görme, oyun oynama ve hayallerinin peşinden gitme hakkına sahip olmalıdır.

 

Remzi Yıldırım: Öykünüzün sonunda Mazlum’un arkadaşlarına imrenerek bakması ve boynunu büküp yoluna devam etmesi dikkat çekiyor. Bu sonla neyi vurguluyorsunuz?

Yaşar Erkmen: Mazlum’un sessizliği aslında çok şey anlatıyor. O, yorgunluğundan çok yaşayamadığı çocukluğuna üzülüyor. Okuyucunun bu sahnede kendisini sorgulamasını istiyorum. Bir çocuğun eline bakmak zorunda kalan aileleri de anlamalı, hiçbir çocuğun geleceğinin yoksulluğa teslim edilmemesi için sorumluluk almalıyız.

Remzi Yıldırım: Son olarak okurlarınıza ne söylemek istersiniz..?

Yaşar Erkmen: Emek kutsaldır ama çocukların omuzlarına taşınamayacak kadar ağır yükler bırakılmamalıdır. Her çocuğun elinde simit tablası değil, kitap olmalı; yüzünde yorgunluk değil, umut bulunmalıdır.

Remzi Yıldırım’ın notu: Mazlum’un hikâyesi yalnızca bir simitçinin öyküsü değildir. Bu, yarım kalan çocuklukların, ertelenen hayallerin ve görünmeyen emeklerin hikâyesidir. Unutmayalım; bir çocuğun sattığı simitleri değil, yaşayamadığı çocukluğunu düşünmek zorundayız.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve cukurovapress.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.