Milano 2026 Kış Olimpiyatları’nı Türkiye Spor Yazarları Derneği (TSYD) Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi spor yazarı ağabeyim Adnan Poyraz ile beraber yerinde takip ettik. Sadece bir spor organizasyonu izlemekle kalmadık; bir şehrin, bir ülkenin kendini dünyaya nasıl anlattığına şahit olduk.
Milano - Cortina 2026 Kış Olimpiyatları, sporun ötesinde bir organizasyondu. Açılış töreninden şehir içi ulaşıma, gönüllülerin nezaketinden medya organizasyonuna kadar her detay titizlikle planlanmıştı ve kusursuzdu. Büyük organizasyonları yapmak kadar, hatasız ve zarafetle yapmak da önemli. Milano bunu başarmıştı.
Şehir bir sahneye dönüşmüştü.
Milano sokaklarında yürürken binlerce insanın aynı heyecanla bir araya gelişini gördüm. Metroda Norveçli bir aileyle Japon bir öğrencinin aynı heyecanı paylaştığına şahit oldum. Duomo Meydanı’nda Türk bayrağıyla fotoğraf çeken gençler, akşamında İtalyan operası konuşuyordu. Spor, kültürle iç içeydi.
Olimpiyatlar sayesinde şehre gelen binlerce insan yalnızca müsabakaları izlemekle kalmadı; Leonardo Da Vinci’nin izini sürdü, Brera’da sanatla buluştu, Milano’nun tarihini öğrendi. Sporun ruhu ile medeniyetin hafızası aynı potada eridi.
Olimpiyatlar gibi dev organizasyonlar düzenlenen ülkeye büyük ekonomik katkı sağlar. Turizm, konaklama, ulaşım, medya görünürlüğü… Ancak daha kıymetlisi, uluslararası itibar ve özgüvendir. Bir ülke, “Ben buradayım ve bunu yapabiliyorum” der.
İtalya bunu sakin bir özgüvenle yaptı. Kompleks taşımadan, iddiasını bağırmadan.
Türkiye neden yapmasın?
Biz de yaptık.
2005 Yaz Üniversite Oyunları İzmir’de gerçekleşti.
2013 Akdeniz Oyunları Mersin’de düzenlendi.
2011 Dünya Üniversiteler Kış Oyunları Erzurum’da yapıldı.
Organizasyon kabiliyetimiz var. İnsan kaynağımız güçlü. Genç nüfusumuz dinamik. Tesis yapma hızımız yüksek.
Şehirlerimizi dünya tanısın istiyoruz. O halde sahneye çıkmaktan çekinmeyelim.
Keşke Adana’da olsa…
Belki bir gün.
Adana’nın iklimi, enerjisi, mutfağı, tarihi… Çukurova’nın bereketi… Büyük organizasyonlar için uygun bir coğrafya. Kış sporları için dağlarımız, yaz organizasyonları için uzun sezon avantajımız var.
Önemli olan zihinsel eşikleri aşmak.
Türkiye hazır. İnsanlarımız hazır. Kapasitemiz yüksek. Yeter ki kendimize inanalım ve dünyaya açılalım.
Milano bana şunu gösterdi:
Olimpiyatlar yalnızca sporcuların yarıştığı bir alan değil; şehirlerin vizyon yarışıdır.
Bizim şehirlerimizin de bu vizyona sahip olduğuna inanıyorum.
