Alevi kadınlara yönelik saldırılara tepki
Alevi kadınlara yönelik saldırılara tepki
Alevi kadınlara yönelik kaçırma, zorla alıkoyma, istismar, şiddet iddialarına dikkat çekmek amacıyla kitlesel bir basın açıklaması gerçekleştirildi.
Adana’da, Suriye’de özellikle Alevi kadınlara yönelik kaçırma, zorla alıkoyma ve cinsel şiddet iddialarına dikkat çekmek amacıyla kitlesel bir basın açıklaması gerçekleştirildi. “Batoul Suleiman Alloush Nerede?” çağrısıyla düzenlenen açıklamada, Batoul Suleiman Alloush’un serbest bırakılması ve ailesine teslim edilmesi talep edildi.
Basın açıklaması, 21 Mayıs 2026 Perşembe günü Akkapı Şeyh Cemil Nardalı Konağı önünde yapıldı. Açıklamayı, Gültekin Cavlak okudu. Açıklamaya, Yakup Ataş, Mikdat Öztürk, DEM Parti, Arap Alevi Meclisleri, Mor Dayanışma ve Cumhuriyet Halk Partisi temsilcileri ile çok sayıda yurttaş katıldı.
“Alevi kadınlara yönelik saldırılar sistematik hale geldi”
Basın açıklamasında, Suriye’de Alevi kadınlara yönelik kaçırma, fidye amacıyla alıkoyma, zorla evlendirme ve cinsel şiddet iddialarının giderek arttığı belirtildi. Açıklamada, kadınların insanlık dışı uygulamalara maruz bırakıldığına dair çok sayıda rapor bulunduğu ifade edilerek, uluslararası toplumun sessiz kalmaması çağrısı yapıldı.
Açıklamada, Suriye’de yönetimi elinde bulunduran Heyet Tahrir el-Şam’ın sivillerin güvenliğini sağlamakla yükümlü olduğu belirtilerek, radikal silahlı grupların engellenmemesi ve saldırıların önüne geçilmemesinin yönetimi bu suçların ortağı haline getirdiği savunuldu.
“Kadınlara yönelik zulüm İslam adına savunulamaz”
Metinde, bazı selefi yapılar ve din adamlarının kadınlara yönelik baskı ve şiddeti dini söylemlerle meşrulaştırmaya çalıştığı ifade edilerek buna sert tepki gösterildi. Açıklamada, İslam dininin adalet, merhamet ve insan onurunu esas aldığı vurgulandı.
Hz. Muhammed’in cahiliye döneminde kadınlara yönelik zulmü ortadan kaldırmayı hedeflediği belirtilen açıklamada, insanların aşağılanmasının, alınıp satılmasının ve baskı altında tutulmasının İslam ile bağdaşmadığı kaydedildi.
Açıklamada ayrıca, Gazze’de yaşanan katliamlar ve Filistin halkının maruz kaldığı saldırılar karşısında sessiz kalan bazı selefi grupların tutumunun da vicdan sahibi insanların dikkatinden kaçmadığı ifade edildi.
“Özgürlük adı altında baskı meşrulaştırılamaz”
Batoul Suleiman Alloush’un kendi iradesiyle hareket ettiğine yönelik iddiaların gerçeği yansıtmadığı savunulan açıklamada, üniversite eğitimi alan ve reşit yaşta bir birey olan Alloush’un özgür bir ortamda kararlarını kamuoyuna açıklayabilecek yetkinlikte olduğu belirtildi.
Ailesinden alınan bilgilere göre Batoul’un, HTŞ kontrolündeki bölgede “kız evi” ya da “kız okulu” adı verilen bir yerde tutulduğu öne sürüldü.
Açıklamada şu değerlendirmeye yer verildi:
“Kadınların kaçırılmasını, baskı altında tutulmasını veya korku ortamında yönlendirilmesini ‘özgürlük’ söylemiyle meşrulaştırmak ne vicdanla ne de İslam’la bağdaşır. Gerçek özgürlük; insanın can güvenliğinin, iradesinin, onurunun ve temel haklarının korunmasıdır.”
Uluslararası kurumlara çağrı
Basın açıklamasında başta Birleşmiş Milletler olmak üzere uluslararası insan hakları kuruluşlarına, kadın örgütlerine ve kamuoyuna çağrıda bulunuldu.
Suriye’de Alevi toplumunun ağır baskı ve saldırılarla karşı karşıya olduğu belirtilen açıklamada, özellikle Alevi kadınların kaçırıldığı, zorla selefi anlayışın dayatıldığı, özgürlüklerinin kısıtlandığı ve cinsel şiddete maruz bırakıldığı yönündeki iddiaların bağımsız kurumlar tarafından araştırılması istendi.
Talepler sıralandı
Açıklamada öne çıkan talepler şöyle sıralandı:
Batoul Suleiman Alloush’un derhal serbest bırakılması ve ailesine teslim edilmesi,
HTŞ kontrolündeki bölgelerde başta Alevi kadınlar olmak üzere tüm kadınlara yönelik baskı ve şiddetin sona erdirilmesi,
Kaçırma, tehdit, zorla alıkoyma ve cinsel şiddet iddialarına ilişkin etkili soruşturmalar yürütülmesi,
Uluslararası toplumun sivillerin korunması için somut adımlar atması, Alevilere ve diğer azınlıklara yönelik saldırıları araştırmak amacıyla bağımsız uluslararası inceleme heyeti oluşturulması.
“Sessizlik zulmü büyütür”
Açıklamanın sonunda, kadınların korku altında yaşadığı, insanların kimlikleri ve inançları nedeniyle hedef alındığı bir düzenin ne insan haklarıyla ne de dinin temel ahlaki değerleriyle bağdaşacağı ifade edildi. Katılımcılar, “Betul Suleyman Alluş özgür bırakılsın”, “Kadınlara yönelik şiddete son” sloganlarıyla dayanışma çağrısı yaptı. Açıklamada, “Sessizlik zulmü büyütür; dayanışma ise insanlığı yaşatır” denildi
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
