REMZİ YILDIRIM
Köşe Yazarı
REMZİ YILDIRIM
 

Adana’nın üretim kalbi AOSB: Bacalar tütsün, istihdam büyüsün..!

Adana’nın ekonomisini konuşacaksak, söze tarımdan, sanayiden, ticaretten ve üretimden başlamamız gerekir. Çünkü bu şehir, tarih boyunca üretenlerin şehri olmuştur. Bugün bu üretim ruhunun en güçlü adreslerinden biri de Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi. 53 yıllık birikimiyle AOSB artık yalnızca fabrikaların yan yana sıralandığı bir sanayi bölgesi değil; istihdamın, ihracatın, yatırımın ve Adana’nın ekonomik geleceğinin önemli merkezlerinden biri. 2 bin 227 hektarlık alanda faaliyet gösteren AOSB’de 498 firma, 532 işletme ve 41 bin 723 istihdam rakamı, aslında bize çok şey söylüyor. Bu rakamların her birinin arkasında bir aile, bir sofra, bir gelecek ve bir umut var. İşte sanayinin asıl anlamı burada başlıyor. Hedef büyük, yol uzun. AOSB’nin önümüzdeki beş yıl içinde 40 milyon metrekarelik yeni genişleme alanını devreye alarak Türkiye’nin en büyük organize sanayi bölgesi olma hedefi, Adana açısından yalnızca bir büyüklük yarışından ibaret görülmemeli. Bu hedef, Adana’nın üretim kapasitesini artırma hedefidir. Daha fazla fabrika. Daha fazla yatırım. Daha fazla ihracat. Daha fazla nitelikli çalışan.   En önemlisi, daha fazla genç insanın geleceğini Adana’da kurabilmesi. AOSB’nin bu hedefini son derece kıymetli buluyorum. Fakat hedefin büyüklüğü kadar, o hedefe hangi yatırımlarla ve hangi sanayi vizyonuyla ulaşacağımız da önemli. 25 yabancı sermayeli firma yeter mi? AOSB’de 25 yabancı sermayeli firmanın bulunması önemli bir kazanımdır. Ama bana göre yeterli değildir. Adana’nın yabancı yatırımcıya daha fazla kapı açması gerekir. Çünkü yabancı yatırımcı yalnızca sermaye getirmez; beraberinde teknoloji, üretim kültürü, yeni pazarlar, yönetim tecrübesi ve ihracat bağlantıları da getirebilir. Ancak burada çok önemli bir dengeyi unutmamalıyız: Adana, kendi yatırımcısını da büyütmelidir. Yerli sanayicinin önünü açmadan, yerli girişimciyi güçlendirmeden büyük sanayi ülkesi olunamaz. Adanalı iş insanı yatırım yapacak. Adanalı girişimci büyüyecek. Adana’nın sermayesi yine Adana’da üretime dönüşecek. Bu şehir yalnızca tüketen değil, ürettiğini dünyaya satan bir şehir olacak. Ağır sanayi hamlesi şart. Adana’nın sanayi geleceğini konuşurken ağır sanayi başlığını da masaya koymak zorundayız. Katma değeri yüksek üretim yapan, teknoloji kullanan, enerji verimliliğini önceleyen ve uluslararası pazarlara ürün gönderen sanayi yatırımlarının önü daha fazla açılmalı. Çünkü artık dünyada yalnızca fabrika kurmak yetmiyor. Teknoloji üreten fabrika kurmak gerekiyor. Yüksek katma değerli ürün üretmek gerekiyor. İhracat yapabilen, küresel rekabet gücüne sahip işletmeler oluşturmak gerekiyor. Adana’nın sahip olduğu coğrafi konum, liman bağlantıları, tarımsal üretim gücü, enerji kaynaklarına yakınlığı, yetişmiş insan gücü ve girişimcilik kültürü bu konuda büyük bir avantajdır. Bu avantajları bir araya getirebilirsek, AOSB yalnızca Türkiye’nin en büyük OSB’lerinden biri değil, Türkiye’nin sanayi lokomotiflerinden biri olabilir. Bacalar tütsün ama gökyüzü de nefes alsın Bir başka gerçeği de unutmayalım. Benim özlediğim Adana’da fabrikaların bacaları tütsün. Ama o bacalardan çıkan duman çevreyi zehirlemesin. Çünkü çağdaş sanayi; üretim ile çevreyi karşı karşıya getiren değil, ikisini birlikte koruyan sanayidir. Temiz üretim, yeşil enerji, geri dönüşüm, enerji verimliliği ve çevre teknolojileri artık bir tercih değil, dünyanın yeni sanayi düzeninin temel şartlarıdır. Adana bu dönüşümü yakalarsa, büyürken çevresini de koruyabilir. İş insanına çağrı: Sermayenizi üretime çevirin Buradan Adanalı iş insanlarına da bir çağrım var: Sermayenizi yalnızca taşınmazda değil, üretimde büyütün. Yeni fabrika kurun. Mevcut fabrikanızı büyütün. Gençleri işe alın. Meslek liseleriyle, üniversitelerle iş birliği yapın. Ar-Ge’ye yatırım yapın. İhracata yönelin. Çünkü bir fabrika yalnızca sahibine kazandırmaz. Bir fabrika; işçisine ekmek, esnafına hareket, nakliyecisine iş, mühendisine kariyer, çiftçisine pazar, devlete vergi ve şehre umut verir. Üreten hiç kimseye zarar gelmez. Tam tersine, üretim arttıkça şehir büyür. Adana’nın geleceği üretimdedir Ben Adana’nın geleceğini yalnızca yeni binalarda, yeni konutlarda veya yeni alışveriş merkezlerinde görmüyorum. Ben Adana’nın geleceğini fabrikalarda, atölyelerde, teknoloji merkezlerinde, organize sanayi bölgelerinde ve gençlerin alın terinde görüyorum. AOSB’nin 53 yıllık hikâyesi, aslında Adana’nın sanayi hafızasının da hikâyesidir. Şimdi önümüzde yeni bir dönem var. 40 milyon metrekarelik yeni genişleme alanı. Daha fazla yatırım. Daha fazla istihdam. Daha güçlü ihracat. Daha yüksek teknoloji. Daha fazla yabancı sermaye. Daha güçlü yerli yatırımcı. İşte benim özlediğim Adana budur. Bacaları tüten, çarkları dönen, gençleri çalışan, fabrikaları dünyaya mal satan bir Adana. Memleket isterim; Yerli yatırımcısı istihdama yelken açsın. Memleket isterim; Yabancı sermaye Adana’ya güvenip gelsin. Memleket isterim; AOSB’nin kapılarından her gün yeni bir yatırım hikâyesi doğsun. En çok da isterim ki; Adana’nın bereketli toprağından yükselen üretim gücü, sanayinin ateşiyle birleşsin. Çünkü biliyorum: Bir şehrin geleceğini en sağlam şekilde fabrikaların bacaları, işçilerin alın teri ve girişimcilerin cesareti yazar. Adana’nın kalemi de artık daha büyük yazmalı. Üretmeli, büyümeli, istihdam yaratmalı ve dünyaya açılmalı.
Ekleme Tarihi: 14 Ağustos 2026 -Cuma

Adana’nın üretim kalbi AOSB: Bacalar tütsün, istihdam büyüsün..!

Adana’nın ekonomisini konuşacaksak, söze tarımdan, sanayiden, ticaretten ve üretimden başlamamız gerekir. Çünkü bu şehir, tarih boyunca üretenlerin şehri olmuştur.

Bugün bu üretim ruhunun en güçlü adreslerinden biri de Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi.

53 yıllık birikimiyle AOSB artık yalnızca fabrikaların yan yana sıralandığı bir sanayi bölgesi değil; istihdamın, ihracatın, yatırımın ve Adana’nın ekonomik geleceğinin önemli merkezlerinden biri.

2 bin 227 hektarlık alanda faaliyet gösteren AOSB’de 498 firma, 532 işletme ve 41 bin 723 istihdam rakamı, aslında bize çok şey söylüyor. Bu rakamların her birinin arkasında bir aile, bir sofra, bir gelecek ve bir umut var.

İşte sanayinin asıl anlamı burada başlıyor. Hedef büyük, yol uzun.

AOSB’nin önümüzdeki beş yıl içinde 40 milyon metrekarelik yeni genişleme alanını devreye alarak Türkiye’nin en büyük organize sanayi bölgesi olma hedefi, Adana açısından yalnızca bir büyüklük yarışından ibaret görülmemeli.

Bu hedef, Adana’nın üretim kapasitesini artırma hedefidir.

Daha fazla fabrika.

Daha fazla yatırım.

Daha fazla ihracat.

Daha fazla nitelikli çalışan.

 

En önemlisi, daha fazla genç insanın geleceğini Adana’da kurabilmesi.

AOSB’nin bu hedefini son derece kıymetli buluyorum.

Fakat hedefin büyüklüğü kadar, o hedefe hangi yatırımlarla ve hangi sanayi vizyonuyla ulaşacağımız da önemli.

25 yabancı sermayeli firma yeter mi? AOSB’de 25 yabancı sermayeli firmanın bulunması önemli bir kazanımdır.

Ama bana göre yeterli değildir. Adana’nın yabancı yatırımcıya daha fazla kapı açması gerekir.

Çünkü yabancı yatırımcı yalnızca sermaye getirmez; beraberinde teknoloji, üretim kültürü, yeni pazarlar, yönetim tecrübesi ve ihracat bağlantıları da getirebilir.

Ancak burada çok önemli bir dengeyi unutmamalıyız: Adana, kendi yatırımcısını da büyütmelidir. Yerli sanayicinin önünü açmadan, yerli girişimciyi güçlendirmeden büyük sanayi ülkesi olunamaz.

Adanalı iş insanı yatırım yapacak.

Adanalı girişimci büyüyecek.

Adana’nın sermayesi yine Adana’da üretime dönüşecek.

Bu şehir yalnızca tüketen değil, ürettiğini dünyaya satan bir şehir olacak.

Ağır sanayi hamlesi şart.

Adana’nın sanayi geleceğini konuşurken ağır sanayi başlığını da masaya koymak zorundayız.

Katma değeri yüksek üretim yapan, teknoloji kullanan, enerji verimliliğini önceleyen ve uluslararası pazarlara ürün gönderen sanayi yatırımlarının önü daha fazla açılmalı.

Çünkü artık dünyada yalnızca fabrika kurmak yetmiyor. Teknoloji üreten fabrika kurmak gerekiyor.

Yüksek katma değerli ürün üretmek gerekiyor.

İhracat yapabilen, küresel rekabet gücüne sahip işletmeler oluşturmak gerekiyor.

Adana’nın sahip olduğu coğrafi konum, liman bağlantıları, tarımsal üretim gücü, enerji kaynaklarına yakınlığı, yetişmiş insan gücü ve girişimcilik kültürü bu konuda büyük bir avantajdır.

Bu avantajları bir araya getirebilirsek, AOSB yalnızca Türkiye’nin en büyük OSB’lerinden biri değil, Türkiye’nin sanayi lokomotiflerinden biri olabilir.

Bacalar tütsün ama gökyüzü de nefes alsın

Bir başka gerçeği de unutmayalım.

Benim özlediğim Adana’da fabrikaların bacaları tütsün.

Ama o bacalardan çıkan duman çevreyi zehirlemesin.

Çünkü çağdaş sanayi; üretim ile çevreyi karşı karşıya getiren değil, ikisini birlikte koruyan sanayidir.

Temiz üretim, yeşil enerji, geri dönüşüm, enerji verimliliği ve çevre teknolojileri artık bir tercih değil, dünyanın yeni sanayi düzeninin temel şartlarıdır.

Adana bu dönüşümü yakalarsa, büyürken çevresini de koruyabilir.

İş insanına çağrı: Sermayenizi üretime çevirin

Buradan Adanalı iş insanlarına da bir çağrım var:

Sermayenizi yalnızca taşınmazda değil, üretimde büyütün.

Yeni fabrika kurun.

Mevcut fabrikanızı büyütün.

Gençleri işe alın.

Meslek liseleriyle, üniversitelerle iş birliği yapın.

Ar-Ge’ye yatırım yapın.

İhracata yönelin.

Çünkü bir fabrika yalnızca sahibine kazandırmaz.

Bir fabrika; işçisine ekmek, esnafına hareket, nakliyecisine iş, mühendisine kariyer, çiftçisine pazar, devlete vergi ve şehre umut verir.

Üreten hiç kimseye zarar gelmez.

Tam tersine, üretim arttıkça şehir büyür.

Adana’nın geleceği üretimdedir

Ben Adana’nın geleceğini yalnızca yeni binalarda, yeni konutlarda veya yeni alışveriş merkezlerinde görmüyorum.

Ben Adana’nın geleceğini fabrikalarda, atölyelerde, teknoloji merkezlerinde, organize sanayi bölgelerinde ve gençlerin alın terinde görüyorum.

AOSB’nin 53 yıllık hikâyesi, aslında Adana’nın sanayi hafızasının da hikâyesidir.

Şimdi önümüzde yeni bir dönem var. 40 milyon metrekarelik yeni genişleme alanı.

Daha fazla yatırım.

Daha fazla istihdam.

Daha güçlü ihracat.

Daha yüksek teknoloji.

Daha fazla yabancı sermaye.

Daha güçlü yerli yatırımcı.

İşte benim özlediğim Adana budur.

Bacaları tüten, çarkları dönen, gençleri çalışan, fabrikaları dünyaya mal satan bir Adana.

Memleket isterim;

Yerli yatırımcısı istihdama yelken açsın.

Memleket isterim;

Yabancı sermaye Adana’ya güvenip gelsin.

Memleket isterim;

AOSB’nin kapılarından her gün yeni bir yatırım hikâyesi doğsun.

En çok da isterim ki;

Adana’nın bereketli toprağından yükselen üretim gücü, sanayinin ateşiyle birleşsin.

Çünkü biliyorum:

Bir şehrin geleceğini en sağlam şekilde fabrikaların bacaları, işçilerin alın teri ve girişimcilerin cesareti yazar.

Adana’nın kalemi de artık daha büyük yazmalı.

Üretmeli, büyümeli, istihdam yaratmalı ve dünyaya açılmalı.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve cukurovapress.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.