(Uzman Öğretici/ Yazar)
AİLE AKADEMİSİ
Erken çocukluk dönemi, insan yaşamının en kritik yapı taşlarının atıldığı dönemdir. Bu dönemde çocuk yalnızca konuşmayı, yürümeyi ya da oyun oynamayı öğrenmez; aynı zamanda davranış geliştirmeyi, duygu yönetimini, sınır koymayı ve sosyal ilişkiler kurmayı da öğrenir. Ancak birçok aile için asıl mesele davranışı öğretmek değil, o davranışın kalıcı hâle gelmesini sağlamaktır. Çünkü bir davranışın birkaç gün uygulanması değil, çocuğun karakterinin bir parçası hâline dönüşmesi önemlidir.
Davranışta kalıcılık, tekrar eden ve içselleştirilen öğrenmelerle oluşur. Çocuklar söylenenden çok gördüğünü öğrenir. Bu nedenle erken çocuklukta verilen her mesajın en güçlü öğretmeni ebeveynin ve öğretmenin davranışıdır. “Teşekkür etmelisin” diyen bir yetişkinin kendi günlük yaşamında teşekkür etmeyi kullanmaması, çocuk için davranışın önemini azaltır. Çocuk, yetişkinin söylediklerinden önce yaşam biçimini örnek alır. Davranışın kalıcı olabilmesi için en önemli unsurlardan biri tutarlılıktır. Bir gün izin verilen bir davranışın ertesi gün cezalandırılması, çocukta kafa karışıklığı oluşturur. Özellikle sınırlar konusunda kararlı ve net bir yaklaşım sergilenmelidir. Tutarlı yaklaşım, çocuğun güven duygusunu güçlendirirken davranışın oturmasını da kolaylaştırır.
Olumlu davranışların fark edilmesi ve pekiştirilmesi de davranışta kalıcılığı artırır. Çocuk yaptığı olumlu davranışın görüldüğünü hissettiğinde, o davranışı tekrar etme eğilimi gösterir. Burada önemli olan yalnızca ödül vermek değil, davranışı anlamlandırmaktır. “Oyuncaklarını toplaman çok sorumluluk sahibi bir davranıştı” gibi açıklayıcı geri bildirimler, çocuğun davranış ile sonuç arasındaki bağı kurmasını sağlar.
Davranış eğitimi yalnızca kurallar üzerinden ilerlememelidir. Çocuk davranışın neden gerekli olduğunu anlayabildiğinde, iç denetim gelişmeye başlar. Empati, paylaşma, sıra bekleme ya da özür dileme gibi sosyal davranışlar, sadece ezberletildiğinde değil; yaşantı içerisinde deneyimlendiğinde kalıcı olur. Bu nedenle oyun, drama çalışmaları, hikâyeler ve günlük yaşam deneyimleri davranış eğitiminde oldukça değerlidir. Erken çocuklukta davranışta kalıcılığı sağlayan bir diğer önemli unsur ise duygusal bağdır. Kendini güvende hisseden, sevildiğini bilen ve duyguları kabul edilen çocuk, olumlu davranışları daha kolay geliştirir. Sürekli eleştirilen ya da baskı altında büyüyen çocuklarda ise davranış çoğu zaman korkuya dayalı gelişir ve kalıcı olmaz.
Unutulmamalıdır ki çocuk eğitimi kısa süreli sonuçlar almak değil, uzun vadeli karakter inşa etmektir. Davranışın kalıcı olması için sabır, tekrar, sevgi ve tutarlılık gerekir. Çünkü çocuklar söylenenleri değil, yaşatılanları hayatlarına taşırlar.
