GÜL YILMAZ
Köşe Yazarı
GÜL YILMAZ
 

Alıştıkça kaybettiklerimiz

Son zamanlarda ülkece yaşadığımız aslında sıradan olmaması gereken ama nedense sıradanlaşan birçok olumsuz ve üzücü olaylar yaşamaya ve duymaya başladık. Evet duymaya başladık ama ne yaptık ya da ne yapmadık? Örneğin toplumsal şiddet arttı. Eskiden okullar eğitim ve huzur alanlarıydı. Şimdiler de ise yerini endişeye bıraktı. Okullarda artık çocuklarımızın akran zorbalığına maruz kaldığını sık sık duyar olduk. Eskiden öğretmene değil şiddet, olumsuz bir kelime kullanmak bile çok yadırganırdı. Peki şiddet var mıydı? Hayır! Neden yoktu biliyor musunuz? Her şeyden önce çocukların ahlakına önem verilirdi. Ahlaklı bireyler yetiştirmek azizim... Evlerde, sokaklarda, trafikte kısacası her yerde toplumsal şiddet arttı. Peki biz ne yaptık? Alıştık... Örneğin ekonomi ve yoksulluk. Eskiden "orta direk" dediğimiz bir kesim vardı. Şimdi var mı? Emekliler emekli ikramiyesi ile çok rahat bir ev alabiliyorlardı. Şimdiyse değil ev almak, ucuz otel odalarında yaşam mücadelesi veriyorlar. Acaba kira tutarlarının emekli maaşından daha yüksek olmasından kaynaklanıyor olabilir miydi? "Emekliler eskiden bayram ikramiyesi almıyorlardı" bahanesiyle emeklilere bayram ikramiye uygulaması iptal edilmeye çalışılıyor. Evet eskiden bayram ikramiyesi yoktu. Ama zaten emeklilerin bayram ikramiyesine ihtiyaçları yoktu. Çalışan yoksulluğu diye bir şey var şimdilerde. Yani çalışıp yine de yetememek. Market, Pazar vs. fiyatlarına bakıp artık şaşırmıyoruz mesela. Zenginin, işverenin çalışanla aynı oranda vergi vermesini sorgulamıyoruz. Yani alıştık. Türkiye'den başka ülkelere nitelikli insanların göçüne ne demeli? Şuan bunun etkisini çok hissetmiyor olabiliriz ama bir süre sonra bunun reçetesi her alanda bize olumsuz yönde çıkacak. Düşünsenize sağlıkta, eğitimde, teknolojide yurtdışına göç vermemizi. Bir süre sonra işin ehli olan nitelikli personele ulaşamayacağız. Nasıl birdenbire böyle oldu diye soracak olursak, alıştık cevabını vereceğiz. Vicdan ve toplumsal duyarlılığa ne demeli? Mesela "beni ilgilendirmez" yada sosyal medyada kısa süreli tepki, maksat elalem görsün. Empatiye ne demeli? Empatmiyiz yoksa bana necimiyiz? Yani alıştık. Kültürel ve ahlaki erezyona ne demeli? Yüzdeye vuracak olursak ülkem insanının kaçta kaçı kitap okuyor? Ama neden okusun ki? Sabah programlarındaki ahlaksız konular ve muhabbetler daha önemli değil mi? Ya da vurdulu kırdılı, mafya bari diziler ve filmler. Aman Allahım kadına o tokatı nasıl salladı? Değil mi? Saygı, sabır, merhamet gibi kavramlar zayıfladı. İnsan ilişkileri yüzeyselleşti. Yani alıştık. Celal Şengör Hocamızın çok güzel bir cümlesi var. "Senin cahilliğin benim yaşamımı etkiliyor; eğitimi zorla yapacaksın." Kesinlikle katılıyorum. Aslında buna alışmamız gerekmiyor mu? Hayvanlara yapılan şiddet artık sosyal medyada bir kaç gün konuşulup unutulan bir içerik değil; toplumun duyarlılık eşiğini test eden bir gerçekliktir. Çocukların yoksulluğu, ihmal edilmesi, eğitim ve güvenlik sorunları ise istatistiklere sıkışmış birer sayı gibi görülür hale gelmiştir. Doğa ise en sessiz mağdurdur. Kesilen her ağaç, kirletilen her su, yok edilen her yaşam alanı bize telafisi çok zor izler bırakır. Ama bunu ancak afet olduğunda hatırlarız. Yani buna da alıştık. Oysa alıştığımız her acı yani normalleştirdiğimiz her anormallik büyüyen bir vicdana değil, küçülen bir topluma işaret eder. Bir ülke en çok ne zaman kaybeder biliyor musunuz? Kaybettiklerine alıştığı zaman. Alıştıkça duyarsızlaştık, duyarsızlaştıkça kabullendik, kabullendikçe kaybettik... Ama şunlara alışabiliriz. Güzel bir ekonomiye, gençlerimizin başarılarına, refah bir topluma, kültürlü ve medeni bir topluma, ülkece kendimizi güvende hissetmeye ve huzura... Neden bunlara alışmayalım ki? Çok mu zor? Aslında her şey elimizde. Karar mercii biziz. Çünkü çoğunluk biziz. Seçen biziz. İşte o zaman alıştıkça kaybetmeden ziyade, alıştıkça kazanacağız...     Gulberksu Hotmail.com
Ekleme Tarihi: 27 Nisan 2026 -Pazartesi

Alıştıkça kaybettiklerimiz

Son zamanlarda ülkece yaşadığımız aslında sıradan olmaması gereken ama nedense sıradanlaşan birçok olumsuz ve üzücü olaylar yaşamaya ve duymaya başladık. Evet duymaya başladık ama ne yaptık ya da ne yapmadık?

Örneğin toplumsal şiddet arttı. Eskiden okullar eğitim ve huzur alanlarıydı. Şimdiler de ise yerini endişeye bıraktı. Okullarda artık çocuklarımızın akran zorbalığına maruz kaldığını sık sık duyar olduk. Eskiden öğretmene değil şiddet, olumsuz bir kelime kullanmak bile çok yadırganırdı. Peki şiddet var mıydı? Hayır! Neden yoktu biliyor musunuz? Her şeyden önce çocukların ahlakına önem verilirdi. Ahlaklı bireyler yetiştirmek azizim...

Evlerde, sokaklarda, trafikte kısacası her yerde toplumsal şiddet arttı.

Peki biz ne yaptık? Alıştık...

Örneğin ekonomi ve yoksulluk. Eskiden "orta direk" dediğimiz bir kesim vardı. Şimdi var mı? Emekliler emekli ikramiyesi ile çok rahat bir ev alabiliyorlardı. Şimdiyse değil ev almak, ucuz otel odalarında yaşam mücadelesi veriyorlar. Acaba kira tutarlarının emekli maaşından daha yüksek olmasından kaynaklanıyor olabilir miydi? "Emekliler eskiden bayram ikramiyesi almıyorlardı" bahanesiyle emeklilere bayram ikramiye uygulaması iptal edilmeye çalışılıyor. Evet eskiden bayram ikramiyesi yoktu. Ama zaten emeklilerin bayram ikramiyesine ihtiyaçları yoktu. Çalışan yoksulluğu diye bir şey var şimdilerde. Yani çalışıp yine de yetememek. Market, Pazar vs. fiyatlarına bakıp artık şaşırmıyoruz mesela. Zenginin, işverenin çalışanla aynı oranda vergi vermesini sorgulamıyoruz. Yani alıştık.

Türkiye'den başka ülkelere nitelikli insanların göçüne ne demeli? Şuan bunun etkisini çok hissetmiyor olabiliriz ama bir süre sonra bunun reçetesi her alanda bize olumsuz yönde çıkacak. Düşünsenize sağlıkta, eğitimde, teknolojide yurtdışına göç vermemizi. Bir süre sonra işin ehli olan nitelikli personele ulaşamayacağız. Nasıl birdenbire böyle oldu diye soracak olursak, alıştık cevabını vereceğiz.

Vicdan ve toplumsal duyarlılığa ne demeli? Mesela "beni ilgilendirmez" yada sosyal medyada kısa süreli tepki, maksat elalem görsün. Empatiye ne demeli? Empatmiyiz yoksa bana necimiyiz? Yani alıştık.

Kültürel ve ahlaki erezyona ne demeli? Yüzdeye vuracak olursak ülkem insanının kaçta kaçı kitap okuyor? Ama neden okusun ki? Sabah programlarındaki ahlaksız konular ve muhabbetler daha önemli değil mi? Ya da vurdulu kırdılı, mafya bari diziler ve filmler. Aman Allahım kadına o tokatı nasıl salladı? Değil mi? Saygı, sabır, merhamet gibi kavramlar zayıfladı. İnsan ilişkileri yüzeyselleşti. Yani alıştık.

Celal Şengör Hocamızın çok güzel bir cümlesi var. "Senin cahilliğin benim yaşamımı etkiliyor; eğitimi zorla yapacaksın." Kesinlikle katılıyorum. Aslında buna alışmamız gerekmiyor mu?

Hayvanlara yapılan şiddet artık sosyal medyada bir kaç gün konuşulup unutulan bir içerik değil; toplumun duyarlılık eşiğini test eden bir gerçekliktir. Çocukların yoksulluğu, ihmal edilmesi, eğitim ve güvenlik sorunları ise istatistiklere sıkışmış birer sayı gibi görülür hale gelmiştir.

Doğa ise en sessiz mağdurdur. Kesilen her ağaç, kirletilen her su, yok edilen her yaşam alanı bize telafisi çok zor izler bırakır. Ama bunu ancak afet olduğunda hatırlarız. Yani buna da alıştık.

Oysa alıştığımız her acı yani normalleştirdiğimiz her anormallik büyüyen bir vicdana değil, küçülen bir topluma işaret eder.

Bir ülke en çok ne zaman kaybeder biliyor musunuz? Kaybettiklerine alıştığı zaman. Alıştıkça duyarsızlaştık, duyarsızlaştıkça kabullendik, kabullendikçe kaybettik...

Ama şunlara alışabiliriz. Güzel bir ekonomiye, gençlerimizin başarılarına, refah bir topluma, kültürlü ve medeni bir topluma, ülkece kendimizi güvende hissetmeye ve huzura...

Neden bunlara alışmayalım ki? Çok mu zor?

Aslında her şey elimizde. Karar mercii biziz. Çünkü çoğunluk biziz. Seçen biziz.

İşte o zaman alıştıkça kaybetmeden ziyade, alıştıkça kazanacağız...

 

 

Gulberksu Hotmail.com

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve cukurovapress.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.