“Değişmeyen tek şey değişimdir” sözü, yalnızca bireysel hayatlar için değil; kurum ve kuruluşlar için de yol gösterici bir ilkedir.
Değişim; yenilenmeyi, çoğalmayı, farklı fikirlerin ortaya çıkmasını ve kurumsal hafızanın geleceğe taşınmasını sağlar.
Aynı kadroların, aynı anlayışın uzun yıllar boyunca yerinde sayması ise gelişimi değil, durağanlığı besler.
Oysa sivil toplumun gücü, farklı seslerin bir araya gelmesiyle; ortak aklın, katılımcılığın ve dönüşüm cesaretinin varlığıyla anlam kazanır.
Bu nedenle bir kurumda uzun yıllar başkanlık yapmak, tek başına bir başarı göstergesi değildir; çoğu zaman kurumsal demokrasinin zayıfladığının, değişim kanallarının tıkandığının işaretidir.
Gerçek başarı; görevleri devredebilmekte, kurumsal kimliği, kültürü ve imajı ön planda tutabilmekte, yeni kuşaklara alan açabilmekte, gelecek kuşaklara sağlıklı teslim edilebilen bir yapı inşa edebilmekte yatar.
Değişime direnen değil, değişimi yöneten kurumlar kalıcı olur; koltuğu koruyanlar ve o koltuktan güç alanlar değil, kurumu ve koltuğu güçlendirenler hatırlanır.
Nokta!
