Geçtiğimiz yıllarda hizmete giren Adana Şehir Hastanesine gidip de şikayetçi olmayan kimse yok. Neden mi? Anlatayım. Önce hastane hakkında bilgi vereyim. 553. 000 m2 kapalı alan, 1650 yatak kapasiteli 5000 personel, 700 hekimin hizmet vermeye çalıştığı büyük bir kampüs.
Ana kapıdan büyük insan kalabalığı ile giriyorsunuz. İki kademeli bir holde önce etrafınıza bakıp duruyorsunuz gideceğim yere nasıl ulaşırım diye. Ortalıkta dolaşan bir kaç görevliden birine soruyorsunuz, o da size "sağa dönün, koridoru takip edin, tekrar sola dönünün, orda asansörler var, binin üçüncü kata çıkın" diyor. Dediği gibi giderken bakıyorsunuz sağda bir hol , kafeler, büfeler, çiçek ve hediyelik eşya satan mağazalar karşınıza çıkıyor. Yanlış geldim galiba diyerek bir görevli daha bulup tekrar soruyorsunuz o da , başka bir tarifle sizi gönderiyor, sonuçta araya sora buluyorsunuz varacağınız yeri. Tabii dönüşte yine aynı çile. Tekrar tekrar gidip gelseniz dahi her sefer de aynı sıkıntıları yaşıyorsunuz.
Geçen yıl eşim ameliyat olmuş ve bir kaç kez gitmiş gelmiştim. Mimar olduğum halde hem giderken hem gelirken görevliye sormadan işin içinden çıkamıyordum. İnsanları gideceği yere yönlendirmek yerine, onların önüne butikler, kafeler, bir şeyler satacak yerler çıkarıyorlar, yani oraya gelen insanları müşteri gözü ile görüyorlar. Katlarda merdiven göremiyorsunuz. Yangın merdiveni çıkışı da keza bir yerlere saklanmış. Maazallah bir yangın çıksa insanların kurtuluş şansı yok
Otopark ayrı bir çile. 5000 personel , 700 hekim, tahminen günde 10.000 insan ya hasta yakını, ya muayene için gelen insanlar araçları ile geliyor, yer bulmak ayrı bir dert. Bu insan yoğunluğu, düşünülmeden çok yetersiz park yeri yapılmış. Oysa katlı otoparkla bu sorun çözülebilirdi. Dünyanın hiç bir yerinde 400-500 yataklı hastaneden büyük sağlık tesisi yapılmaz. İnsanları bir noktaya odaklamak yerine, kentin değişik yerlerine 300-400 yataklı hastaneler yapmak daha akılcı bir çözüm olurdu. İnsanlar daha iyi ve kolay sağlık hizmeti alabilirlerdi.
Adana Numune Hastanesi boşaltıldı, bomboş duruyor, orada ebe hemşire okulu ve yatakhanesi vardı, boşaltıldı. Hekim evi vardı, boşaltıldı. Bu yapılar iki deprem geçirdiği halde sapasağlam duruyorlar. Neden boşaltıldı, anlamak mümkün değil. Eskiden Devlet Planlama Teşkilatı vardı. Önce fizibilite raporları hazırlanır, bir tesis rantable görülürse, en ekonomik ve ihtiyaca en uygun şekilde yapılır, ülke kaynakları çarçur edilmezdi.
Bugün kalkınmış ülkeler bu yolu izlemişlerdir. Bu ülkeler arasında, Finlandiya örnek olarak gösterilebilir. " BEYAZ ZAMBAKLAR ÜLKESİ " kitabını okursanız görürsünüz. Atatürk bu kitabın bütün okullarda okunmasını tavsiye etmiştir.
Bir gün bizim de doğru yolu bulmamız dileği ile.
