Bugün, “gözümün nuru, onun için dünyayı yakarım, benim çocuğum çok özel” gibi…gibi… İçi boş sözler sarf edip, en çok kötülüğü yaptığınız evlatlarımız için tekrar yazmak istedim.
Özellikle son 15 yıldır oluşan ebeveyn profili beni gerçekten korkutmaya başladı. Gelecek nesillerin nasıl bir yaşam profili çizecekleri, iyi insan, vatana millete hayırlı evlatlar nasıl olacakları, bu beni endişelendirmeye başladı. Zira bir toplumun, gelişimi geleceği yetiştirdiğimiz nesillerimize bağlı. Ancak anlatmaktan, yazmaktan ileri gidememek, beni bir hayli üzüyor. Şimdilerde çeşitli adlarla ebeveyn profilleri oluşmaya başladı.
Duymuşsunuzdur; Helikopter, dron, kaplan, serbest, endişeli, kararsız gibi çeşitli adlarla anılmaya başlanan bu ebeveyn çeşitlerinin aslında tek ortak yanları, çocuklarıyla ilgileniyormuş gibi yapmaları. Çünkü ilgi emek ister, yürek ister.
Şunu bir kez daha anlıyorum ki yeni nesil ebeveynler, siz ne kadar yaşanmışlıkları, bilimi, dönütleri somut bir şekilde anlatsanız da yine bildiğini okuyor ve eğitime kapalı…Nedenini çok düşündüm. Neden, bu genç ebeveynler yanlışlarla dolu olsa da evladını uçuruma sürüklemekten çekinmiyor. Aslında nedeni çok basit… Nasıl ki yanlış kararlarımızdan, yıllardır darboğazdan çıkamadığımız ve gün gün yok edildiğimiz yöneticilerimizi biz seçip faturasını gençlere kestiysek…Biz 70 sonrası ebeveynler evlatlarımızı yanlış yetiştirdiğimiz için, onlar da ne yükü kaldırabiliyor ne de aslında bir ailenin sorumluluğunu alabiliyor. Zira, biz, “aman kızım, oğlum okusun, varsın odasını da toplarım, yemeğini de önüne getiririm, o istiyorsa param yoksa da yaratırım, çocuğumun boynu bükük kalmasın” diyen değil miyiz?
E… aslında yaşanan sonuçlara da şaşırmamak lazım. Şimdi karşımız da iş beğenmeyen, bulduğu işi de söylene söylene yapan, evde iki iş yapınca sanki dünyanın yükünü taşıdığını sanan, maddi - manevi ilk sıkıntıda depresyona giren, es kaza çocuk yaptığında da tahammülü olmadığı için sussun diye gelişi güzel çocuk yetiştiren, çocuğunun sorumluluğunu aklamaktan kaçındığı için çevreye iyi ebeveyn “miş” gibi yapma adına, türlü türlü davranışlar gösteren ve iki kitap okuduğu için ukalalığın zirvesine çıkan, bu nedenle de ömrünü bu işe vermiş eğitimcilerden çok daha iyi bildiğini iddia eden bir nesil yetiştirdik, aslında suçlu biziz… Elma ağacından portakal çıkar mı?
1993-1994 yıllarından bu yana bu mesleği icra etmekteyim, ancak hiç bu kadar çocuğuna düşkünmüş gibi yapıp, aslında yokmuşlar gibi davranan ebeveyn kitlesiyle çalışmadım. Sabah kafaları eğik ellerinde telefon, akşam kafaları eğik ellerinde telefon. Günaydın, iyi akşamlar hal hatır sormak hak getire… Daha önceleri çok garipsiyordum ancak anladım ki benim garipsediğim onların normali. Alıştım mı, elbette ki hala alışamadım. Çünkü bu kitlenin çocuklarına değerleri, sosyal becerileri öğretmeye çalışmak, bazen uzayda sesimi duyurmak için uğraşmaya benziyor.
Çocukları teknolojik aletlerden uzak tutun bakın dönütler hep olumsuz diyorum, çocuğun odasını 8-9 aydan sonra ayırın psikolojik gelişimsel sıkıntılar çoğalıyor falliklik dönemleri yoğun ve uzun oluyor, ayrıca sizde gördüklerini burada uyguluyor diyorum, çocuğunuzun her davranışını anlamayın, bırakın söylemeye çalışsın dil gelişimi o yüzden gecikiyor diyorum, ağlayarak isteklerini yaptırmaya çalıştığında yapmayın, sabırlı olun yoksa ileri de mutsuz, doyumsuz evladınız olur diyorum, 2 yaşından sonra altı bağlı, emzikli ya da anne sütü vermeye devam ederseniz çocuğunuz büyümeyi reddeder ve istendik gelişimi göstermez diyorum, çocuğunuza hemen çözüm üretip yardım etmeyin bırakın denesin ve o çözümü bulsun diyorum… diyorum… ama kime diyorum…
Hala aynı odada yatmak, hala yemek seçmesine izin vermek, hala telefon karşısında yemek yedirmek, hala saatlerce ekrana maruz kalmalarına izin vermek ve hala her isteklerini yerine getirip bedel ödetmemek… Eğer bunlar iyi davranışlar olsaydı. Disleksi, hiperaktivite, çocukluk otizmi, gelişim geriliği, öfke kontrol bozukluğu, davranış bozuklukları bu kadar çoğalmaz. Okuma yazmayı tam öğrenemeden çocuk üst sınıflara geçmezdi…
Şimdi de sorguluyoruz; neden zorbalık çoğaldı, neden insanlar birbirini öldürüyor, neden narkotik suçlar bu derece yaygınlaştı, neden sormayan-sorgulamayan, dünyadan bi haber gençlik var, neden üniversite sınavlarında sonuçlar vahim durumda, neden gençler evlendikleri gibi boşanıyorlar, neden fakültelerden mezun çocuklar iki lafı bir araya getirecek durumda değil…
Neden… Neden aslında çok basit biz özellikle 0-2 yaş aralığının ne derece önemli olduğunu hala fark etmemiş ve erken çocukluk döneminin bir insan hayatında ne derece önem taşıdığının bilincine varamamış, yarattığımız bir neslin çocukları için acı çekiyoruz.
Çocuk büyütmek bu kadar zor, yük olmamalı, zaten değil de… Sadece çocuk yetiştirmek geleceğini doğru şekillendirmek, yürek ister, emek ister, sabır ister…
Siz evlatlarınızı hiç mi sevmiyorsunuz?
Şimdilik her zaman olduğu gibi hoşça kalın, akıl ve beden sağlığınızı korumaya çalışın!
