Instagram paylaşımını çoğu zaman beğenir, geçeriz.
Benim için bu defa öyle olmadı…
Ozan Ceyhun, babasının adını taşıyan bulvarda verdiği bir pozla şunu söylüyordu:
“Adana’da babamın adını taşıyan bir yol görmek, tarif edilemez bir gurur ve büyük bir mutluluk…”
Demirtaş Ceyhun’un oğlu olan Ceyhun’un bu cümlesi sadece bir gurur ifadesi değil…
Daha derin bir şeyi hatırlatıyor bize:
Adana’nın yeterince değerlendiremediği bir zenginliğini.
Yılmaz Güney Bulvarı ile Demirtaş Ceyhun Bulvarının kesiştiği noktada edebiyat ve sinema buluşuyor hasret gideriyor!
Düşünsenize navigasyona yol tarifi giriyorsunuz karşınıza edebiyatımıza ve sinemamıza damga vurmuş isimler çıkıyor. Böyle bir zenginlik başka bir yerde var mı, bilmiyorum.
Ama bildiğim bir şey var:
Sadece isimlerini saysak, Adana’yı iki kez dolaşırız.
Adana fakirlikten nasıl mı çıkar?
Tabii ki zenginliğinin farkına vararak.
Adanalı olmak bilinci belki de bu kavşaktan geçiyor…
Bu kimliği başka kavşaklara, bulvarlara, meydanlara da taşımak gerekiyor.
Zıkkımın Kökü Bulvar gibi,
Kulağa hoş geliyor, değil mi?
Bekçi Murtaza Caddesi
Bu şehirde edebiyatçılar kadar kitap isimleri de var. Dahası o kitapların kahramanları da en az yazarları kadar meşhur.
Zaman değişiyor. Yeni kuşak (Android-IOS kuşağı) artık farklı alanlara yöneliyor. Onların ilgisini sokağa, yaşadığı mekâna çekebiliriz. Aynı zamanda “kim bu isimler?” sorusunu sordurabiliriz.
Duydukça merak ederler, okurlar, izlerler, dinlerler… Başka nasıl yakalayacağız çocuklarımızı?
Mesela Orhan Kemal’in Bekçi Murtaza’ının adını, bizzat çalıştığı ve zamanında fabrika olan Adana Müze kompleksi önündeki caddeye vermemek büyük bir eksikliktir.
Bu sadece bir isim önerisi değil… bir hafıza meselesidir.
Mesele isim vermek değil; o isimleri yaşatmak.
Bir caddeye, bir meydana, bir durağa verilen isim sadece bir tabela değildir.
O şehrin kendine tuttuğu aynadır.
Sonra ne olur biliyor musunuz?
Çocuklar o isimleri merak eder.
Gençler sorar.
Ve şehir kendini anlatmaya başlar.
Adana işte o zaman gerçekten zenginleşir.
Bulvarlar, Caddeler: Adana’yı Geleceğe Taşıyor
Adana, isimlerin geçtiği bir şehir değil; isimlerin yaşadığı bir şehir olmalı.
Sadece bir caddeye isim vermek yeterli olmuyor.
Bir tabeladan fazlasına ihtiyacımız var.
Küçük bir hikâye, küçük bir bilgi, küçük bir hatırlatma…
Ama etkisi büyük bir kültür.
Çünkü şehirler sadece yollarıyla değil, hatırlayarak ve öğrenerek büyür.
Adana buna en uygun şehirlerden biridir.
Bu şehirde hikâye bitmez, isimlerin anlamı vardır, kahramanı çoktur.
Eksik olan şey sadece onları görünür kılmaktır.
En önemlisi de Adana kendini anlatmaya başladığında, çocuklarımız da şehrine sahip çıkmaya başlayacaktır.
“Son olarak, Demirtaş Ceyhun ve Yılmaz Güney’in adını taşıyan bu bulvarların, isimlerine yakışır şekilde düzenlenerek Adanalının hizmetine sunulması gerekiyor.”
