DOĞAN GÜLBASAR
Köşe Yazarı
DOĞAN GÜLBASAR
 

Emekleye emekleye…

    Çocukluğumda Anti Komünist abilerimiz Sovyetler Birliği’nde emeklilerin iğneyle öldürülüp cesetlerinin sabun fabrikasına gönderildiğini anlatırdı. Dehşet içinde dinlerdik. “Niye?” diye sormadan edemezdik. Sovyetler Birliği ve diğer sosyalist ülkelerde insanlar devlet için çalışır ve tüm ihtiyaçları devlet tarafından karşılanırdı. Böyle olunca insanlar üretimden çekildiği için emeklilik yaşına geldiğinde devlete yük olurdu. Devlet de bu yükten kurtulmak için yaşlıları sabun fabrikasına gönderirmiş. Mantık buydu. Emekliler devlete yük olduğu için sabun yapılıyormuş. Emperyalizmin kara politikasını bizim saf abilerimiz de bizlere inanarak anlatıyordu. Son günlerde Türkiye’de emeklilerle ilgili tartışmalar çocukluğumun bu ilginç anısını zihnimin derinliklerinden alıp bilinç üstüne çıkardı. Çünkü artık ülkemizde emekliler kendilerini devlete, millete yük olarak görmeye başladılar. Ya da öyle bir algı oluşturulmaya çalışılıyor. Emekli maaşlarının açlık sınırı bile değil, asgari ücretin çok altında olmasına karşın yönetenlerin sürekli emeklileri eziklemesi de bu algıyı besliyor. Emekliler sanki on yıllarca çalışıp, emek verip prim ödememiş de belli bir yaşa gelince devletten ulufe alıyormuş gibi davranılması çok inciticidir. Açlık sınırının 30 bin liranın üzerinde, temel ihtiyaçları bile karşılamayan asgari ücretin 28 bin lira olduğu ülkemizde en düşük emekli maaşının 20 bin lira, ortalama emekli maaşının da 25 bin lira olması kimin ayıbıdır, acaba! Günümüzde emekliye ödenen maaş olmaktan çıkmış, adeta sosyal yardıma dönüşmüştür. Buna karşın emekli sayısından ve emeklilerin ortalama ömrünün yüksek olmasından şikayet edilmektedir. Sık sık dile getirilen bu görüşler zaten çok zor koşullarda yaşamını sürdürmeye çalışan emeklilerin öfkesini haklı olarak daha da büyütmektedir. Emekliyi kendisine yük gören bir yönetim anlayışının büyüklerine saygısı kalmamış demektir. Vergi borcu affedilen devletin kadrolu müteahhitlerine, geçiş garantili köprü ve otoyollar ile müşteri(!) garantili şehir hastanelerine yüz milyarlarca lira kaynak bulan iktidar temsilcilerinin iş emekliye gelince topu taca atması öncelikleri konusunda hepimize bir fikir vermelidir. Türkiye’de herkese yetecek kaynak vardır. Yeter ki gelir dağılımında eşitliği isteyelim. Ülkemizin sorunu kaynaklar çalışana, emekliye mi aktarılacaktır yoksa sermaye mi palazlandırılacaktır? Mesele budur. Mesele öncelik meselesidir. Emekliye emekçiye mi verilsin… Zengine mi aktarılsın… Bir de enflasyon mesele var. Emekliye verilecek her fazladan bir liranın enflasyonu aynı oranda artıracağını savunanlar hem ekonomi cahilidir hem de vicdan yoksunudur. Emeklinin beklentisi zorunlu ihtiyaçlarını karşılamaktır. Barınsın, giyinsin ve karnını doyursun. Fazla bir beklentisi yoktur. Siz emekliye vermediğiniz ama ülkenin yüzde 10’luk üst tabakasına aktardığınız kaynakların ne olduğunu sanıyorsunuz. Lüks tüketim ve israfa dayalı yaşam tarzı ile asıl enflasyonu azdıran onlardır. Emeklinin bugünkü durumunun kaynakla filan ilgisi yoktur. Emekliden, emekçiden yana mısınız, Yoksa zenginden yana mı? Her şey bu sorunun cevabından gizlidir.  
Ekleme Tarihi: 21 Ocak 2026 -Çarşamba

Emekleye emekleye…

 

 

Çocukluğumda Anti Komünist abilerimiz Sovyetler Birliği’nde emeklilerin iğneyle öldürülüp cesetlerinin sabun fabrikasına gönderildiğini anlatırdı. Dehşet içinde dinlerdik. “Niye?” diye sormadan edemezdik. Sovyetler Birliği ve diğer sosyalist ülkelerde insanlar devlet için çalışır ve tüm ihtiyaçları devlet tarafından karşılanırdı. Böyle olunca insanlar üretimden çekildiği için emeklilik yaşına geldiğinde devlete yük olurdu. Devlet de bu yükten kurtulmak için yaşlıları sabun fabrikasına gönderirmiş.

Mantık buydu. Emekliler devlete yük olduğu için sabun yapılıyormuş. Emperyalizmin kara politikasını bizim saf abilerimiz de bizlere inanarak anlatıyordu.

Son günlerde Türkiye’de emeklilerle ilgili tartışmalar çocukluğumun bu ilginç anısını zihnimin derinliklerinden alıp bilinç üstüne çıkardı.

Çünkü artık ülkemizde emekliler kendilerini devlete, millete yük olarak görmeye başladılar. Ya da öyle bir algı oluşturulmaya çalışılıyor. Emekli maaşlarının açlık sınırı bile değil, asgari ücretin çok altında olmasına karşın yönetenlerin sürekli emeklileri eziklemesi de bu algıyı besliyor. Emekliler sanki on yıllarca çalışıp, emek verip prim ödememiş de belli bir yaşa gelince devletten ulufe alıyormuş gibi davranılması çok inciticidir.

Açlık sınırının 30 bin liranın üzerinde, temel ihtiyaçları bile karşılamayan asgari ücretin 28 bin lira olduğu ülkemizde en düşük emekli maaşının 20 bin lira, ortalama emekli maaşının da 25 bin lira olması kimin ayıbıdır, acaba! Günümüzde emekliye ödenen maaş olmaktan çıkmış, adeta sosyal yardıma dönüşmüştür.

Buna karşın emekli sayısından ve emeklilerin ortalama ömrünün yüksek olmasından şikayet edilmektedir. Sık sık dile getirilen bu görüşler zaten çok zor koşullarda yaşamını sürdürmeye çalışan emeklilerin öfkesini haklı olarak daha da büyütmektedir. Emekliyi kendisine yük gören bir yönetim anlayışının büyüklerine saygısı kalmamış demektir.

Vergi borcu affedilen devletin kadrolu müteahhitlerine, geçiş garantili köprü ve otoyollar ile müşteri(!) garantili şehir hastanelerine yüz milyarlarca lira kaynak bulan iktidar temsilcilerinin iş emekliye gelince topu taca atması öncelikleri konusunda hepimize bir fikir vermelidir. Türkiye’de herkese yetecek kaynak vardır. Yeter ki gelir dağılımında eşitliği isteyelim. Ülkemizin sorunu kaynaklar çalışana, emekliye mi aktarılacaktır yoksa sermaye mi palazlandırılacaktır? Mesele budur. Mesele öncelik meselesidir.

Emekliye emekçiye mi verilsin…

Zengine mi aktarılsın…

Bir de enflasyon mesele var. Emekliye verilecek her fazladan bir liranın enflasyonu aynı oranda artıracağını savunanlar hem ekonomi cahilidir hem de vicdan yoksunudur. Emeklinin beklentisi zorunlu ihtiyaçlarını karşılamaktır. Barınsın, giyinsin ve karnını doyursun. Fazla bir beklentisi yoktur. Siz emekliye vermediğiniz ama ülkenin yüzde 10’luk üst tabakasına aktardığınız kaynakların ne olduğunu sanıyorsunuz. Lüks tüketim ve israfa dayalı yaşam tarzı ile asıl enflasyonu azdıran onlardır.

Emeklinin bugünkü durumunun kaynakla filan ilgisi yoktur.

Emekliden, emekçiden yana mısınız,

Yoksa zenginden yana mı?

Her şey bu sorunun cevabından gizlidir.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve cukurovapress.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.