Siyaset sadece yeni tabelalar asmak değildir. Siyaset; güven, sadakat, sabır ve milletin vicdanında yer edinebilmektir. Hele ki kökleri Cumhuriyet'in kuruluşuna kadar uzanan bir partiden ayrılıp yeni bir yol arayışına giriliyorsa, bunun millete çok iyi anlatılması gerekir.
Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulan, Türk siyasetinin en köklü kurumlarından biridir.
Yıllarca "Baba Ocağı" söylemiyle anılan bu partiden ayrılmayı tercih edenlerin, kamuoyunun karşısına sadece yeni bir isimle çıkmaları yeterli olmayacaktır.
Millet, önce şu soruların cevabını arayacaktır:
"Neden ayrıldınız? Neyi paylaşamadınız?
Bu ayrılık millet için mi, yoksa siyasi hesaplar için mi gerçekleşti?"
Siyasette kırgınlıklar olur, fikir ayrılıkları yaşanır. Ancak ayrılığın gerekçesi kişisel hesaplaşmalar olarak görülürse, toplumun desteğini almak kolay değildir.
Seçmen, bugün her zamankinden daha dikkatli ve daha sorgulayıcıdır.
İnsanlar artık tabelaya değil, samimiyete oy vermektedir.
Türkiye'nin seçim sistemi de siyasi heyecanlardan çok matematik hesabıyla işlemektedir.
Bir partinin Meclis'te temsil edilebilmesi için yalnızca iddialı açıklamalar yetmez; güçlü bir teşkilat, yaygın bir taban ve ciddi bir oy potansiyeli gerekir.
Bunlar olmadan kurulacak yeni oluşumlar, seçim günü geldiğinde büyük partilerin çatısı altında yer aramak zorunda kalabilir.
Bugün büyük iddialarla yola çıkan birçok siyasi hareketin, seçim yaklaştığında ittifak arayışına girdiğini geçmişte defalarca gördük.
Çünkü sandığın dili farklıdır. Sandık, duygularla değil rakamlarla konuşur.
Şayet erken ya da baskın bir seçim kararı alınırsa, yeni kurulacak siyasi oluşumların Meclis'e girebilmek adına farklı partilerle iş birliği arayışına girmesi sürpriz olmayacaktır.
Bu ihtimal, Türk siyasetinin geçmiş tecrübeleri dikkate alındığında oldukça güçlü görünmektedir.
Öte yandan CHP'de kalıp mücadele etmeyi seçenlerle, ayrılarak yeni bir rota çizenler arasında da seçmen doğal bir kıyaslama yapacaktır.
Siyasette sadakat, özellikle köklü partiler söz konusu olduğunda önemli bir ölçü olarak değerlendirilebilir.
Seçmen, "Madem burası baba ocağıydı, neden terk edildi?" sorusunu sormaya devam edecektir.
Elbette demokratik sistemde herkes yeni bir parti kurabilir, yeni bir siyasi hareket başlatabilir. Bu, demokrasinin doğal sonucudur. Ancak yeni bir parti kurmanın başarı garantisi yoktur.
Başarı; toplumun güvenini kazanmak, ortak bir ideal etrafında birleşmek ve milletin gerçek sorunlarına çözüm üretebilmekle mümkündür.
Türkiye bugün ekonomik sıkıntılarla, hayat pahalılığıyla, işsizlikle ve sosyal sorunlarla mücadele ediyor. Vatandaş, siyasi aktörlerden kişisel hesaplaşmalar değil; çözüm, birlik ve güçlü projeler bekliyor.
Velhasılkelam;
Siyasette en büyük makam milletin gönlünde yer bulmaktır. O gönle giden yol ise ayrışmadan değil, güven vermekten geçer. Yeni yollar çizilebilir; fakat o yollar milletin vicdanında karşılık bulmuyorsa, siyaset uzun soluklu olmaz.
Sandığın son sözü her zaman belirleyicidir.
