REMZİ YILDIRIM
Köşe Yazarı
REMZİ YILDIRIM
 

ÇUKUROVA'NIN ÇIĞLIĞI…

Bir zamanlar bu topraklara bahar önce inerdi. Toroslar'dan süzülen rüzgâr, portakal çiçeklerinin kokusunu alır, Seyhan'ın suyuna karıştırır, oradan Akdeniz'e ulaştırırdı. Martılar gökyüzünde türküler söyler, balıkçılar denize umut bırakır, çiftçiler toprağa bereket ekerdi. Şimdi ise rüzgârın taşıdığı koku değişti. Toprak plastik kokuyor. Deniz plastik kusuyor. Sahiller, insanlığın vicdanını sorgulayan sessiz bir mahkeme salonuna dönüştü. Çukurova, yalnızca Adana'nın değildir.Çukurova, bu ülkenin ekmeğidir. Bir avuç buğdaydır. Bir pamuk kozasıdır. Bir narenciye bahçesidir. Bir çocuğun yarın yiyeceği lokmadır. Bugün o bereketli toprakların üzerine plastikler seriliyor. Mavi Akdeniz'in kıyısında dalgalar artık yalnızca deniz kabuğu değil, pet şişe, poşet ve atık taşıyor. Denizin dili olsa, belki de ilk kez "Yeter!" diye haykıracak. Çünkü deniz yoruldu. Toprak yoruldu. Ağaç yoruldu. Kuşlar yoruldu. Peki ya biz? İnsan, yaşadığı yeri kirletirse aslında kendi geleceğini kirletir. Bir plastik parçası yalnızca doğada kaybolmuyor; balığın midesine, toprağın bağrına, soframızdaki ekmeğe ve içtiğimiz suya karışıyor. Bugün görmezden geldiğimiz her atık, yarın çocuklarımızın nefesinde karşımıza çıkacak. Çevre, miras değildir. Çevre, çocuklarımızdan ödünç aldığımız vatandır. Onu kirletmeye kimsenin hakkı yoktur.   Çukurova'nın toprağına plastik değil, umut yakışır. Akdeniz'in dalgalarına çöp değil, martılar yakışır. Bu bereketli ovaya duman değil, portakal çiçeğinin kokusu yakışır. Bugün susarsak yarın konuşacak ne bir deniz kalacak ne de gölgesine sığınacağımız bir ağaç. Çünkü doğa intikam almaz.Doğa, sadece hesabını keser. O hesabı ise en ağır şekilde gelecek nesiller öder. Gelin, henüz vakit varken Çukurova'nın çığlığını duyalım. Akdeniz'i plastikten, toprağı zehirden, çocuklarımızı ise sessiz bir geleceğin karanlığından birlikte kurtaralım. Çünkü vatan, yalnızca üzerinde yaşadığımız toprak değildir; soluduğumuz hava, içtiğimiz su ve bize emanet edilen doğadır. Bu emanete sahip çıkmak ise hepimizin ortak vicdan borcudur.
Ekleme Tarihi: 07 Ağustos 2026 -Cuma

ÇUKUROVA'NIN ÇIĞLIĞI…

Bir zamanlar bu topraklara bahar önce inerdi.

Toroslar'dan süzülen rüzgâr, portakal çiçeklerinin kokusunu alır, Seyhan'ın suyuna karıştırır, oradan Akdeniz'e ulaştırırdı. Martılar gökyüzünde türküler söyler, balıkçılar denize umut bırakır, çiftçiler toprağa bereket ekerdi.

Şimdi ise rüzgârın taşıdığı koku değişti.

Toprak plastik kokuyor.

Deniz plastik kusuyor.

Sahiller, insanlığın vicdanını sorgulayan sessiz bir mahkeme salonuna dönüştü.

Çukurova, yalnızca Adana'nın değildir.Çukurova, bu ülkenin ekmeğidir.

Bir avuç buğdaydır.

Bir pamuk kozasıdır.

Bir narenciye bahçesidir.

Bir çocuğun yarın yiyeceği lokmadır.

Bugün o bereketli toprakların üzerine plastikler seriliyor. Mavi Akdeniz'in kıyısında dalgalar artık yalnızca deniz kabuğu değil, pet şişe, poşet ve atık taşıyor. Denizin dili olsa, belki de ilk kez "Yeter!" diye haykıracak.

Çünkü deniz yoruldu.

Toprak yoruldu.

Ağaç yoruldu.

Kuşlar yoruldu.

Peki ya biz?

İnsan, yaşadığı yeri kirletirse aslında kendi geleceğini kirletir.

Bir plastik parçası yalnızca doğada kaybolmuyor; balığın midesine, toprağın bağrına, soframızdaki ekmeğe ve içtiğimiz suya karışıyor. Bugün görmezden geldiğimiz her atık, yarın çocuklarımızın nefesinde karşımıza çıkacak.

Çevre, miras değildir.

Çevre, çocuklarımızdan ödünç aldığımız vatandır.

Onu kirletmeye kimsenin hakkı yoktur.

 

Çukurova'nın toprağına plastik değil, umut yakışır.

Akdeniz'in dalgalarına çöp değil, martılar yakışır.

Bu bereketli ovaya duman değil, portakal çiçeğinin kokusu yakışır.

Bugün susarsak yarın konuşacak ne bir deniz kalacak ne de gölgesine sığınacağımız bir ağaç.

Çünkü doğa intikam almaz.Doğa, sadece hesabını keser.

O hesabı ise en ağır şekilde gelecek nesiller öder.

Gelin, henüz vakit varken Çukurova'nın çığlığını duyalım.

Akdeniz'i plastikten, toprağı zehirden, çocuklarımızı ise sessiz bir geleceğin karanlığından birlikte kurtaralım.

Çünkü vatan, yalnızca üzerinde yaşadığımız toprak değildir; soluduğumuz hava, içtiğimiz su ve bize emanet edilen doğadır. Bu emanete sahip çıkmak ise hepimizin ortak vicdan borcudur.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve cukurovapress.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.