Türkiye gündemini takip etmek için artık televizyon, gazete ya da sosyal medyaya gerek yok. Bir sabah uyanıp perdeyi aralamanız yeterli. Bayrak var mı yerinde? Çocuk okula gitti mi sağ salim? Cüzdan hâlâ boş mu? Evet… Gündem yerli yerinde.
Türk bayrağı bu ülkede sadece direğe çekilen bir kumaş değildir; düğünde omuzda, cenazede tabutta, maçta tribünde, kriz anında ise kalbimizin üstündedir. Ama gel gör ki son zamanlarda bayrak da bizim gibi biraz yorgun. Herkes sahipleniyor, kimse korumuyor. Bayrağa uzanan el aslında bir kumaşa değil, ortak akla uzanıyor ama biz yine de “provokasyon” deyip yeni gündemlere yelken açıyoruz. Çünkü bu ülkede çabucak unutmaya alışkınız.
Eğitim sistemine gelince… Orası tam bir bilim kurgu alanı. Aynı çocuk bir yıl içinde üç müfredat, iki sınav sistemi, bir de “aslında bu yıl sayılmıyor” cümlesiyle büyüyor. Öğrenci mi denek mi belli değil. Veliler WhatsApp gruplarında, öğretmenler yönetmeliklerde, çocuklar ise tahtanın karşısında kaybolmuş durumda. Ama umutluyuz; çünkü her reform bir öncekini aratıyor, bu da bir istikrar sayılır.
Emeklilerimiz ise ülkenin en dayanıklı insanları. Asgari ücretle değil, asgari hayallerle yaşamayı başardılar. Pazara fileyle girip poşetle çıkabilen nadir kahramanlar onlar. Etle araları bozuk, meyveyle mesafeli, torun sevgisiyle tok geziyorlar. Ekonomik krizi rakamlarla değil, “bu ay da idare ederiz” cümlesiyle ölçüyorlar. Ki bu cümle artık milli bir değer.
Ve çocuklar… Eskiden misket oynayan, dizini yaralayan, annesinden azar işiten çocuklar vardı. Şimdi haber bültenlerinde birbirini yaralayan, hatta öldüren çocuklar var. Burada durup düşünmek gerekiyor ama biz düşünmeyi de hızlı tüketiyoruz. “Aile”, “internet”, “okul” deyip suçu paylaştırıyoruz, sonra vicdanımızı rahatlatıp bir sonraki habere geçiyoruz. Çünkü yüzleşmek ağır geliyor… Çünkü toplum olarak köklü bir değişim sarmalının içinde olduğumuzu fark etmek istemiyoruz… Çünkü yüzleşeceğimiz gerçekle başa çıkamayacağımızı biliyoruz… Çünkü her karışında şehit kanı olan vatanımızın akıbetinden endişeli… Kafamızı kuma gömmeye razı geliyoruz…
Sonuç olarak Türkiye’de her şey yerli yerinde:
Bayrak hassas ama yalnız,
Eğitim sürekli değişiyor ama gelişmiyor,
Emekli sabırlı ama yoksul,
Çocuklar ise bizden daha hızlı büyüyor… Ve daha erken kırılıyor.
Biz yine de gülüyoruz. Çünkü bu ülkede mizah, hayatta kalma refleksi. Gülmezsek ağlayacağız, ağlarsak gündem değişmeyecek. O yüzden gülümseyerek soralım:
“Bugün hangi sorunu yarına bırakalım?”
Şimdilik her zaman olduğu gibi hoşça kalın, akıl ve beden sağlığınızı korumaya çalışın!
