ÇAĞKAN İNAN
Köşe Yazarı
ÇAĞKAN İNAN
 

İhanet ve hainlik

Hainler! Ne de çok duymaya başladık son zamanlarda bu sözü. Yaşamımızın ayrılmaz bir parçası oldu adeta. Hain sözünü duymadan güne başlayamıyoruz, yiyemiyoruz, içemiyoruz, eğlenemiyoruz. Hain sözcüğünün toplumsal belleğe bu kadar kazınmaya çalışıldığı başka bir dönem yaşanmış mıdır bilinmez ama bu aralar pek bir kullanışlı. Kendi fikir ve düşüncelerimizi eleştiri süzgecinden geçirmeden bir onaylatma mekanizmasına dönüşmüş durumda hain sözcüğünün kendisi, hainin kim olduğundan bağımsız olarak. Üstelik hainliği ete kemiğe büründürmek bu kadar kolayken; bir düşüncenin, eylemin ahlaki doğruluğunu sorgulamak hak getire. "İhanet, yalnızca bir kişinin sırtına saplanan bir bıçak değil; tüm insanlığın göğsünde açılmış zamansız bir yaradır. "İhanet" dediğimiz şey, basit bir hata değildir aslında. Bu kelime, insanın en savunmasız kaldığı anda aldığı en ağır yarayı tarif eder. Çünkü ihanet, güvenin tam kalbine saplanan bir hançerdir. Güven, elle tutulmaz, gözle görülmez ama iki insan arasında kurulmuş en güçlü bağdır. Sanki görünmez bir köprü gibi; ama bir kere inşa edildi mi, dağları bile yerinden oynatabilir. İşte bu yüzden, ihanet çoğu zaman en fazla güvendiğimiz kişiden gelir. Çünkü o kişiye karşı tüm kalkanlarımızı çoktan indirmişizdir. Antik Yunan düşünürlerinden Epiktetos’un bir sözü vardır: “Kime değer verirsen, ona kendini rehin bırakırsın.” Bu, kulağa çok sert gelebilir ama aslında çok tanıdık bir duygudur. Sevdiğimiz, inandığımız, değer verdiğimiz biriyle aramızda bir bağ kurarız; bir nevi ona kendimizi emanet ederiz. Ve işte ihanet, tam da bu teslimiyetin üzerine çöken kara bir gölge gibi gelir.  
Ekleme Tarihi: 05 Şubat 2026 -Perşembe

İhanet ve hainlik

Hainler! Ne de çok duymaya başladık son zamanlarda bu sözü. Yaşamımızın ayrılmaz bir parçası oldu adeta.

Hain sözünü duymadan güne başlayamıyoruz, yiyemiyoruz, içemiyoruz, eğlenemiyoruz.

Hain sözcüğünün toplumsal belleğe bu kadar kazınmaya çalışıldığı başka bir dönem yaşanmış mıdır bilinmez ama bu aralar pek bir kullanışlı.

Kendi fikir ve düşüncelerimizi eleştiri süzgecinden geçirmeden bir onaylatma mekanizmasına dönüşmüş durumda hain sözcüğünün kendisi, hainin kim olduğundan bağımsız olarak.

Üstelik hainliği ete kemiğe büründürmek bu kadar kolayken; bir düşüncenin, eylemin ahlaki doğruluğunu sorgulamak hak getire.

"İhanet, yalnızca bir kişinin sırtına saplanan bir bıçak değil; tüm insanlığın göğsünde açılmış zamansız bir yaradır. "İhanet" dediğimiz şey, basit bir hata değildir aslında.

Bu kelime, insanın en savunmasız kaldığı anda aldığı en ağır yarayı tarif eder. Çünkü ihanet, güvenin tam kalbine saplanan bir hançerdir. Güven, elle tutulmaz, gözle görülmez ama iki insan arasında kurulmuş en güçlü bağdır.

Sanki görünmez bir köprü gibi; ama bir kere inşa edildi mi, dağları bile yerinden oynatabilir. İşte bu yüzden, ihanet çoğu zaman en fazla güvendiğimiz kişiden gelir. Çünkü o kişiye karşı tüm kalkanlarımızı çoktan indirmişizdir.

Antik Yunan düşünürlerinden Epiktetos’un bir sözü vardır: “Kime değer verirsen, ona kendini rehin bırakırsın.” Bu, kulağa çok sert gelebilir ama aslında çok tanıdık bir duygudur. Sevdiğimiz, inandığımız, değer verdiğimiz biriyle aramızda bir bağ kurarız; bir nevi ona kendimizi emanet ederiz. Ve işte ihanet, tam da bu teslimiyetin üzerine çöken kara bir gölge gibi gelir.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve cukurovapress.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.