Bundan iki gün önce, yani 6 Haziran benim doğum günümdü. Yaş 54; ne ara bu yaşa geldim. Zaman ne çabuk geçiyor? Farkına bile varmıyorsun. Eskiden kaç yaşına girdiğimizi çok rahat söyleyebiliyorduk. Ama şimdilerde kibarca yaş aldık diyoruz.
Doğum günleri aslında hayatın bize gönderdiği yıllık faaliyet raporudur. Bir yıl boyunca neler yaptın, neleri erteledin, hangi hayallerin raf ömrünü doldurdu, hangileri hâlâ bekliyor? Takvim diyor ki bir yaş daha aldın, ama cüzdan diyor ki hiç bir şey almadın.
Yeni yaşıma girerken bir kendime baktım, bir etrafıma, sonra memleketime...
Ekonomi büyüyor deniliyor ama, pazar ve marketteki poşet küçülüyor. Emeklinin, çalışanın, ailenin alım gücü azalıyor. Türkiye'deki aylık kira tutarı emeklinin ve asgari ücretle çalışanın maaşını geçmiş. Hatırlıyorum da eskiden doğum günlerimde emekli, ikramiyesiyle çok rahat evini alabiliyordu. Refah artıyor deniyor ama yüzlerde ki tebessüm azalıyor. Siyaset deseniz ayrı bir doğum günü pastası gibi. Herkes mumları üflemek istiyor ama kimse pastanın ücretini ödemek istemiyor.
Ahlak desek; sanki eski bir aile fotoğrafı gibi. Eskiden büyüğe, sağlıkçıya, öğretmene, hayvana, doğaya, kadına, kısacası her şeye bir saygı vardı. Ama şimdilerde sadece duvarda asılı bir aile fotoğrafı gibi. Sadece o fotoğrafa bakıp iç çekiyoruz. Yani iğneyi de, çuvaldızı da kendimize batırmak asla aklımıza gelmiyor. Hatta şimdilerde doğruluk, dürüstlük saflık anlamına geliyor. Daha çok binamız ve daha çok teknolojimiz var. Peki, daha çok komşuluğumuz var mı? Daha çok yolumuz var ama aynı yönemi gidiyoruz? Daha çok konuşuyoruz ama birbirimizi ne kadar dinliyor ya da anlıyoruz?
Bir dilek hakkım olsa ülkem için; daha adil, daha vicdanlı bir toplum, daha dürüst bir siyaset dilerdim. Siyasetçinin kendinden emin, liyakatli ve ülkesi için çalışmasını isterdim. Kendisi için değil. Hakimin, savcının daha adil karar vermesini isterdim; tamamen özgür iradesiyle. Halkımın sabah programlarından çok ,kitap okuyan ve kendisini yöneten kişileri sorgulamasını isterdim. Yani Aysun Kayacı'yı ve Aziz Nesin'i yanıltmasını isterdim... Sağlıkçımın can korkusu olmadan ve emeğinin karşılığını alacağını bilerek hastalara bakmasını ve yurt dışına gitmeyi düşünmemesini isterdim. Öğretmenimin geleceği çocuklarımıza korkusuzca empoze etmesini isterdim. Tarım ve hayvancılıkla uğraşan insanımın hakkının yenilmemesini isterdim.
Bu ülkeyi ne zor şartlarda kuran, bir çok cephede savaşan, cephede bile kitap okuyan, ilke ve inkılâplarıyla bize ışık olan, bir çok ülkeden önce kadınlarımıza seçme ve seçilme hakkı veren ve daha sayamadığım bir çok devrime imza atan M.Kemal ATATÜRK 'ün değerinin anlaşılmasını isterdim. İsterdim, çünkü eğer değeri anlaşılmış olsaydı ben bu doğum günümde bu dilekleri dilemezdim.
Atam sen merak etme. Hani diyorsun ya; muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur. Evet öyle. Senin değerin her geçen gün daha çok anlaşılıyor. Bu millet senin değerini her geçen gün daha iyi anlıyor.
Bu doğum günümde milletimizin senin yolundan daimi gitmesi için mumları üfledim. Yolun yolumdur ATAM
Ha nerde kalmıştık, doğum günüm kutlu olsun
