Bazı projeler vardır; yalnızca bugüne değil, geleceğe bırakılan bir izdir.
Ben de uzun yıllardır hayalini kurduğum Adana Basın Müzesi projesi için çalışmalarıma start veriyorum.
Adana’nın basın tarihi, aslında bu şehrin hafızasıdır. Sokaklarında yaşananları, insanların sevinçlerini, acılarını, siyaseti, ekonomiyi, sporu, kültürü ve sanat hayatını yıllar boyunca gazeteler aracılığıyla kayıt altına alan nice meslektaşımız oldu.
Şimdi sıra, o büyük birikimi gelecek kuşaklara taşımakta.
Bu amaçla özellikle 1970-1990 yılları arasında Adana’da yayımlanan günlük gazeteleri toplamaya başladım. Çünkü inanıyorum ki geçmişin gazeteleri yalnızca sararmış kâğıtlar değildir; onlar bir kentin yaşayan tarihidir.
Bugünün gençleri, bundan yıllar sonra o gazetelere dokunarak Adana’nın geçmişine tanıklık edebilmeli.
O dönemin manşetlerini okuyabilmeli, köşe yazarlarının kaleme aldığı yazıları inceleyebilmeli, kentin hangi sorunlarla mücadele ettiğini görebilmeli ve Adana’nın sosyal, kültürel ve ekonomik değişimini gazetelerin sayfalarından takip edebilmeli.
DİJİTAL KENT BELLEĞİ
Kurmayı hedeflediğimiz Adana Basın Müzesi yalnızca fiziksel gazetelerin sergilendiği bir mekân olmayacak.
Gazetelerin dijital ortama aktarılmasıyla Adana’nın basın hafızasını dijital bir kent belleğine dönüştürmek istiyoruz.
Araştırmacılar, öğrenciler, akademisyenler ve gazetecilik mesleğine gönül veren gençler; geçmişte yayımlanan haber ve köşe yazılarına ulaşabilecek.
Bir anlamda Adana’nın yakın tarihini, gazetelerin sayfalarından yeniden okuyabileceğiz.
Bunun yanında geçmişten günümüze gazetecilik mesleğinde kullanılan daktilolar, fotoğraf makineleri, baskı malzemeleri, eski mikrofonlar, matbaa araçları, basın kartları ve gazeteciliğe ait çeşitli materyallerin de müzede sürekli olarak sergilenmesini arzu ediyorum.
Çünkü gazetecilik yalnızca yazılan haberlerden ibaret değildir.
Onun arkasında bir emek, bir meslek kültürü ve kuşaktan kuşağa aktarılan büyük bir hikâye vardır.
ELİNİZDEKİ GAZETE, ADANA’NIN HAFIZASIDIR
Bu büyük projenin hayat bulabilmesi için Adanalılara ve özellikle gazetecilik mesleğine yıllarını vermiş dostlarıma da çağrıda bulunuyorum:
Evinizde, ofisinizde veya arşivinizde bulunan eski Adana gazetelerini ve dergilerini lütfen saklamayın; bu kent belleğine kazandırın.
Elinizde bulunan 1970’li, 1980’li ve 1990’lı yıllara ait gazeteler, yarın bir araştırmacının en önemli kaynağı olabilir.
Bugün bizim için eski bir gazete olan bir yayın, yarın bir öğrencinin tezine, bir araştırmacının çalışmasına, bir yazarın kitabına veya bir genç gazetecinin meslek araştırmasına ışık tutabilir.
Ulaşacak her gazete ve dergi, kurulacak müzede sergilenme ve Adana’nın basın hafızasında yer alma şansına sahip olacak.
Bu konuda Adana Gazeteciler Cemiyeti ile de görüşerek fikir alışverişinde bulunmayı, bu büyük projeyi meslek kuruluşlarımızın ve Adanalıların katkılarıyla daha güçlü bir noktaya taşımayı hedefliyorum.
Çünkü bu müze benim değil;
Adana’nın müzesi olacak.
Gazetecilerin, yazarların, foto muhabirlerinin, matbaa emekçilerinin ve bu şehrin hafızasını yaşatmak isteyen herkesin ortak eseri olacak.
Belki yıllar sonra bir genç, müzenin kapısından içeri girecek.
Bir gazetenin sayfasını eline alacak.
Diyecek ki:
“Adana bir zamanlar böyleymiş.”
İşte o gün, bugün attığımız adımın ne kadar kıymetli olduğunu hep birlikte anlayacağız.
Ben inanıyorum.
Adana’nın basın hafızası kaybolmayacak.
Gazeteler sararıp yok olmayacak.
Haberler unutulmayacak.
Bu şehrin gazetecilik tarihi, gelecek kuşaklara ışık tutmaya devam edecek.
Adana Basın Müzesi için ilk adımı atıyorum.
Şimdi bu yürüyüşe, Adana’nın hafızasına sahip çıkan herkesi ve meslektaşlarımı en kalbi duygu ile davet ediyorum.
