REMZİ YILDIRIM
Köşe Yazarı
REMZİ YILDIRIM
 

Adana Neden Sahipsiz? - Şehrin Sorduğu Soru, Her Vicdana Dokunan Sessiz Çığlık..!

Adana'yı sevmek kolaydır. Bu bereketli toprakların insanı olmak, sıcağını da soğuğunu da paylaşmak, Seyhan'ın kıyısında umut biriktirmek güzeldir. Ama bugün Adana sokaklarında dolaştığınızda insanların yüzünde aynı soruyu görüyorsunuz "Adana neden sahipsiz?" Bu soru bir siyasi slogan değil, bir vatandaşın içinden kopup gelen hüzünlü serzenişidir. Dün farklı yaşlardan 25 vatandaşla yapılan sohbetlerde birbirine yakın cümleler duyduk. Kimisi esnaf, kimisi emekli, kimisi üniversite öğrencisi, kimisi ev hanımıydı. Söyledikleri aynı noktada birleşiyordu: "Sanki Adana üvey evlat muamelesi görüyor." Bu cümle üzerinde uzun uzun düşünmek gerekiyor. Bugün Adana'nın en önemli yerel yönetimlerinde seçilmiş belediye başkanlarının yerine vekâleten görev yapan isimler bulunuyor. Hukuki süreçler elbette yargının konusudur ve herkes için bağlayıcıdır. Buna saygı duymak gerekir. Batandaşın baktığı yer hukuk tartışmaları değil, günlük hayatın kendisidir. Vatandaş yolların yapılmasını ister. Mahallesinin temiz olmasını ister. Bozulan kaldırımların onarılmasını ister. Parklarda çocukların güvenle oynayabilmesini ister. Kesintisiz su ister. Ulaşımın rahatlamasını ister. Çünkü vatandaşın gündemi siyasetten önce yaşamdır. Sohbet ettiğimiz insanlar belediyelerin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntıları da dile getiriyyor. "Emlak vergileri var." "Su gelirleri var." "Çevre temizlik vergileri var." "Ruhsat gelirleri." "Peki bu kadar gelir nereye yetmiyor?" diye soruyorlar. Bu soruların cevabını elbette belediye yönetimleri ve ilgili kurumlar kamuoyuna en şeffaf şekilde vermelidir. Şeffaflık, güveni artırır; güven ise şehirlerin yeniden ayağa kalkmasını sağlar. Ancak mesele yalnızca bütçe meselesi değildir. Asıl mesele motivasyondur. Bir şehir, yöneticileriyle birlikte yürür. Seçilmiş başkanların ortaya koyduğu vizyon ile vekâleten sürdürülen yönetim anlayışı arasında doğal olarak farklılıklar oluşabilir. Bu durum vatandaşın beklentilerini de etkileyebilir. İnsanlar kararların daha hızlı alınmasını, projelerin daha kararlı şekilde uygulanmasını arzu ediyor. Adana ise beklemeyi sevmeyen bir şehirdir. Çünkü Adana üretir. Adana çalışır. Adana ihracat yapar. Adana tarımın başkentlerinden biridir. Adana sanayinin güçlü merkezlerinden biridir. Adana kültürdür. Adana sanattır. Adana kebabıyla dünyaya açılan bir markadır. Böylesine büyük potansiyele sahip bir şehir, gündemini sürekli belirsizliklerle geçirmek istemiyor. Adanalı artık kavga değil, hizmet görmek istiyor. Suçlama değil, çözüm duymak istiyor. Bahane değil, yatırım görmek istiyor. Çünkü zaman geçiyor. Her geçen gün ertelenen hizmet, büyüyen bir probleme dönüşüyor. Belki de bugün hep birlikte sormamız gereken soru şu olmalı: "Adana'yı kim yönetecek?" değil, "Adana'yı nasıl daha güçlü yarınlara taşıyacağız?" Çünkü şehirler kişilerden büyüktür. Makamlar gelir geçer. Siyasi tartışmalar sona erer. Ama geriye yollar kalır. Parklar kalır. Kültür eserleri kalır. Mutlu insanlar kalır. Adana'nın ihtiyacı olan şey; ortak akıl, güçlü iş birliği ve şeffaf yönetim anlayışıdır. Bu güzel şehir yeniden ayağa kalkacak güce de, birikime de, insan kaynağına da fazlasıyla sahiptir. Yeter ki Adana'nın sesini duyanlar çoğalsın. Yeter ki bu kadim şehir, kendisini gerçekten sahiplenen ellerle buluşsun. Çünkü Adana sahipsiz değildir. Sahibini bekleyen, hizmete hasret bırakılmaması gereken büyük bir medeniyet şehridir. Unutulmamalıdır ki; Bir şehrin en büyük zenginliği bütçesi değil, ona gönülden sahip çıkan insanlarıdır.  
Ekleme Tarihi: 24 Temmuz 2026 -Cuma

Adana Neden Sahipsiz? - Şehrin Sorduğu Soru, Her Vicdana Dokunan Sessiz Çığlık..!

Adana'yı sevmek kolaydır. Bu bereketli toprakların insanı olmak, sıcağını da soğuğunu da paylaşmak, Seyhan'ın kıyısında umut biriktirmek güzeldir. Ama bugün Adana sokaklarında dolaştığınızda insanların yüzünde aynı soruyu görüyorsunuz

"Adana neden sahipsiz?"

Bu soru bir siyasi slogan değil, bir vatandaşın içinden kopup gelen hüzünlü serzenişidir.

Dün farklı yaşlardan 25 vatandaşla yapılan sohbetlerde birbirine yakın cümleler duyduk. Kimisi esnaf, kimisi emekli, kimisi üniversite öğrencisi, kimisi ev hanımıydı.

Söyledikleri aynı noktada birleşiyordu:

"Sanki Adana üvey evlat muamelesi görüyor."

Bu cümle üzerinde uzun uzun düşünmek gerekiyor.

Bugün Adana'nın en önemli yerel yönetimlerinde seçilmiş belediye başkanlarının yerine vekâleten görev yapan isimler bulunuyor.

Hukuki süreçler elbette yargının konusudur ve herkes için bağlayıcıdır. Buna saygı duymak gerekir.

Batandaşın baktığı yer hukuk tartışmaları değil, günlük hayatın kendisidir.

Vatandaş yolların yapılmasını ister.

Mahallesinin temiz olmasını ister.

Bozulan kaldırımların onarılmasını ister.

Parklarda çocukların güvenle oynayabilmesini ister.

Kesintisiz su ister.

Ulaşımın rahatlamasını ister.

Çünkü vatandaşın gündemi siyasetten önce yaşamdır.

Sohbet ettiğimiz insanlar belediyelerin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntıları da dile getiriyyor.

"Emlak vergileri var."

"Su gelirleri var."

"Çevre temizlik vergileri var."

"Ruhsat gelirleri."

"Peki bu kadar gelir nereye yetmiyor?"

diye soruyorlar.

Bu soruların cevabını elbette belediye yönetimleri ve ilgili kurumlar kamuoyuna en şeffaf şekilde vermelidir.

Şeffaflık, güveni artırır; güven ise şehirlerin yeniden ayağa kalkmasını sağlar.

Ancak mesele yalnızca bütçe meselesi değildir.

Asıl mesele motivasyondur.

Bir şehir, yöneticileriyle birlikte yürür.

Seçilmiş başkanların ortaya koyduğu vizyon ile vekâleten sürdürülen yönetim anlayışı arasında doğal olarak farklılıklar oluşabilir.

Bu durum vatandaşın beklentilerini de etkileyebilir. İnsanlar kararların daha hızlı alınmasını, projelerin daha kararlı şekilde uygulanmasını arzu ediyor.

Adana ise beklemeyi sevmeyen bir şehirdir.

Çünkü Adana üretir.

Adana çalışır.

Adana ihracat yapar.

Adana tarımın başkentlerinden biridir.

Adana sanayinin güçlü merkezlerinden biridir.

Adana kültürdür.

Adana sanattır.

Adana kebabıyla dünyaya açılan bir markadır.

Böylesine büyük potansiyele sahip bir şehir, gündemini sürekli belirsizliklerle geçirmek istemiyor.

Adanalı artık kavga değil, hizmet görmek istiyor.

Suçlama değil, çözüm duymak istiyor.

Bahane değil, yatırım görmek istiyor.

Çünkü zaman geçiyor.

Her geçen gün ertelenen hizmet, büyüyen bir probleme dönüşüyor.

Belki de bugün hep birlikte sormamız gereken soru şu olmalı:

"Adana'yı kim yönetecek?" değil, "Adana'yı nasıl daha güçlü yarınlara taşıyacağız?"

Çünkü şehirler kişilerden büyüktür.

Makamlar gelir geçer.

Siyasi tartışmalar sona erer.

Ama geriye yollar kalır.

Parklar kalır.

Kültür eserleri kalır.

Mutlu insanlar kalır.

Adana'nın ihtiyacı olan şey; ortak akıl, güçlü iş birliği ve şeffaf yönetim anlayışıdır.

Bu güzel şehir yeniden ayağa kalkacak güce de, birikime de, insan kaynağına da fazlasıyla sahiptir.

Yeter ki Adana'nın sesini duyanlar çoğalsın.

Yeter ki bu kadim şehir, kendisini gerçekten sahiplenen ellerle buluşsun.

Çünkü Adana sahipsiz değildir.

Sahibini bekleyen, hizmete hasret bırakılmaması gereken büyük bir medeniyet şehridir.

Unutulmamalıdır ki;

Bir şehrin en büyük zenginliği bütçesi değil, ona gönülden sahip çıkan insanlarıdır.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve cukurovapress.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.