RİO sokakları Esin Güvercin’in objektifinde şiirleşti !
RİO sokakları Esin Güvercin’in objektifinde şiirleşti !
37. FIAP Kongresi için Brezilya’ya giden Fotoğraf Sanatçısı ve Gönüllüsü Esin Güvercin, Rio de Janeiro’nun renkli sokaklarını, kültürünü, sanatını ve insanlarını objektifine taşıdı.
>> RÖPOTAJ: REMZİ YILDIRIM
Hiçbir sponsorluk desteği almadan, tamamen kendi imkânlarıyla gerçekleştirdiği fotoğraf yolculuğunun izlenimlerini Çırçır Fabrikası Kültür Sanat Merkezi’nde yüzlerce fotoğrafseverle paylaşan Güvercin, Rio’nun hikâyesini kare kare anlattı. Fotoğraf bazen bir anı dondurur, bazen de bir şehrin kalp atışlarını duyurur. Kimi zaman bir insanın yüzündeki tebessümde, kimi zaman duvarlara işlenmiş renklerde, kimi zaman da kalabalık bir sokağın telaşında saklıdır hayatın hikâyesi.
Fotoğraf Sanatçısı ve Gönüllüsü Esin Güvercin, 37. FIAP Kongresi kapsamında bulunduğu Brezilya’nın Rio de Janeiro kentinde yalnızca fotoğraf çekmedi; kentin ruhunu, sokakların özgürlüğünü, insanların yaşam biçimini ve sanatın gündelik hayatla kurduğu bağı da kayıt altına aldı.OTOFOKUS Fotoğraf Derneği adına kongreye katılan Güvercin, sponsorluk desteği olmaksızın, kendi imkânlarıyla gerçekleştirdiği bu yolculukta Rio’nun sokaklarını, kütüphanelerini, kültür ve sanat alanlarını, müzelerini ve renkli yaşamını fotoğrafladı.Döndüğünde ise bu görsel yolculuğu kendisine saklamadı. Çırçır Fabrikası Kültür Sanat Merkezi’nde düzenlediği sinevizyon sunumuyla yüzlerce fotoğrafseveri Rio’nun sokaklarına götürdü. Her karede başka bir yaşam, her renkte başka bir duygu, her görüntüde ayrı bir hikâye vardı.
Gazeteci Yazar Remzi Yıldırım olarak Esin Güvercin’le fotoğrafın dili, sokakların belleği ve Rio’nun kendine özgü atmosferi üzerine Çukurova Press Gazete okuyucuları için konuştuk.
“ŞEHİR, AÇIK HAVA MÜZESİ GİBİYDİ”
Remzi Yıldırım: Rio sokaklarında fotoğraf çekerken sizi en çok etkileyen ne oldu? İnsanlar mı, yaşam biçimi mi, yoksa kentin kendine özgü ruhu mu?
Esin Güvercin: İnsanlar çok rahat ve güler yüzlüydü. Şehirde doğal bir dinamizm vardı. En çok dikkatimi çeken şey, neredeyse bütün bina duvarlarında resimlerin bulunmasıydı. Şehir adeta doğal bir açık hava müzesi gibiydi. Brezilya’da sokak sanatı 2014 yılında yasal olarak kabul edildi ve destekleniyor. Sokaklar da insanlar gibi renkli.
Güvercin’in sözleri, Rio’nun yalnızca turistik güzellikleriyle değil, sokak sanatının gündelik yaşamın bir parçası hâline gelmesiyle de dikkat çektiğini ortaya koyuyor. Duvarlar, sanatçılar için birer tuvale; sokaklar ise insanların kendilerini ifade edebildikleri canlı bir sergi alanına dönüşüyor.
FOTOĞRAFÇININ GÖZÜNDE İNSAN VE MAHREMİYET
Remzi Yıldırım: Fotoğrafını çektiğiniz insanlara karşı nasıl bir etik sorumluluk hissediyorsunuz? Özellikle izinsiz çekim ve kişisel mahremiyet konusunda yaklaşımınız nedir?
Esin Güvercin: FIAP organizasyonuna dâhil olduğumuz için her şey planlı ve özeldi. Fotoğraf çekimi yapılacak yerler, modeller ve dansçılar bizim için hazırlanmıştı. Bu nedenle zorluk çekmedik.Kongre kapsamında önceden planlanan çekim alanları ve katılımcılar, fotoğraf çalışmalarının daha düzenli yürütülmesini sağlamış. Sokak fotoğrafçılığında ise insanın özel alanına saygı göstermek, fotoğrafın estetik değeri kadar önem taşıyor. Çünkü iyi bir fotoğraf yalnızca güzel bir görüntü değil, aynı zamanda insanla kurulan ilişkinin de ürünüdür.
“SOKAK, BİR ŞEHRİN KALBİDİR”
Remzi Yıldırım: Rio’nun sokakları Esin Güvercin’in objektifine nasıl yansıdı?
Esin Güvercin: Sokakta fotoğraf çekmeyi çok seviyorum. Sokak, bir şehrin kalbidir. İnsanların bağ kurmasının, sosyalleşmesinin, özgürlüğün ve yaşadığını ortaya koymanın en önemli alanlarından biridir. Bu ruhu, yaşanmışlığı izlemeyi ve görünür kılmayı seviyorum.Bir mekânda oturup insanları gözlemlemek, neler yaşadıklarını düşünmek, onları fotoğraflamak ve sokak satıcısıyla temas kurmak, fotoğrafçıyı da canlı tutuyor. Güvercin’in bu sözleri, sokak fotoğrafçılığının yalnızca deklanşöre basmaktan ibaret olmadığını gösteriyor. Fotoğrafçı bazen bir köşede sessizce bekleyen gözlemci, bazen hayatın akışına tanıklık eden bir anlatıcı, bazen de hiç tanımadığı insanların dünyasına kısa süreliğine konuk olan bir yolcu… Bir sokak satıcısının yüzündeki çizgiler, dans eden bir insanın hareketi, kaldırımda kurulan küçük bir dostluk ya da kalabalığın içinden yükselen bir kahkaha… Hepsi hayatın içinden kopup gelen, bir daha aynı biçimde yaşanmayacak anlar.
BİR SOKAĞIN HİKÂYESİNİ İNSAN TAMAMLAR
Remzi Yıldırım: Bir sokağı fotoğraflamakla o sokağın hikâyesini anlatmak arasında nasıl bir fark görüyorsunuz?
Esin Güvercin: Bir sokağı fotoğraflamakla onun hikâyesi arasında birçok bağ var. Ancak sokaktaki en önemli unsur insanın varlığıdır. Asıl hikâye o zaman başlar ve şekillenir. Sokakta cansız objeleri, mimari dokuyu ve doğal varlıkları da çekeriz. Ama insanın varlığıyla hikâye değişir ve anlam kazanır. Bu yaklaşım, Güvercin’in fotoğraf anlayışının merkezinde insanın bulunduğunu gösteriyor. Bir binanın mimarisi geçmişi anlatabilir, duvardaki resim kentin kültürel kimliğini yansıtabilir. Ancak o sokakta yürüyen, çalışan, gülen, düşünen ve hayatını sürdüren insan, görüntüye bambaşka bir anlam kazandırır.Çünkü şehirleri yalnızca taşlar, binalar ve yollar oluşturmaz. Şehir dediğimiz şey, biraz da içinde yaşayan insanların biriktirdiği hatıralardır.
RİO’NUN SEMBOLÜ: GÖKYÜZÜNE UZANAN İSA HEYKELİ
Remzi Yıldırım: Rio’daki müze çekimlerinizde sizi en çok etkileyen eser, obje veya sanatsal ayrıntı neydi?
Esin Güvercin: Rio’da modern ve klasik birçok müze vardı. Bunlardan birkaçını gezdik. Ancak Rio’nun simgesi olan İsa Heykeli, bütün ihtişamıyla bizi selamladı. Yaklaşık 30 metre yüksekliğiyle görülmeye değer bir eser.Rio de Janeiro denildiğinde dünyanın belleğinde yer eden simgelerden biri olan Kurtarıcı İsa Heykeli, kentin kültürel ve turistik kimliğinin de önemli parçalarından biri. Güvercin’in objektifine yalnızca bir anıt olarak değil, yolculuğun hafızasında iz bırakan etkileyici bir buluşma olarak yansımış.Kültür ve sanat yolculuğunda müzeler, sokaklar ve anıtlar birbirinden ayrı dünyalar gibi görünse de hepsi aynı büyük hikâyenin parçaları: İnsanlığın kendini anlatma çabası.
SPONSORLUK DESTEĞİ OLMADAN SANAT YOLCULUĞU
Esin Güvercin, 37. FIAP Kongresi’ne Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu (TFSF) Türkiye sorumlusu Alperen Akharman ve TFSF’nin önceki dönem başkanı Sefa Ulukan ile birlikte katıldı. OTOFOKUS Fotoğraf Derneği adına gerçekleştirdiği yolculukta, herhangi bir sponsorluk desteği olmadan kendi imkânlarını kullanarak fotoğraf çalışmalarını sürdürdü.Rio sokaklarında biriktirdiği görüntüleri Adana’da yüzlerce fotoğrafseverle buluşturması, fotoğrafın paylaşarak çoğalan gücünü de ortaya koydu. Çünkü sanatın yolculuğu, yalnızca eserin üretildiği yerde tamamlanmaz; başka insanlarla buluştuğunda yeni anlamlar kazanır.
BAZEN BİR FOTOĞRAF, BİN KELİMEDEN FAZLASINI ANLATIR
Esin Güvercin’in Rio yolculuğu, bir fotoğraf sanatçısının başka bir coğrafyada gördüklerini kaydetmesinden çok daha fazlasıydı. Bu yolculukta renkli sokaklar, duvar resimleri, müzeler, insanlar ve kentin ritmi aynı görsel anlatının içinde buluştu.Çırçır Fabrikası Kültür Sanat Merkezi’ndeki sinevizyon gösterimiyle Rio’nun görüntülerini Adanalı fotoğrafseverlerle paylaşan Güvercin, objektifin yalnızca görüneni değil, hissedileni de anlatabileceğini bir kez daha gösterdi. Belki de bütün bu yolculuğun özeti, kendi sözlerinde saklıydı:
“Sokak, bir şehrin kalbidir.”
O kalbin sesini duyabilmek için bazen uzun uzun bakmak, bazen sessizce beklemek, bazen de doğru anda deklanşöre basmak gerekir.Çünkü fotoğraf, yalnızca ışığın görüntüsü değil; insanın dünyaya bıraktığı tanıklıktır.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
