Adana’nın sıcağı yüzünü yavaştan yavaşa göstermeye başladı. İnsanlar aşırı nemden, zaten nemrut yüzle gezerken, hepten suratsız olup çıktı. Hoş… Belki de ilk defa ara mevsimleri yaşayan memleketim de ilkbaharı görmek ayrıcalık olsa gerek... Zira biz de iki mevsim olur, yaz ve kış, heveslenip aldığımız baharlıklar gardırop da hiç eskimeden, öylece masum giyileceği günü bekler. Anlayacağınız bu durumdan, onlar bizden daha memnun…
Gündem, öyle siyasetle dolu dolu ki insanların ne halde olduğunu fark eden yok ya da zaten dolu dolu olsun ki insanlar kendini hiç fark etmesin, diye bilinçli yapılan bir eylemin içindeyiz.
Eğer sağlık sorunumuz yoksa aldığımız nefesin, yüzümüze vuran sıcak güneşin ve hatta “yav Adana yine Adanalığını gösterdi”, serzenişinin bile ne kadar kıymetli olduğunun bilincinde bile değiliz…
Peki, Neden?
Aslında neden çok basit, biz ne kadar yaşamımızın kıymetini bilsek de etrafımızda olanlar ve bize de yapılan haksızlıklar, hepimizin yaşam enerjilerini sömürmeye devam ediyor. Çünkü biz insanız ve olan bitenler hepimizi geriyor, öfke artık saklanmaktan vazgeçmiş durumda. Ben, benim sorunum değil, diyemiyorum, bana ne, herkesin derdi kendine deyip de çekilemiyorum çünkü bir toplumda dertler varsa bu sonuçta mutlaka derdi olmadığını düşünene de sirayet eder.
Sosyal devlet, sosyal belediyecilik… Ne güzel bir olgu değil mi? Eğer gerçekten de öyleyse?
Benim kimseyle bir işim olmaz, ne tanışığım vardır ne de dayım. Yazı yazdığım gazete yetkililerini bile doğru düzgün tanımam, “bana yaz” derler yazarım hepsi bu…O yüzden lütfen siyasi olarak görmeyin, algılamayın bu yazımı.
Sosyal devlet, bir kadınla iki çocuğuna nasıl çare bulamaz? Sosyal devlet, çiftçilik yapmaya çalışan ve üzerine hukukçu olan bir kadını nasıl eşkıyalardan koruyamaz? Sosyal devlette aç açıkta kimsesiz insan olur mu? İlaca ulaşamayan, emekli dahi olsa sağlık probleminden kırk yere para ödetilen olur mu? Siz söyleyin, ya sosyal belediyecilikte? İhtiyacı olan aileler yerine, üst düzey yöneticileri için kreşler açılır mı? Sosyal belediyecilikte, sana vergi ödeyen özel sektöre set çekilir mi?
Vallahi de Billahi de hepiniz biliyorsunuz ki hepsi bir bir oluyor. Çocuklarına bakamayan ana, her yerden yardım istese de kısa çözümler sonucu evlatlarını yetiştirme yurduna bırakmak zorunda kalıyor. Atadan kalan tarlasını sürmeye çalışan, genç bir hukukçuyu ki her mercie başvursa da eşkıyaların zulmüne engel olamıyor ve onu koruyamıyor. Emekli aylığından hastane, ilaç paraları çatır çatır kesiliyor, bizzat ben yaşıyorum iyi ki hala mesleğime devam ediyorum. Allah emekli maaşıyla geçinmeye çalışanlara yardım etsin.
Ya belediyelerin açtığı kreşlere ne denmeli? Yıllardır her çocuğun eğitim hakkı vardır, diyerek belki de ulaşılabilir olması için en düşük ücreti almaya çalışan benim bile, artık, zenginlerin bu kreşlere gitmeleri kanıma dokunuyor. Biliyor musunuz, bu kreşler beni ticari olarak hiç etkilemedi, ancak bu doğru değil, kimse ihtiyacı olan ailelerin hakkını yiyemez, desem de… Çatır çatır yiyorlar üzerine de soğuk bir bardak sularını içiyorlar.
Birde anlamadığım narkotik baskınlar, hele onu hiç kavrayamadım. Yahu kardeşim kullananı değil, satanı bulmak değil mi, doğru olan. Satarsan kullananı da bol olur.
Peki, söyleyin şimdi neremiz doğru?
Kadınlarımızı, çocuklarımızı, hayvanlarımızı, emeklilerimizi, fakir fukaralarımızı koruyamazken, kanunlar eşkıyalıkların önünü kesemezken, kendi halinde vergisini ödeyen, yıllardır belki de en büyük ceza, trafik cezası olan bizim, yüzümüz nasıl güler ve neden doğru başlayan her şey eğilip bükülüp yüzümüze gözümüze bulaştırılır. Eğitim- öğretimin geldiği noktayı söylemiyorum bile…
Aldılar elimizden her şeyimizi…
Bir gıdım huzurumuz vardı, yok oldu…
Azıcık espri yeteneğimiz vardı, boğazımıza düğümlendi…
Kardeş, kardeşin gözünü oyar oldu…
Düşene okkalı tekmeyi de en yakınında ki vurur oldu…
Her gün birileri gözaltına alınırken, her dakika can güvenliğinin olmadığını medyadan takip ederken, bulmuyor muyuz? Kendimizi…
Yahu... Toplaştığımızda zararsız birbirimizi çekiştirmelerimizi bile elimizden aldınız…
Düşünün bir araya geldiğiniz de konularınız ne oluyor?
Kısacası, bizi bizden çoktan aldınız da etraf da posalarımız dolaşır oldu.
Haydi! Şimdi eski Türkiye yeni Türkiye yurttaşları…
Her zaman olduğu gibi hoşça kalın, akıl ve beden sağlığınızı korumaya çalışın!
